Selçuk Ernak: “Keşke İlk Maçta Macvan ve Lafayette Oynasaydı”

By Eurohoops Team/ info@eurohoops.net

Banvit koçu Selçuk Ernak, TBF resmi sitesine takımı ve Milano’ya elenmeleriyle ilgili bir röportaj verdi.

Geride kalan hafta Emporio Armani Milano ile olan son mücadeleniz sonucu Avrupa arenasına veda ettiniz. Nasıl geçti o noktaya gelene kadar Eurocup süreci sizin için?

Selçuk Ernak: Bizi takip eden herkesin bildiği gibi, geçen sene Eurocup’ta bir Cindirella takımı olduk. Kimsenin beklemediği şekilde son dört takım arasına kaldık ve final şansını Khimki ile mücadelemiz sonucu sadece üç sayı ile kaybettik. Geçen sene ilk defa Avrupa’da son sekiz ve son dört takım arasına kalmış olmamız bizim için çok özeldi. Ben de hep şunu ifade etmiştim ki Banvit bir gün Avrupa’da kupa kaldırmaktan bahsedecek ise, hep oralarda olması lazım; son sekizlerde, son dörtlerde… Bu seneye gelelim; yazın başında işlerimiz hesap ettiğimizden farklı bir hal aldı. Takımımızı olduğu gibi değiştirmek zorunda kaldık. Bu da kulüp yönetimi için önemli bir karardı mutlaka… Tecrübeli oyuncularımızın yerine bu kupada ilk defa oynayan oyuncuları bir araya getirdik. Üç dört tane deneyimli oyuncumuz da var, daha önce Euroleague ve Eurocup’ta farklı takımlarda oynamış olan ama onlar da bizim kulübümüzde ve Türkiye’de yeniler. Mümkün olduğunca iyi karakterli, hedefleri olan sporcuları seçmeye çalıştık. Amacı Banvit’te kalmak değil, Banvit’te oynadıktan sonra daha iyi bir yerlerde oynamak olan, yarışmacı karakterleri toplamak üzerine çaba sarf ettik.

Bu durum en başta bize büyük zorluk getirdi. Bu tarz karakterleri bir arada oynatmak çok da kolay değildir. İyi bir hazırlık dönemi geçirdik ama Eurocup’a çok iyi bir başlangıç yapamadık. O dönemde lig maçımız ertelendi, maç ve antrenman programımız biraz bozuldu… Daha sonrasında, iyi ve yarışmacı karakterleri toplamanın faydasını gördük. Eurocup’ta ilk grupta beş tane maç kazandık. İkinci gruba burada Trabzon’u yenerek yükseldik. Bizi yukarıda ya da aşağıda bırakacak tüm karar maçlarında hep iyi oynadık ve bu benim için çok önemli bir ölçü oldu. İkinci grupta, ilk grubu yukarıda bitiremediğimiz için çok sert rakiplere denk geldik. O grupta Ulm ve Bilbao’yu içeride ve dışarıda yenince iş farklı bir hal aldı. Bilbao’ya karşı evimizde yine bir karar maçına çıktık ve o gün de kaliteli bir mücadele ortaya koyduk. Ardından Milano ile eşleşmiş olmamızı şanssızlık olarak görüyorum. Milano, bilindiği gibi Euroleague’in kontratlı takımlarından biri. Eurocup’a ait bir takım değil. Farklı bir ambiyans, bambaşka bir kadro kalitesi ve derinliği; gerçekten çok iyi bir organizasyon…

Milano’ya elendiğiniz seri konusunda nasıl yorumlarınız olur?

