Dunston: “Bu Başarıda Aslan Payı Koç Ataman’ın”

by Buğra Uzar / info@eurohoops.net

Anadolu Efes, çok uzun yıllar süren Final Four hasretini bu sezon dindirdi ve lacivert-beyazlı temsilcimiz 17-19 Mayıs tarihleri arasında Vitoria-Gasteiz’de düzenlenecek Final Four’da yer almaya hak kazandı.

Takımın tecrübeli isimlerinden Bryant Dunston, zorlu mücadeleler öncesi Eurohoops’un sorularını içtenlikle yanıtladı.

Huzurlarınızda Dunston’ın açıklamaları…

– Öncelikle Final Four için tebrikler. Orada olacağın için heyecanlı mısın?

– Teşekkürler. Evet, elbette. Tabii ki heyecanlıyım. Sezon öncesi birileriyle konuşuyordum, kim hatırlamıyorum. Bana uzun süredir Final Four oynamıyorsun dedi. Dedim ki ‘Bu sene kalacağım. Orada görüşürüz.’ Böyle dedim ve neticede işe yaradı. Gerçek oldu.

 – Bu senin yeni yöntemin olabilir.

– Evet, belki. Önümüzdeki sezon başlamadan kim olduğunu hatırlayabilirsem o konuştuğum kişinin, olabilir.

– Sezon içerisinde durup “Sanırım Final Four’a gidiyoruz” dediğin an ne zamandı?

– Sezon başında yeni oyuncular geldi ve herkes birbiriyle anlaşmaya, sağlıklı kalmaya, bir yol bulmaya çalışıyordu. Hücum anlamında gerçekten iyi bir takımımız olduğunu biliyordum. Savunmada ise potansiyelimiz vardı ancak oyunun iki tarafını da birlikte kontrol etmeyi öğrenirsek gerçekten özel bir takım olabileceğimizi düşündüm. Bu da sezonun ortalarına doğru oldu. İyi bir fikstürümüz vardı ve birkaç maçı iyi geçtik. İşler istediğimiz gibi gitti.

– Dediğin gibi bu takım yeni bir takım. Bu sezon çok kaliteli oyuncular geldi. Sezona iyi başladınız ancak bazı maçlar kaybettiniz. Bazı şüpheler yükseldi. “Efes yine başaramayacak” diyenler oldu ancak Final Four’dasınız. Bu konuda neler söylemek istersin?

– Burada olduğumuzu ve başardığımızı bilmek gerçekten güzel. Bir EuroLeague maçı izliyordum. Spikerler üst düzey takımlardan bahsediyorlardı, özellikle ilk 4’ten. Fenerbahçe liderdi ve iyi olmaları bekleniyordu. CSKA ve Real Madrid de vardı. Anadolu Efes’in sürpriz olduğunu ama yakında düşüşe geçmemizi beklediklerini söylediler. Ben de dedim ki “Neden düşelim? İyi takımız. Birlikte oynuyoruz, doğru oynuyoruz. Koç iyi iş çıkarıyor. Neden düşelim?” İnsanların bizden emin olmadığını görmek de ekstra bir motivasyon yarattı.

– Yani bu sizin için ekstra bir motivasyon mu oldu?

Kişisel olarak benim için. Takım arkadaşlarıma söylemedim ama bunu da aklımın bir köşesinde tuttum.

– Bu başarı, senin için daha özel bir başarı olsa gerek. Çünkü bir süredir buradasın ve kulübün ikonik oyuncularından birisin. Taraftarlar seni çok seviyor. Bu başarı sonrası nasıl hissediyorsun?

– Bunun bir parçası olmak onur. Bu takım bir süredir burada değildi, biliyorum. Ben dört yıldır buradayım. Bu süreçte ortaya koyduğumuz tüm çalışmayı gösteriyor. Her yıl geri dönmeye çalışıyorduk, hedef buydu. Buraya dönmek bir şey, buradan sonra bir de kazanmak var. Hala yapacağımız şeyler var. Yine de şu ana kadar yaptıklarımızdan ötürü gururluyum. Taraftarlar ve bu takımla ilişkili herkes için mutluyum.

– Barcelona serisi gerçekten muhteşem oldu. Buradaki beşinci maç iki kaliteli takım arasında büyük bir savaş oldu. Son maçı nasıl kazandınız ve bu seriyle ilgili neler söylemek istersin?

