by Aris Barkas / barkas@eurohoops.net
Eurohoops Türkiye’yi YouTube’da takip etmek için tıklayın!
Eurohoops Türkiye’yi Instagram’da takip etmek için tıklayın!
Sreten Radovic, geçen sezonki EuroLeague finalinin ardından aktif hakemlik kariyerine noktayı koydu; ancak bu bir son değil.
Hırvat eski hakem, EuroLeague Basketbol Hakemleri Birliği (UEBO) Başkanı olarak görevini sürdürüyor ve en az önümüzdeki iki yıl boyunca bu koltukta kalmaya devam edecek.
Bununla birlikte artık aktif olarak maç yönetmeyen Radovic, sahadayken konuşamayacağı konuları tüm açıklığıyla dile getirebiliyor. Aktif hakemlerin genellikle değinmekten kaçındığı eleştiriler, taraflı oldukları yönündeki algı ve bu özel vakada geçen sezonki EuroLeague finalinde yaşanan Campazzo kararı gibi meselelere açıklık getiriyor.
Avrupa’daki, özellikle de EuroLeague’deki hakemlik seviyesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Avrupa’daki hakemlik genel olarak üç alana ayrılabilir: yerel ligler, FIBA organizasyonları ile EuroLeague ve EuroCup. Hemen hemen aynı kuralları ve hakemlik ilkelerini uygulasalar da, her organizasyonun kendine özgü talepleri ve öncelikleri olduğu için yine de birbirinden farklıdırlar.
Birkaç yıldır doğrudan içinde yer almadığım için yerel ligler veya FIBA organizasyonları hakkında detaylı konuşacak kadar güncel bilgiye sahip değilim. Ancak EuroLeague’in yönetilmesi en zor ve en çok efor gerektiren organizasyonlardan biri olduğunu söyleyebilirim. Bu durum; oyuncuların ve koçların olağanüstü kalitesinden ve zekasından, özellikle play-off ve Final Four sürecinde her maçın taşıdığı büyük önemden ve takımlarıyla yatıp kalkan, olayları doğal olarak kendi pencerelerinden değerlendiren tutkulu taraftarlardan kaynaklanıyor.
EuroLeague hakemlerinin olağanüstü bir grup olduğuna inanıyorum. Aralarında müthiş yeteneklere ve muazzam bir tecrübeye sahip, dünyanın en iyi hakemleri yer alıyor. Aynı derecede önemli olan bir diğer husus ise hakemleri oyunculara ve koçlara karşı değil, onlarla birlikte çalışmaya teşvik eden sistemdir. Bu, EuroLeague Hakem Departmanı, UEBO, ELPA (EuroLeague Oyuncular Birliği) ve EHCB (EuroLeague Koçlar Birliği) tarafından da güçlü bir şekilde desteklenen bir anlayıştır.
Günümüz basketbolunda, her olası açıyı çeken 10 ila 16 kamera varken, maçtan sonra hataları tespit etmek her zaman mümkündür. Ancak gerçek zamanlı olarak, sahada ve devasa bir baskı altındayken hakemlerimiz, maçları yönetme ve herkes için en iyi şekilde sonuçlandırma becerilerini istikrarlı bir şekilde kanıtlamışlardır.
Hakemlerimiz, görev yaptıkları her yerde gerçek birer lider ve güvenilir profesyonellerdir. Onlar sadece kuralları uygulayan insanlar olarak değil; üst düzey eğitim almış profesyoneller ve organizasyonun vazgeçilmez bir parçası olarak görülmelidir.
Hakemler sıklıkla günah keçisi ilan ediliyor, ancak sizce yapılan bazı eleştiriler haklı mı? Hangi durumlarda?
Elbette bazı eleştiriler haklı. Hakemler de hata yapar ve bu hatalar önemli olduğunda dürüst ve profesyonel bir şekilde analiz edilmelidir.
Ancak bağlam çok önemlidir. Hakemlerin 12 hata yaptığı bir maç normalde kötü yönetilmiş bir maç olarak tanımlanır. Pek çok insanın farkında olmadığı şey ise, bir maçta her hakemin yaklaşık 200 karar, yani tüm hakem ekibinin toplamda yaklaşık 600 karar verdiğidir. Eğer bu kararlardan 12’si yanlışsa, hakem üçlüsü yine de %98 doğruluk oranına sahiptir.
Aynı standardı oyundaki diğer aktörlere de uyguluyor muyuz? Oyuncuların ve koçların mükemmel olamayacağını kabul ediyoruz, ancak hakemlerden düzenli olarak %95’in üzerinde bir isabet oranı bekleniyor ve buna rağmen yanlış yaptıkları birkaç karar yüzünden acımasızca eleştiriliyorlar.
