by Eurohoops Team / info@eurohoops.net
Eurohoops Türkiye’yi YouTube’da takip etmek için tıklayın!
Eurohoops Türkiye’yi Instagram’da takip etmek için tıklayın!
Sezonu Basketbol Süper Ligi şampiyonluğuyla kapatan Fenerbahçe, Avrupa’da yaz döneminin en dikkat çekici hamlelerinden birine imza attı. Sarı lacivertli ekip, Anadolu Efes’ten ayrılan Shane Larkin ile 2 yıllık sözleşme imzaladı.
Türkiye kariyerinde yepyeni bir sayfa açmaya hazırlanan Larkin, kendi podcast programı Off The RECourt’ta açıklamalarda bulundu. Larkin, Anadolu Efes’ten ayrılık sürecine de değindi.
Shane Larkin, Anadolu Efes’ten neden ayrıldığını çok detaylı bir şekilde anlattı:
“İki yıl önce serbest kalıyordum. Vasa (Micic) NBA’e, Ergin Ataman ise Panathinaikos’a gitmişti. Bense ‘yeni bölümü inşa etmek için’ Efes’te kaldım. O yaz kulüp, takımın başına Erdem Can’ı getirdi. Çok potansiyelli bir başantrenördü. Uzun yıllar Obradovic’le çalıştı, sonra Türk Telekom’u EuroCup finaline çıkardı. Harika bir basketbol zekası vardı, çok potansiyelli bir koçtu. Takımın başına onu getirdiler ve benden de bu sürece liderlik etmemi istediler. Efes’i bu yeni döneme taşıyacaktık. Ben de ‘tamam o zaman, hadi yapalım’ dedim. Güzel. Erdem Can ile her şeyi konuştuk, ona büyük saygı duyuyordum. Sezon öncesi kampının ilk gününden itibaren çok çalıştım. Benden ne yapmamı istiyorsa onu yaptım. Açıkçası ‘bir projenin başında olduğumuzu’ düşünüyordum. Sonuçta EuroCup’tan, daha önce EuroLeague’de hiç başantrenörlük yapmamış birinden hemen çok başarılı olmasını bekleyemezsiniz. Bunun imkanı yok. Onu getirdiler, ben de bu projeye ikna oldum. İlk günden itibaren çok çalıştım, takıma elimden gelen en iyi şekilde liderlik etmeye çalıştım. Sonra sezon başladı ve delice sakatlıklar yaşadık. Will Clyburn sakatlandı, Elijah Bryant sakatlandı, Derek Willis sakatlandı, Tyrique Jones sakatlandı, Erkan Yılmaz sakatlandı… Bir anda inanılmaz şeyler oldu. Erdem Can’ın elinde sahaya çıkıp rekabet edebilecek bir kadro yoktu. Buna rağmen onu sadece 2.5 ay sonra kovdular. Tamam, olabilir.
Sonra asistan koç Tomislav Mijatovic’i getirdiler. Birbirimizi çok iyi tanıyoruz, aramız çok iyi. O sezonu çok iyi bitirip Play-In’e kaldık. O dönem EuroLeague’in en çok süre alan oyuncusu bendim. PIR’da lig lideriydim, sayı ve asist krallığında ilk beşteydim. Harika bir sezon geçirdim, o yaz herkes beni istiyordu. Ama Tomi daha yeni gelmişti ve aramız çok iyiydi. Onu 3. asistan koçluktan başantrenörlüğe getirdiler. Onunla çok iyi bir çıkış yakaladık, Tomi’yi gerçekten çok seviyorum. O yaz ‘tamam, Tomi gelecek iki sezon başantrenörümüz olacak’ dediler. O yaz (2024) Fenerbahçe’ye, Barcelona’ya veya Panathinaikos’a gidebilirdim. İstediğim her yere gidebilirdim. Yapmadım çünkü ben sadık biriyim. Efes’i o yeni bölüme taşımak istedim. Efes’te kalmak, elimden gelenin en iyisini yapmak, kulübü Final Four’lara ve şampiyonluklara taşımak istedim. Sonra Tomi ile iki yıllık yeni sözleşme imzaladılar. O zaman bir şeyler inşa edebileceğimizi hissettim. Sonuçta ben onu, o da beni seviyordu. Ancak sadece üç ay sonra kovuldu. Her yıl aynı şey, onu da kovdular. Sonra Luca Banchi geldi. Bence o harika bir koç, özellikle Letonya Milli Takımı’yla çok iyi şeyler yaptı. Bu kez de benden bu projeye inanmamı istediler. Ben de ‘tamam’ dedim. Banchi ile oturup konuştum, nereye gittiğimizi ve birlikte neler yapabileceğimizi anlamaya çalıştım. Sonra sezon bitti ve o da gitti. Playoff’ta 5. maçta Panathinaikos’a yenildik, Türkiye Ligi’nde de Beşiktaş’a elendik. Yine de iyi bir kadromuz ve iyi bir koçumuz vardı, en azından ikisinden biri kalmalıydı. Ancak her şey değişti. Kadro da, koç da gitti. Herkes gitti, yeniden başlıyoruz.
Sonra Igor Kokoskov geldi. Hücum dehası, uzun yıllardır NBA’de, bildiği çok fazla set var… Daha önce Fenerbahçe’nin başındayken ona karşı oynamıştım. İyi bir koçtu. Yeni bir proje, ona da ikna oldum. Yaz boyunca Igor ile konuştum, neler yapabileceğimizi veya nasıl oynayabileceğimizi konuştuk. Sonra yine aynı hikaye. Sezon başladı ve iki ay içinde o da gitti.
Artık 34 yaşındayım. Hedeflerim var ama bunları başarmak için önümde fazla zaman yok. Her altı ayda bir şeyleri değiştirmek mi istiyorsunuz? Tamam, sorun yok. Ama ben, oyuncu olarak kazanmayı istiyorum. Şampiyon olmak istiyorum, umrumda olan tek şey bu. MVP olmak umrumda değil, o s*ktimin sayı krallığı umrumda değil, yılın beşine seçilmek umrumda değil. İstediğim tek şey kazanmak. Sezon sonunda o kupayı kaldırmak bambaşka bir duygu, şanslıyım ki bunu iki kez yaptım. Gerçekten çok farklı bir duygu. Ben o duyguyu özledim, bunun için bir şansımın olmasını özledim.
Açıkçası ‘Efes ile hayatta bu şansı yakalayamazdım’ demiyorum. Söylemek istediğim şey şu: Siz sürekli bir şeyleri değiştiriyorsunuz ama günün sonunda, bu takımın lideri olarak sorumlu ben oluyorum. Tüm lafları ben işitiyorum. Her şey benim hatam oluyor. Shane artık eskisi kadar iyi değil, Shane takımı taşıyamıyor… Tamam, tüm bu saçmalıkları duymaya hazırım çünkü umrumda değil. Ama en azından bana bir şans verin. Pablo Laso, Luca Banchi, Igor Kokoskov, Tomislav Mijatovic, Erdem Can… Benden ‘yılanın başı’ olmamı istiyorsunuz. Konuştuğum her koç ‘benim oyun kurucum, yılanın başı gibi olmalı, benim sahadaki uzantım olmalı’ diyor. Ama ben kimin için oynadığımı bile bilmiyorum! Her 5-6 ayda başka biri için oynuyorum. Bu da işleri çok zorlaştırıyor.”
Basketbol gündemindeki en son gelişmeler için tıklayın!
EuroLeague gündemindeki son haberler için tıklayın!