– Barcelona sert bir takım. Tarihi olarak da çok iyi bir takım. İyi oyuncuları ve seride işleri nasıl değiştirebileceğini bilen zeki bir koçları var. Uyum sağlamamız zor oldu ancak doğru ayarlamaları yaptık. Koç bazı maçlarda savunma ve hücumu değiştirdi. Kendimizde kalmamızı ve topu paylaşmamızı sağladı. Harika bir seriydi, taraftarlar umarım keyif almıştır. Ama eminim bizim taraftarlarımız daha çok keyif almıştır çünkü kazandık.

– O maçta salon da muhteşemdi. Sezon boyu harika atmosferler gördük ama beşinci maçta farklı bir durum vardı. Koç Ataman’ın “Efes ruhu geri döndü” demecini de kanıtlıyor bu durum. Bunu birkaç kez söyledi kendisi. Bu ruhu nasıl tanımlarsın ve bu durum size nasıl yardımcı oldu?

– Çok yardımcı oldu. Çünkü o maçlarda, Barcelona maçında da bizi koşturuyorlardı. Çünkü basketbolda büyük takımlar koşarak oynuyor. Büyük bir fark bulduğumuzda rakip geri dönüyorsa taraftar olmayınca ayakta kalmak daha zor. Taraftarlar tezahürat yapıp alkışladığında, hakemler üzerinde baskı kurup birkaç düdük çaldırdığında bunlar gerçekten önemli oluyor. Tüm sezon taraftarımız harikaydı. Onları Vitoria’da da görmeyi umuyorum.

– Koç Ataman, bu noktada olmanızın temel sebeplerinden biri. Sezon içerisinde kendisi çok kez “Efes Final Four’da olacak, Efes EuroLeague’i kazanacak” dedi. Böylece bir anlamda kulübü buna inandırdı. Bununla ilgili ne söylemek istersin? Bu sizi nasıl motive etti?

– Kişisel olarak her yıl benim için hedef önce playofflar, sonra Final Four, sonra da kazanmak. Ben böyle çalışıyorum. Ama bence herkes için kafa yapısıyla alakalı. Eğer yeterince duyduğunuz bir şeye inanırsanız “Epey iyiyiz, Final Four’a kalabiliriz” diyorsunuz. Herkesin özgüvenine yardımcı oldu bu durum. Herkesin moralini yükseltti. Oyunculara çok büyük güven verdi. Bizi sahada her şeyi yapabileceğimize inandırdı. Asla “Şut atmayın, bunu yapmayın” demedi. Takım ruhunu ayağa kaldırdı ve organizasyonun gidişatını değiştirdi.

– Geçen sezon sizin için felaket geçti. Önceki sezonu son sırada bitirip ertesi sezon Final Four’a giden bir takım hatırlamıyorum. Siz bunu nasıl başardınız, bu konuda neler söylemek istersin?

– Aslan payı koçun burada. Çok iyi oyuncular seçti. Yönetim de bizim için koçun tarzına uyan doğru parçaları buldu. Daha önce burada olan oyuncular da büyük bir öfke ile oynadı. Geçen yıl neler olduğunu hatırlıyoruz. Son sırada olmanın nasıl bir his olduğunu biliyoruz maalesef. Ancak bundan ders aldık. Büyüdük ve bu takımın temellerini attık. Umarım yıllar boyu bunu koruyabiliriz.

– Yarı finalde Fenerbahçe ile oynayacaksınız. Onları da hem Avrupa hem de ligden çok iyi tanıyorsunuz. Onlarla ilgili neler söylemek istersin? Rekabet nasıl olacak?

– Hep rekabet düzeyi yüksek oluyor. Onlarla bu sezon bilmem kaç kez oynadık. Tanıdığımız bir rakibe karşı oynayacak olmamız bir anlamda güzel. Kadrolarını, ne yapmak istediklerini biliyoruz bir anlamda. Final Four’a giderken değiştirebileceğiniz çok bir şey yok. Ancak her zaman bir savaş olacak. Son birkaç aydır yaptığımız gibi eğer fiziksel mücadeleden kaçmaz, sertlik karşısında geri adım atmazsak iyi olacağız.

– Keza diğer rakipleriniz Real Madrid ve CSKA Moskova da yıllardır hep Final Four’da ve bu konuda çok deneyimliler ancak Efes’in ciddi bir Final Four deneyimi yok. Bu deneyim “sıkıntısını” nasıl aşacaksınız?