Küçük ya da büyük hatalar yapıyoruz. Bunlar insani hatalardır ve daha isabetli kararlar vermek için ne kadar çalışırsak çalışalım, bu hataları yapmaya devam edeceğiz. Bu bir mazeret değil; devasa bir baskı altında, gerçek zamanlı olarak yüzlerce karar vermenin getirdiği yalın bir gerçekliktir.
Büyük bir basketbol aklının Final Four öncesinde dört takıma söylediği gibi: “Burada olduğunuz için sizi tebrik etmeyeceğim çünkü hiçbiriniz bunu hak etmediniz.” Sonra gülerek devam etmişti: “En azından rakiplerinize ve onların taraftarlarına göre her biriniz ya şanslıydınız ya da hakemler tarafından kollandınız. Görünüşe göre hiçbiriniz kazanmayı hak etmemişsiniz!”
Hakemler kararlarının hesabını kesinlikle vermelidir, ancak hesap verebilirlik ile günah keçisi ilan edilmek aynı şey değildir. Sorumlu eleştiri hakemliğin gelişmesine yardımcı olur; her mağlubiyetten sonra otomatik olarak suçlama yapmak ise hiçbir işe yaramaz.
Eski EuroLeague meslektaşlarınızın sizi ve aktif EuroLeague hakemlerini eleştirip sadece hata bulmalarına nasıl tepki veriyorsunuz?
Bu tamamen eleştirinin amacına ve üslubuna bağlı.
Eski hakemler muazzam bir bilgi ve tecrübeye sahiptir; bu tecrübe kararları netleştirmek, pozisyonları açıklamak veya öğretmek, kamuoyunu bilgilendirmek veya aktif hakemlerin gelişmesine yardımcı olmak için kullanıldığında son derece değerli olabilir.
Ancak eleştiri sorumlu bir şekilde ve doğru bağlama oturtularak yapılmalıdır. Sırf hata bulmak için cımbızla çekilmiş münferit pozisyonları analiz etmek dikkat çekebilir, ancak insanların hakemliği anlamasına veya oyunun gelişmesine mutlaka katkı sağlamaz.
Eski hakemlerin bilgi ve tecrübelerinin, aktif hakemleri, oyuncuları, koçları ve taraftarları eğitmek için yapıcı bir şekilde kullanıldığını görmeyi tercih ederim. Profesyonel eleştiri nihayetinde hakemliğin kendisiyle aynı amaca hizmet etmelidir: Oyunu geliştirmek ve sürece olan güveni güçlendirmek.
Hakemler taraflı oldukları yönündeki algıyı nasıl değiştirebilirler ve sizce pek çok taraftar en başında neden böyle düşünüyor?
Taraftarların adil ve “50-50″lik bir hakemlikten ne anladığına dair iyi bilinen bir fıkra vardır: Kararların %50’si bizim lehimize, diğer %50’si ise konuk takımın aleyhine! Bunu herkes bilir.
Taraftar her zaman taraftardır ve kendi takımlarına karşı hissettiklerini değiştirmeyi bekleyemeyiz. Ancak güven, hakemlerin sadece “bize güvenin” demesiyle oluşmaz. İstikrar, şeffaflık, eğitim ve iletişim yoluyla zamanla inşa edilmesi gerekir. Hata yaptığımızda bunu kabullenmeye de hazır olmalıyız.
Aynı zamanda duygular sporun bir parçasıdır. Oyuncular, koçlar ve hakemler, özellikle en kritik anlarda bu duyguları yoğun şekilde yaşarlar. Bu duyguların kamuoyuna yansıtılma biçimi, hakemliğin nasıl algılandığını doğrudan etkileyebilir.
Oyunda kamuoyuna sesini duyurabilen herkes —hakemler, oyuncular, koçlar, kulüpler ve medya— hakemliğin anlaşılma ve tartışılma biçiminde belirli bir sorumluluğa sahiptir.
Bu uzun bir süreç ancak EuroLeague’de oyuncular ve koçlarla birlikte buna zaten başladık ve son birkaç yılda harika bir ilerleme kaydettiğimize inanıyorum. Bu aynı zamanda UEBO’nun giderek daha aktif bir rol oynamayı hedeflediği bir alan: Hakemliği daha iyi açıklamak ve taraftarları, hakemlerin sahada gerçekte ne gördüklerine, neye karar verdiklerine ve ne yaşadıklarına daha da yakınlaştırmak.
Artık hafızalara kazınan o meşhur Campazzo kararında, bu kadar bariz bir düdüğe neden bu kadar sert bir tepki verildiğini açıklayabilir misiniz?
Çünkü bu pozisyon sezonun en büyük maçının son saniyelerinde yaşandı. O anlarda duygular tavan yapar ve insanlar genellikle kararı pozisyonun kendisinden ziyade sonucun getirdiği duygu yoğunluğu üzerinden değerlendirirler.
