Obradovic’in Görünmeyen (Babacan) Yüzü

2017-06-03T20:41:04+00:00 2017-06-03T21:01:53+00:00.

Bugra Uzar

03/Haz/17 20:41

Eurohoops.net

Zeljko Obradovic’i genelde sinirden kıpkırmızı ve oyuncularına bağırıp çağırırken görmeye alışıksınız. Sizi yepyeni bir Obradovic’le tanıştıracak bir anektotla geldik!

EuroLeague.net’in röportajlarıyla tanınan ismi Javier Gancedo’nun Radio M21‘de bir programda anlattığı bir anektot Zeljko Obradovic hakkındaki görüşlerinizi tamamen değiştirebilir.

Ya da, kim bilir, onun hakkındaki düşüncelerinizi tamamen doğrulayabilir de…

Genelde Obradovic‘i taraftarları, oyuncuları ve izleyen herkesi ürküten o hırslı ve öfkeli yüzüyle hatırlarız. EuroLeague finalindeki o artık hafızalara kazınmış anda olduğu gibi:

Ancak Obradovic tabii ki sürekli böyle değil. İsminin açıklanmasını istemeyen bir Fenerbahçeli oyuncunun Gancedo’ya anlattığı küçük bir anektod Obradovic’in gerçek yüzüne ve babacan tarafına bizi biraz daha yaklaştırıyor.

Sito Alonso’nun ekibi Baskonia, Obradovic’in Fenerbahçe‘sini Sırp koçun doğum gününde hem de evinde 79-74 mağlup etmişti. Tabii ki oyuncular maçın ardından koçtan azar işitmeyi bekliyorlardı. Hatta Koç Zeljko’dan daha fazlasını görmeye bile hazırdılar.

Ne de olsa maç sırasında renkten renge giren en küçük detaylarda dahi boğulan bir mükemmeliyetçinin doğum gününde kendi evlerinde önemli bir rakibe kaybetmişlerdi.

Ama ne azar oldu ne başka bir şey.

Koç Obradovic soyunma odasına girdi ve yalnızca şunları söyledi:

“Hiçbir şey söylemeyeceğim. Sizi saat 11’de bir şeyler içmeye, sözleştiğimiz yere bekliyorum.”

Obradovic’in doğum günü partisine gelen ilk oyuncuyla efsane antrenör arasında şöyle bir diyalog yaşandı:

Obradovic: Eee, ne içeceksin?

Oyuncu: Meyve suyu

Obradovic: Meyve suyu mu? Yapma yahu. Hadi, hadi. Ona bir viski doldurun.

Ardından Anthony Bennett büyük partiye katıldı, o da Koç’un elinden kurtulamadı:

Obradovic: Ee, ne istersin bakalım?

Bennett: Ben içki içmiyorum.

Obradovic: Ona bir, bana duble viski.

Ve doğum günü partisi mağlubiyet konuşulmadan, olağan bir biçimde devam etti.

Galiba Zeljko Obradovic’in başarısının kaynağını hırsında olduğu kadar halden anlamasına ya da daha moda tabirle “insan yönetimindeki” başarısına da bağlamak gerek.

Ne dersiniz?