Rio’da Bir Dönemin Sonu

2016-08-06T17:13:22+00:00 2016-08-06T19:52:33+00:00.

admin69

06/Ağu/16 17:13

Eurohoops.net

Bir çemberin başladığı ve biteceği yeri kestirmek çok zordur. Olimpiyatlar bu konuda yardımcı olacak ve bu durumda Rio, çok çok büyük bir şeyin son bölümü olacak.

By Aris Barkas/ barkas@eurohoops.net

Bir çemberin başladığı ve biteceği yeri kestirmek çok zordur. Olimpiyatlar bu konuda yardımcı olacak ve bu durumda Rio, çok çok büyük bir şeyin son bölümü olacak.

Son 16 yılda basketbol dünya çapında patlama yaşadı ve artık bir jenerasyonun uluslararası yıldızları sahalara veda etmeye hazırlanıyor. Arjantin, İspanya, Fransa veya Litvanya kendilerini ABD dominasyonuna karşı mücadele etmeye hazır takımlar haline getirdi. Sporun görüntüsü bir kez daha değişti. 1992’deki orjinal rüya takımdan sonra bir değişim yaşandı.

2002’de ABD, Paul Pierce gibi yıldızlarla dolu kadrosuyla Indianapolis’teki FIBA Dünya Şampiyonası’nda ancak altıncı olabildiğinde daire tamamlandı. Yugoslavya, -pratikte Sırbistan ve Karadağ- Arjantin ve İspanya, ABD’yi bu turnuvada yenmeyi başardı ve basketbol artık net olarak bir Amerika oyunu olmaktan çıktı.

Bu durum 2004 Olimpiyatları’nda da aynen tekrar etti. ABD; Porto Riko, Litvanya ve yarı finalde Arjantin’e yenildi. Allen Iverson, Tim Duncan gibi önemli yıldızların yanında Dwyane Wade, LeBron James ve Carmelo Anthony gibi genç yıldızlarına rağmen bir zamanların rüya takımı üçüncü olabildi.

Sonrasında işler değişti. 2006 FIBA Dünya Şampiyonası öncesinde ABD, bir kimya oluşturamayan NBA yıldızlarıyla başarılı olunamayacağını anlayarak, milli takımda devamlılık esasını kurmaya karar verdi. Efsane Mike Krzyzewski takımın başına getirildi ve en iyi yıldızların çağırıldığı takımda sadece Kobe Bryant yoktu. Bir kez daha bu yeterli olmadı. Yunanistan, yarı finalde ABD’yi devirdi. Krzyzewski’nin göreve geldiğinden bu yana aldığı tek yenilgi oldu. Sakatlığı bulunan Pau Gasol’den yoksun İspanya altın madalyanın sahibi olurken, ABD’nin son altın madalya kazandığı 2000 Olimpiyatları sadece bir anı olarak kaldı.

2004 ile 2006 yılları arasında yeni bir çemberin oluşmaya başladığını tartışabiliriz. ABD tekrar dünyanın zirvesine çıkmaya çalıştı. Gerçek bir efor ortaya koyarak, bir plana sadık kalmalarına rağmen Arjantin, İspanya ve Yunanistan’ın altın jenerasyonları yollarına taş koydu. Tıpkı 2002’deki Sırbistan gibi.

Bu daire Yunan Milli Takımı için çok önce tamamlandı ancak Arjantin, İspanya ve Fransa, ABD’yi yenemese de birkaç harika takıma daha sahip oldu. Rio son dans olacak ve bir kez daha bir şeyler değişecek.

ABD, 2008’den bu yana bütün büyük turnuvaları kazanarak zirveye çıktı. 2008’de sadece İspanya finalde onlara gerçek bir maç oynama fırsatı verebildi. “Koç K”nin kenarda oturduğu son yazdı. Bir başka efsane Gregg Popovich onunla yer değiştirmeye hazır. Bu turnuva kesinlikle ABD’nin hanedanlığının çöküşü ve kefaretini içeren çok enteresan bir basketbol bölümünü kapatacak.

Yapamayabilirsiniz ancak Manu’nun vahşi çetesinin, Tony Parker’ın Fransa’yla son dansının ve Pau Gasol’ün direnci ve görkeminin son gösterimlerini izleyin. Maalesef sporcular Rio Oyunları’nda spot ışıkları altında değiller -iyi sebeplerle- ancak öyle ya da böyle tarih basketbol salonlarında yazılacak.