Hakemlik perspektifinden bakıldığında kural son derece basittir: Bir hareket 5. dakikada faul ise, son saniyede de fauldür. Skorbord ve kalan süre hakem kriterini değiştiremez.
İki yıl önceki Berlin Final Four’unda benzer bir durum yaşadım, ancak o zaman sonuç diğer tarafın lehine olmuştu. Spor böyledir; bir gün kazanırsınız, başka bir gün kaybedersiniz ve o anların etrafındaki duygular muazzamdır.
Gösterilen sert tepki duygusal açıdan anlaşılabilirdi, ancak duygular hakemlik kriterlerini veya doğru basketbol kararını değiştiremez. İstikrar, özellikle en büyük anlarda çok önemlidir çünkü sürece olan güvenin en çok ihtiyaç duyulduğu anlar tam da o anlardır.
Son saniyelerde hakemlerin sadece çok bariz ihlallere düdük çalması ve kazananı oyuncuların belirlemesine izin vermesi gerektiğini savunanlara ne söylersiniz?
Burada özellikle iki ilkenin çok önemli olduğuna inanıyorum:
- Maçın tamamı boyunca hakemler, kenarda köşede kalmış marjinal pozisyonları aramadan, yalnızca net ve bariz ihlallere veya faullere düdük çalmalıdır. Hakemlerin rolü, adil koşullar yaratmak ve sonucun oyuncular tarafından belirlenmesine izin vermektir.
- Son anlarda hakemler, maçın geri kalanında uyguladıkları kriterlerin birebir aynısını korumalıdır. Oyuncular ve koçlar oturmuş kriterlere göre kendilerini ayarlarlar; bu nedenle kriterleri herhangi bir aşamada ve özellikle de maçın sonunda değiştirmek tamamen yanlış olur.
Oyuncuların ve koçların kabul etmekte en çok zorlandıkları şey zorlu bir kriter değil, istikrarsızlıktır: Aynı pozisyonların sahanın iki farklı ucunda veya maçın farklı anlarında eşit şekilde değerlendirilmemesidir.
Bu nedenle ilke basit olmalıdır: İlk dakikadan son dakikaya kadar aynı pozisyon, aynı karar. Bu istikrar, hakemlikte adaletin ve güvenin en temel taşlarından biridir.
Yeni teknolojilerin kullanımı da dahil olmak üzere, bir maçı adil bir şekilde yönetmek için ideal süreciniz nasıl olurdu?
Bugün teknoloji bize muazzam bir şekilde yardımcı oluyor ama aynı zamanda hayatı zindan da edebiliyor!
Geçmişte sadece dört kamera ve sınırlı görüntü imkanı varken genel tablo çok farklıydı. Bugün her olası açıyı kapsayan 14 veya 16 kamerayla sunulan seyir deneyimi taraftarlar için harika, ancak hakemler için son derece zorlu.
Sahada sadece üç ‘kamera’ var; o da üç hakemin gözleridir. Ve biz kararlarımızı tekrar oynatma veya ağır çekim olmadan, gerçek zamanlı olarak vermek zorundayız.
Basketbol tenis, yüzme veya kayak değildir. İnsani takdir yetkisi sporumuzun kaçınılmaz bir parçasıdır ve insani takdirin olduğu yerde hata ihtimali de vardır. Teknoloji hakemlerin daha iyi kararlar vermesine yardımcı olmalıdır, ancak insani takdir yetkisinin basketboldan kaybolabileceği veya kaybolması gerektiği illüzyonunu yaratmamalıdır.
Çizgi ihlalleri, süreler, goaltending (çember üzerindeki topa müdahale) veya bir atışın iki mi yoksa üç sayı mı olduğu gibi tartışmaya kapalı, objektif durumlar için teknoloji çok daha yüksek bir isabet oranı sağlıyor ve bunu tamamen destekliyorum. Buradaki zorluk, teknolojiyi her basketbol kararını bir video incelemesine dönüştürmeden, isabet oranını gerçekten artırdığı yerlerde kullanmaktır. Teknoloji oyunu desteklemeli, akışını kesintiye uğratıp ritmini öldürmemelidir.
Yeniden UEBO başkanı seçildiniz. Geleceğe dair planlarınız nelerdir?
UEBO ile yolculuğum, Genel Sekreter olarak görev yaptığım kuruluş aşamasında başladı. Dört yılın ardından Başkan seçildim ve seçimler iki yılda bir yapıldığı için şu anda dördüncü dönemimi dolduruyorum.
Bugün UEBO, sadece çalışma koşullarını müzakere eden bir organizasyondan çok daha fazlası. Rolümüzün üç boyutu var: Üyelerimizi korumak, hakemliği etkileyen kararlarda hakemlere anlamlı bir söz hakkı vermek ve diğer kilit paydaşlarla birlikte oyunun geleceğini inşa etmeye yardımcı olmak.