– Deneyim size sahada maç kazandırmıyor. En azından her zaman kazandırmıyor, bazen kazandırıyor. Ancak çalışmanız lazım. Doğru işleri yapmanız, konsantrasyonunuzu korumanız lazım. Takımdakilere de basının olacağını, basketbol dışında yapılacak çok şey olacağını söyledim. Sahaya çıktığınız zaman basketbola odaklanıyor ve başka hiçbir düşünmüyorsunuz. Oyununuzu oynuyorsunuz. Oynayabileceğiniz kadar sağlam oynayıp kazanmaya çalışıyorsunuz. Neticede bu da basketbol. Doğal içgüdüleriniz sahaya çıktığınız zaman devreye giriyor.

– Takım arkadaşların sana Final Four hakkında sorular soruyor mu? Nasıl olacak gibi?

– Onlar sormuyor da ben fark edince onlarla konuşmaya çalışıyorum. (Gülüyor.) Takımın yaşça büyük oyuncularından biri olarak deneyimlerimi paylaşmaya, tavsiye vermeye çalışıyorum. Çünkü, evet, bir kez oldu ama orada oynadım. Final maçını oynadım. O durumda olmanın, orada kaybetmenin nasıl olduğunu biliyorum.

– Koç, gelecek yıl da bu kadroyu korumak istediklerini söyledi. Bu kadroda gelecek yılı da Real Madrid, CSKA Moskova, Fenerbahçe’nin istikrarı gibi özel kılabilecek potansiyeli görüyor musun?

– Bence bu çok önemli. Başarılıysanız ne yaptığını bilen oyuncularınızı neden tutmayasınız? Bu çok akıllıca. Böylece ayrıca sezon başında takım kimyası üzerine çalışmak zorunda kalmıyorsunuz. Setleri, sistemi biliyorsunuz. Şehri tanıyorsunuz, burada yaşamı biliyorsunuz. Her şeyin farkında oluyorsunuz. Bence aynı çekirdeği korumak çok önemli. Eğer önemli parçalar ekleyebiliyorsanız güzel ama en önemli kısım aynı çekirdeği korumak. Genel olarak da en iyi takımlar bunu yapıyor.

– Sezona üst düzey başlamadın ancak bu noktaya çok çabuk geldin. Kendi performansınla ilgili neler söylemek istersin? Bir ara, özellikle de Barcelona serisinde uzun forvet olarak oynadın. Bu pozisyona nasıl uyum sağladın?

– Komik çünkü koç söyledi bunu bana. Aslında geçen yıl söyledi. Derrick Brown sakat olduğu için 4 numarada oynuyordum. Bana “Seni 4 numarada oynatmayacağız” dedi. (Gülüyor.) Ben de “Ne gerekiyorsa onu yaparım” dedim. 5 numarada oynamak, takıma yardımcı olmaya çalışmak benim için daha iyiydi. Özellikle de savunmada. Hücumda çok fazla post-up oynayamayacağımı, çok fazla kolay sayı bulamayacağımı biliyorum. Bazı kolay basketler bulurum ama çoğunda takım arkadaşlarımın çok çalışması sayesinde sayı bulacağımı fark ettim. Dedim ki “Çok sayıda harika şutörlerimiz var. Ben de yeterli olabilirim. Eğer potaya yeterince iyi devrilebilirsem herkes smaçlamamı bekleyecek. Böylece boş şutlar bulabileceğiz.” İstatistikler umurumda değil, kazanmak önemli benim için. Bunu yapıyoruz ve mümkün olduğunca yardım edebildiğim için memnunum. Savunmada da mümkün olduğunca turnikeyi durdurmaya, rakip için işleri zorlaştırmaya çalışıyorum. Benim işim bu.

– Dediğin gibi bazen devrilince çok iyi smaçlar yapıyorsun. Bunu o an fark ediyor musun yoksa maçı izledikten sonra “Vay be, ne yapmışım!” mı diyorsun?

– Bilmiyorum ki. Smaçlayıp ne olacağına bakıyorum. (Gülüyor.) Çok sayıda takım bunu fark edip bana smaçlayacak alan tanımıyor. Smaçlar güzel ama neticede o da 2 sayı. Pası verip boş üçlük attırmayı tercih ederim.

Basketbol gündemindeki en son gelişmeleri kaçırmamak için tıklayın!

Related Post