Selçuk Ernak: O konuda söyleyeceklerim var, evet. İnsanlar benim tercihlerime ya da tek tek oyunculara karşı bazı serzenişlerde bulundular. Ben, o eşleşmede kendi sahamızda oynayacağımız maçı çok önemsiyordum. Biz buradaki maçı on sayı ve üstünde kazanabilseydik ki ben böyle bir şansımız olduğunu düşünüyorum. O zaman turu geçebilirdik. Üç beş sayıyla kazanıp Milano’ya gitseydik bile yine turu geçmemiz çok mümkün olmayabilirdi… Fark etmişsinizdir, çok büyük bir hakem faciası yaşandı Milano’da. Son derece dikkat çekici ve bizim tadımızı bir hayli kaçıran bir olaydı. Yine de tekrar ediyorum ki buradaki maçı kazanabilirdik. Buradaki maçta insanlar Milano’nun eksik oyuncularından çok bahsetti. Düşünelim… Milano’nun Bandırma’ya gelirken eksik iki oyuncusundan biri aylardır sakattı ve hiç oynamıyordu. Diğerinin de Eurocup lisansı yok, zaten oynamayacaktı. Onlar beş eksikle gelmiş de Banvit öyle bir takımı yenememiş gibi bir durum yok. O gün oynamayan Oliver Lafayatte ve Milan Macvan’dı. Keşke de oynasalardı. Onlar oynamayınca Milano dört ya da beş kısaya döndü ve bizim dengemizi bozdu. Evimizde hedeflediğimiz sonucu alamadık, iyi bir takıma elenip kupaya veda ettik. Milano’yu geçebilseydik en kötü ihtimalle son dört takım arasına girebileceğimizi düşünüyorum. Bu durum bizim için uzun süre yutamayacağımız bir demir bilye olacak.

Peki, yabancı oyuncuların Avrupa arenasında motivasyonlarının daha yüksek olduğu algısı doğru mudur sizce?

Selçuk Ernak: Bu bir algı değil, gerçek. Avrupa kupası için mücadele eden tüm takımlarda bu durum yaşanır. Türkiye’de Süper Lig ekonomik büyüklüğü sebebi ile herkesin gelip oynamak isteyeceği bir lig ama Avrupa piyasasına kendinizi ifade edebilmek için Avrupa’nın gözünü diktiği maçları iyi oynamanız lazım. Kimse de eleştiremez bu durumu bence. Öbür yandan, eğer oyuncular o maçları önemser, lig maçlarını önemsemezler ise, maç seçerler ise işte o düşük kalite göstergesi olur. Zaten o zaman da durum istatistiklerine yansır ve dışarıda kendini beğendirdiğin adam da lig istatistiklerini kontrol ettiği zaman sana olan iştahını kaybeder. Oyuncu için maç seçmek akıllıca değildir…

Avrupa maçlarında oynanan oyun ile Türkiye liginde oynanan oyun arasında bize nasıl farklar gösterebilirsiniz?

Selçuk Ernak: En temel fark Avrupa’da oynanan maçlarda pas trafiğinin müthiş olması. Top çok hızlı dönüyor, çok daha fazla adamın eline değiyor. Yüksek düzeyde takım organizasyonu ile ekipler hücumlardan önemli oranda verimlilik çıkarıyorlar. Türkiye liginde de çok kaliteli oyuncular var ama daha bireysel oyun ön plana çıkıyor. Antrenörler daha çok oyunculara verilen sorumluluklar ve onların bireysel yetenekleri ile iş bekliyor. Ben, Türkiye’de basketbolun Avrupa’dakine oranla çok daha düzen dışı oynandığını düşünüyorum ve inanın ki Türkiye’de basketbol icra etmek çok daha zor. Yetenekli, koçtan yetkiyi almış, bire birde etkili, yüksek skor gücü olan beş altı tane yabancıdan oluşmuş takımlara karşı durmak; Avrupa arenasında düzen içinde basketbol oynamaktan çok daha zor geliyor bana. Tabii herkesin fikri farklı olabilir ama ben böyle düşünüyorum.

Son olarak şunu sorayım, artık haftada tek maç oynayacaksınız, bu durum sezonun geri kalanı adına sizi nasıl etkiler?

Selçuk Ernak: Bu konuyla alakalı benim görüşüm her zaman aynıdır. Ben, haftada tek maç oynamaktan hiç hoşlanmıyorum. Oyuncularım da hiç hoşlanmıyorlar. Evet, tempo çok zor ve özellikle Bandırma’dan gerçekleşen seyahatler çok yorucu. Bizim 11 – 12 saatten az süren Avrupa yolculuğumuz hiç olmuyor. Yine de haftada iki maç oynadığımız tempo bizi diri tutuyordu. Ben, haftada tek maç temposunu hiç sevmiyorum. Keşke böyle olmasaydı, Avrupa’da kupa için biraz daha mücadele verebilseydik…

Related Post