EuroLeague Basketbol ile henüz imzaladığımız yeni toplu iş sözleşmesi bu üç boyutu da yansıtıyor. Bir yandan hakemlerimize istikrar ve net bir profesyonel çerçeve sunarken, diğer yandan UEBO ile EuroLeague Basketbol arasında hakemliğin gelişimi, çalışma koşulları ve hakemlerin kullanımına sunulan araçlar konusunda yapılan yapılandırılmış diyaloğu sürdürüyor.
Büyük resmin de önemli olduğunu düşünüyorum. EuroLeague Basketbol artık oyuncularla ELPA, başantrenörlerle EHCB ve hakemlerle UEBO aracılığıyla yapılandırılmış anlaşmalara sahip. Bu durum, oyunun ana aktörlerinin iletişim kurabileceği, birbirlerinden öğrenebileceği ve organizasyonun gelişimine katkıda bulunabileceği daha sağlıklı bir model yaratıyor.
Hakemler oyunun gelişiminden sadece etkilenen taraf olmamalı. UEBO aracılığıyla, bu gelişim sürecinde saygın ve anlamlı bir sese de sahip olmalıdırlar.
Aynı zamanda en büyük zorluklarımızdan biri kamuoyundaki algı olmaya devam ediyor. Daha fazla iletişim kurmalı, hakemliği daha iyi açıklamalı ve taraftarları hakemlerin sahada gerçekte ne gördüklerine, neye karar verdiklerine ve ne yaşadıklarına yaklaştırmalıyız. Sosyal medya projemiz de bu çabanın bir parçası olacak.
Dolayısıyla amacımız sadece hakemleri korumak değil; Avrupa basketbolunun geleceğinin şekillendiği her yerde hakemlerin saygı görmesini, temsil edilmesini ve seslerinin duyulmasını sağlamaktır.
Emekli olmaya ne zaman karar verdiniz?
1996 yılında başlayan hakemlik kariyerimin her anından keyif aldım; dile kolay, 25 yılı uluslararası düzeyde geçen tam 30 yıl.
Her büyük dönem özel bir maçla sona erdi: Hırvatistan’da Cibona-Cedevita finaliyle, VTB Ligi’nde CSKA-Khimki finaliyle, ABA (Adriyatik) Ligi’nde Buducnost-Kızılyıldız finaliyle ve FIBA’da Rio Olimpiyat Oyunları’yla.
Beş EuroLeague Final Four’unda yer aldıktan ve nihayet şampiyonluk maçını yönettikten sonra, henüz zirvedeyken kenara çekilmek ve yeni nesil genç ve yetenekli hakemlere yer açmak için doğru anmış gibi geldi.
Fiziksel ve zihinsel olarak devam edebilecek durumda hissediyordum ama doğru zamanda ve en üst seviyede noktalamak istedim. Basketbol bana olağanüstü bir hayat sundu ama aynı zamanda yol boyunca pek çok şeyi kaçırmama da neden oldu. Umuyorum ki emekliliğimde ailem ve dostlarımla birlikte bunları yaşama fırsatı bulacağım.
UEBO’ya yeni katılan veya ilk kez oy kullanacak genç hakemlere ne söylemek istersiniz?
Mesleğimiz spordaki en keyifli işlerden biri ama aynı zamanda en zorlularından da biri. Birlikteliği inşa etmek ve korumak asla kolay değildir. Farklı zihniyetlere, eğitimlere, alışkanlıklara, farklı kültür ve kuşaklara sahibiz.
Her konuda asla aynı fikirde olmayacağız ve olmamalıyız da. Sağlıklı bir organizasyonun farklı görüşlere ve açık tartışmalara ihtiyacı vardır. Ancak kararlar alındıktan sonra bizi neyin birleştirdiğini unutmamalıyız: Mesleğimiz, ortak çıkarlarımız, hakemliğe olan tutku ve bağlılığımız ve yeni nesil hakemlere karşı sorumluluğumuz.
Bu temel konularda kenetlendiğimizde sesimiz daha gür çıkar ve mesleğimiz saygı görür. Birlik olduğumuzda güçlüyüz. Güçlü olduğumuzda saygı görürüz. Ve saygı gördüğümüzde, ihtiyacımız olanı ve hak ettiğimizi elde edebiliriz.
Bu yüzden güçlü ve birlik içinde kalalım ve her zorluğa birlikte göğüs gerelim. Hepimizin çok sevdiği o oyunda, yani basketbolda hakemlerin değerli ve vazgeçilmez bir parça olarak görülmesini sağlamanın tek yolu budur.
Basketbol gündemindeki en son gelişmeler için tıklayın!
EuroLeague gündemindeki son haberler için tıklayın!
NBA gündemindeki son haberler için tıklayın!
'u Favori Basketbol Kaynağınız Olarak Kullanın.
