Karşıyaka’da Pes Etmeyen Bir Adam: Alp Karahan

2017-03-01T12:24:36+00:00 2017-03-01T14:38:42+00:00.

Utkan Sahin

01/Mar/17 12:24

Eurohoops.net

Pınar Karşıyaka’nın 18 yaşındaki genç oyuncusu Alp Karahan, İzmir ekibinde oynamaya başlaması, yaşadığı süreç ve gelecek planlarıyla ilgili açıklamalar yaptı.

by Utkan Şahin / info@eurohoops.net

Henüz 18 yaşında Pınar Karşıyaka formasıyla FIBA Şampiyonlar Ligi’nde oynayan, özellikle grup aşamasında oynanan sekizinci hafta maçında Oradea’ya karşı 26 dakikada 14 sayı ve 4 asistlik performansıyla dikkatleri üzerine çeken Alp Karahan, Şampiyonlar Ligi’nde ortalama 8.5 dakika süre alarak 3.5 sayı ortalaması tutturdu. Ligin en özel genç oyuncularından biri olan Alp ile basketbol serüvenini ve planlarını konuştuk.

Ligde 1998 doğumlu olup da süre alan altı oyuncudan biri olan Alp Karahan, bu altı oyuncu arasında da en dikkat çeken isim. Alp’i maç içerisinde izlediğiniz zaman Karşıyaka gibi hedefleri olan bir takım da oynamasına rağmen sadece süreyi doldurmak için sahada olmadığını görebiliyorsunuz. Oyuna girdiği zaman sorumluluk almaktan asla çekinmeyen Alp, parkede bulunduğu her saniye karakteristik özelliklerini yansıtan tipte bir oyuncu.

Alp’ın basketbol kariyerini dinlediğimiz zaman iki şey dikkatimi çekti. Birincisi asla pes etmemesi. İkincisi ise özgüveni. Bizim ülkemizde özgüven ile şımarıklık karıştırılır. Özgüvenli oyuncular, aslında şımarıkmış gibi gösterilir ancak her işte olduğu gibi basketbolda da özgüven olmadan başarılı olmanız çok mümkün değil. Alp’in de Karşıyaka’da süre almaya başladığı zaman ortaya koyduğu en özelliği kendine olan güveniydi. Bizler genellikle Türk basketbolunda, genç oyuncuların şut atması gerektiği zaman o şutu atamamasına alışığız. Alp ise farklı. O şutun doğru olduğunu düşünüyorsa el üstü atmaktan bile çekinmiyor: Kendime güveniyorum. Özgüvenli bir oyuncu olduğumu düşünüyorum. Karşıyaka’nın bütçesinin düşmesi, yeni koçun genç oyuncu sevmesi gibi konular benim için çok büyük bir şans oldu. Ben de elime geçen fırsatı sürekli çalışarak artırmaya çalıştım. Belki başlarda bunu iyi değerlendiremedim. Çabuk adapte olamadım ancak oynaya oynaya, gözlemleye gözlemleye kendimi adapte ettim ve üst seviyede oynadım.”

Sporla uğraşan birçok genç gibi Alp de bir yerden sonra spor ile eğitimi arasında karar vermek zorunda kalmış. Mersin’de Fen Lisesi’ni kazanacak kadar iyi bir öğrenci olan 18 yaşındaki genç, ailesinin de desteğiyle sporu seçmeye karar vermiş. Kendisi gibi sporcu olan ve Eczacıbaşı’nın altyapısında voleybol oynayan kardeşinin izinden gidip denemelere gitmeye karar vermiş. Alp o dönemi şu şekilde anlatıyor: Mersin’de yıldız şampiyonası iyi bir şekilde tamamladıktan sonra babamla konuştuk, çünkü bir karar vermem gerekiyordu. Derslerim de iyiydi. Fen lisesini kazanmıştım. Konuştuktan sonra ailemin de desteğiyle basketbol yolunda gitmeye karar verdim. Önce İstanbul’da Beşiktaş ve Yeşilyurt ile denemelere çıktım. Sonra bacağımdaki sakatlık yüzünden doktor olan dayımın yanına İzmir’e geldim. Sonra gelmişken Karşıyaka’da da şansımızı deneyelim dedik. Karşıyaka’nın genç kadrosu tamamlanmıştı. O yüzden beni Genç B takımına alabileceklerini söylediler. Ben de ailemle konuştum. 1 sene denemeye karar verdik. Sonra burada lojmanda kalmaya başladım. Çok zorlandım ilk başta. Sonuçtan ailenden uzaktasın. Farklı bir yerdesin.

