Sinan Güler: “Jenerasyon Geçişini Avantaja Çevirebiliriz”

By Eurohoops Team / info@eurohoops.net

İtalya’da gerçekleştirilen kampta değerlendirmede bulunan Sinan Güler, yaklaşık 10 yıldır Ay Yıldızlılarımızla birlikte Bormio kampında çalıştığını belirtti. Tecrübeli oyuncu, kamp çalışmalarıyla ilgili olarak şu değerlendirmede bulundu: “Buradaki en önemli etken; bir nevi hayattan koparak basketbola odaklanabileceğiniz, kondisyon olarak da depolama yaptığımız ve oyun parçalarımızı da en net şekilde çalışabileceğimiz ortam sağlaması. Bu tarz yerlere gelmek, salon ve otel mesafesinin yakın olması, hayattan ve belirli şeylerden kopmak herkes için avantaj. Tabii uzun süreli kamplara böyle başlamak takım kimyasının oluşmasında ve oyuncuların bir arada vakit geçirmesinde önemli bir etken oluyor.”

Büyülü Atmosferi Yeniden Yaşamak İstiyoruz

Avrupa Şampiyonaları’nı, ‘FIBA organizasyonları arasında en çekişmeli olanı’ şeklinde tanımlayan A Milli Takımımızın kaptanı, “Gerçekten basketbol ekollerinin olduğu bir yerde olmak, herkesin kulüplerde belirli seviyelerde çarpıştığı ortamlarda belirli seviyelerde milli takımlara taşımak çekişmeli bir ortam sağlıyor. Bir tarafından baktığımızda, geçtiğimiz yıl itibariyle, Avrupa Şampiyonası’nın dört ülkede başlayıp bir ülkede toplanma algısının izlenebilirliği arttırdığına inanıyorum. Ayrıca organizasyonları yapan ülkelerden de yükler dağılıyor. Ev sahibi olmak her zaman olduğu gibi bizim için çok önemli bir avantaj. 2001 ve 2010 yıllardaki başarılar, o büyülü ve özel atmosferlerle tecrübeyi yeniden yaşamak istiyoruz. Takım olarak karşılaştırma yaptığımızda çekişmenin getirdiği ortamla beraber her maç zorlu olacaktır. Bu noktada nasıl turnuva takımı olduğumuzu, Türk basketbolunun Avrupa’da nerede olduğunu görme adına da bir fırsata sahibiz. Bunu da hazırlık döneminde en iyi şekilde değerlendirmek istiyoruz” dedi.

Ay Yıldızlılarımızın jenerasyon geçiş süreci içerisinde olduğunu belirten Sinan Güler, genç oyuncularımızla ilgili olarak yapmış olduğu değerlendirme şunları söyledi: “Hem benim milli takıma dahil olduğum zamanda abilerimin bırakmış olması hem de Türk basketbolunun şuanda yabancı oyuncu-Türk oyuncu algısı içerisinde bir karar verme aşamasında olması, bu noktada çok önem taşıyor. Jenerasyon geçişi belki dışardan çok büyük dezavantaj olarak görülüyor olsa da oyuncuların hepsi hem kulüplerinde aldıkları/alamadıkları rollerde ve sorumluluklarla kendilerini kanıtlama istekleriyle çok ciddi şekilde hazırlanıyorlar. Avrupa Şampiyonası’nın düzenleniyor olması ve bu organizasyonun Türkiye’de olması belirli avantajlar/dezavantajlara yaratsa da herkes ailesinin, arkadaşlarının ve Türk basketbol severlerin önünde kendilerini kanıtlamak istiyor. Bu noktada da geçiş döneminde olmamızı yapacağımız antrenmanlarla ve birlikte geçireceğimiz zamanla avantaja çevirmek istiyoruz.”

Arkadaşlarımıza Tecrübelerimizi Aktarıyoruz

Avrupa Şampiyonası’nda muhteşem bir atmosferin kendilerini beklediklerini söyleyen başarılı oyuncu, “Her şeyden önce çok özel bir atmosfer olacak. 2010 yılında gerek hazırlık sürecinde yaptığımız diğer turnuvalar gerekse de Ankara’da başlayan ve İstanbul’da devam eden etkiyle oynadığımız basketbol çok daha özel hale geldi. Saha içerisinde de gerek dünyanın öbür ucunda bizleri izleyen Türk basketbol severlerin enerjisini bir şekilde hissettik. O noktada bunu yaşayabilme ihtimali bile çok mühim bir heyecan. Ama aynı zamanda baktığınızda 2010’daki takımdan ben ve Semih buradayız. Bizim de en iyi yapabileceğimiz şey diğer arkadaşlarımıza o ortamın heyecanını doğru kullanacak enerjileri yaratmak olacak. Belki de en büyük görevlerimizden birisi bu…” açıklamasında bulundu.

İlk kez 2008 yılında Macau’da oynanan ABD karşılaşmasında milli takım formasını giydiğini söyleyen Sinan Güler, bu konuyla ilgili olarak ağabeyi Muratcan Güler ile yaşadığı diyaloğu şu şekilde anlattı: “Ağabeyimle bu konuyla alakalı birbirimizle dalga geçiyoruz. Kendisinin oynadığı ilk milli karşılaşma Angola mücadelesi, benim de ilk sahaya girdiğim maç ABD maçıydı… 2008 yılında Olimpiyat Oyunları öncesi Macau’da oynanan karşılaşmaydı… Çok az süre alsam da o maçla milli takım kariyerime başlamak güzel oldu. An olarak ya da maç olarak söylemek istediğim ise; aslında 2010 yılından birkaç maç var… Hem bireysel hem de takım olarak özel karşılaşmalar… 2010 yılındaki Slovenya ve Fransa maçları bireysel anlamda benim için değerliydi. Her zaman da özel… Aynı zamanda takım olarak da Sırbistan maçı hepimizin kariyerlerinin en önemli maçlarından biriydi… Pozisyon olarak da aklıma gelen; benim bireysel açıdan yaptığım genelde turnikeler ve maça belli bir ritim kazandırdığım anlar aklıma geliyor… Hem Slovenya hem Fransa hem de geçtiğimiz turnuvalardaki Avustralya karşılaşması… Ama aynı zamanda son dönemlerde takım içerisinde rol aldığım zamanda hatırladığım da Finlandiya maçında 5 faul alıp kenara gelmiştim. O karşılaşmada Emir’in pasında Cenk’in bulduğu şut en net gözüme gelen an… Elbette Sırbistan maçını bir kenara koyduğumuzda…”

Röportaj: TBF

Related Post