17 yaşındasınız. Hiç bilmediğiniz bir şehirde, ailenizden uzaksınız. Genellikle bu tarz hikayelerin gidişatı iyi bitmez ama Alp için farklı gelişti. O zaman 17 yaşında olan Alp, kolay yolu seçip pes etmektense mücadele etmeye devam etti ve kendisini tamamen basketbola verdi. Onu dinleyince aslında normal olanın bu olduğunu hissediyorsunuz. Basketbola başladığı günden beri oyununun sürekli eleştirildiğini söyleyen Alp, sürekli çalışarak bu eleştirileri yenmeye çalıştığını dile getirdi: “Kafamda bir yol çizmeye karar verdim. Madem bu kadar zorlanıyorum, ailemden uzağım… Ben de her şeyimle basketbolla uğraşacağım dedim. Kendime her gün için bir hedef belirledim. Eksiklerimi kapatmak için sürekli çalıştım. Mesela lojmanda kalırken, X sayıda şut sokmadan antrenmanı bitirmeyeceğim dedim. Lojman ile salon da yakın olunca da çok fazla özel antrenman yapma şansı buldum. Buraya ilk geldiğimde çok eleştirildim. Şutum, dribbling yeteneğim, ikili oyun bilgim konusunda yetersiz olduğum düşünüldü ancak hep antrenman yapmak hem de b takımda sürekli maçlarda oynamak beni çok geliştirdi. Ben de hiç bıkmadan devam ettim. Burada kondisyonerimizle çalıştım. Ayak hızımı artırmaya çalıştım. Kendimi Genç A seviyesine çıkarmak için sürekli geliştirdim. Genç A yılımdaysa TB2L’de de mücadele etmeye başladım. Aslında ilk başta çok zorlandım. Çünkü bir anda kendimi tecrübeli, fizikli oyuncuların karşısında buldum ama özgüvenim sayesinde ayağa kalkmayı başardım.”

18 yaşındaki Alp, gelecek için hedeflerini ise birbir dizmiş durumda. Alp, bir gün yabancıların da öne geçerek takımının ilk adamı olmak istediğini söylüyor: “Aslında ilk hedefime ulaştım. İlk hedefim süre almak değildi aslında. Sadece bu kadroya girmek istiyordum ama daha fazlası oldu ve süre almayı başardım. Şu an içinse hedefim, yabancıdan sonra ikinci olacak adam olmak. Türkiye Ligi’nde genellikle yabancılar ilk adam oluyor. İlk hedefim onların arkasına geçmek daha sonra da ilk adam olmak.”

18 yaşındaki Alp, bu performansını sürdürürse yakında Euroleague’de de mücadele eden takımların radarını girecek. Fakat son dönemde gördüğümüz yanlış transferlerden sonra Alp’in bu konudaki düşüncelerini merak ettim: “Bence oyuncular 22 yaşına kadar kendilerine güvenecek, süre verecek bir yerde oynamalı. Şu anda Şampiyonlar Ligi seviyesinde oynuyorum. Buradan bir üst seviyeye gidip, Eurocup’ta ya da Euroleague’de oynamak belki iyi bir seçenek olabilir ama o seviyede oturacaksam bu benim için üzücü olur. Kendimi biliyorum. Kenarda oturmak bana iyi gelmez. Bir seviyeye yükseldikten sonra o seviyeden düşmek bana uygun bir şey değil. Benim basketbol oynamadığım gün olduğunu hatırlamıyorum. bulunduğum seviyeden düşmemek istiyorum. Şu an hiç oynamasaydım, muhtemelen herkes ‘Bir alt lige gitsin” diyecekti. Ben böyle bir şey istemiyorum. Basketbola geç başladım. İlk başladığım zaman, şutumu çok eleştiriyorlardı. Ben çalışarak bunu belli bir seviyeye çektim. Şimdi ise hedefim ikili oyunları, açık sahadaki yeteneklerimi geliştirmek. Tabii bunu biraz daha sorumluluk alarak yapabilirim. Bu yaştaki bir oyuncun ikili oyun oynamasına izin verilmesi pek olağan bir şey değil.” 

EuroBasket U18 turnuvası bu yıl ülkemizde düzenlendi. Alınan karar sonrası yaz dönemi yerine sezon içerisinde yapılan turnuvada Milli Takımımız bekleneni veremedi ve ilk turda elendi. O takımın parçalarından biri olan Alp, bekledikleri gibi bir turnuva olmadığını söylüyor: Takıma son gün katılmak zorunda kaldım. Takım arkadaşlarımı tam olarak tanımadan, setleri bile tam olarak öğrenemeden turnuvada yer aldım. Ama ben takıma güvenerek geldim. Çabuk adapte olacağımı düşündüm ancak beklediğimiz gibi bir turnuva olmadı. Finlandiya maçında istediğimiz basketbolu oynamayınca bizim için hayal kırıklığı oldu. Bundan sonra da milli takımlarda yer almak istiyorum

18 yaşındaki Alp Karahan, bu ülkenin son yıllarda alt yapıdan çıkardığı birçok yetenekten birisi ama onu diğerlerinden ayıran en büyük özelliği sevdiği oyun için sürekli mücadele etmesi. Sorumluluklarını yerine getirmek için mücadele etmesini bilen insanlar, özgüvenli olur. Alp, bunu genç yaşında öğrenmiş. Daha da önemlisi bunu basketbol stiline yansıtıyor. Basketbol salonundan çıkmak istemeyen, 18 yaşındaki bir adam o ve ileride Türk basketbolunun en önemli oyuncularından biri olabilecek yeteneği ve özgüveni var.

Alp’i hala izlemediyseniz, Turkish Prospect’in onun için hazırladığı videoyu izleyebilirsiniz.