Kırık Boyun Bile Onu Durduramadı: Josh Adams

2017-11-08T12:01:50+00:00 2017-11-08T12:01:50+00:00.

Bugra Uzar

08/Kas/17 12:01

Eurohoops.net

Anadolu Efes kadrosunda bu sezon sadece yeni bir oyuncu değil, büyük bir hikaye taşıyor. Josh Adams yaşam, ölüm ve basketbol konusunda büyük bir musibetle aldığı dersi EuroLeague.net’e anlattı.

by Igor Petrinovic / Çeviri: Anıl Can Sedef

Bu yazı ilk olarak 7 Kasım 2017 tarihinde ilk olarak EuroLeague.net’te yayınlanmıştır.

Hayatınız ve hayata bakışınız göz açıp kapayıncaya kadar nasıl değişebilir? Anadolu Efes‘in çaylak guard’ı Josh Adams bunu çok iyi biliyor. Adams canlı kurtulmasının bile bir mucize olduğu bir araba kazasının ve basketbol oynamak için omuriliğinin birleştirilmesini gerektiren bir ameliyatın bir yıl sonrasında Turkish Airlines EuroLeague parkelerinde boy gösteriyor.

Adams bu sezon EuroLeague’deki en çabuk ve hızlı oyunculardan biri olarak dikkat çekiyor, potanın tepesinden ribauntlar çekiyor, 1.88’lik boyuna rağmen vahşi smaçlar için yükseliyor. Anadolu Efes‘in son iki maçında da çift haneli skor üretti, takımın en çok asist yapan oyuncusu oldu. Eski Kıta’ya yavaş yavaş alışıyor.

Efes sezona istediği gibi başlayamadı ama Adams böyle aksaklıklar karşısında yılacak bir oyuncu değil. Basketbola dönmeyi bırak hayatta kalmasının bile mucize olduğu bir sakatlıktan sonra dönmeyi nasıl başardı?

Adams’ın hayatını değiştiren olay bir Ağustos gecesi yaşandı. İlk profesyonel sözleşmesini Rus kulübü Avtodor Saratov’la yapan oyuncu hazırlanmak için günde iki idman yapıyor, formunu yükseltmek için uğraşıyordu. Gitmesinden günler önce onu görmek isteyen eski arkadaşları beraber bir kutlama yolculuğu planladı.

Gün içerisinde kendini sonuna kadar zorlayıp gecenin geç saatlerine kadar arkadaşlarıyla görüşen Adams için iş ve eğlencenin aşırı birleşiminin faturası ağır oldu. Gece 1:30 sularında arabayla evine giden oyuncu, direksiyonda uyuyakaldı.

“Yeni bir mahallede oturuyorduk. Konutlar ve çevre yeni yapılaşıyordu. Yol karanlıktı, sokak lambaları yoktu. Çevrede hiçbir şey yok, aslında tam taşranın ortasıydı. Çok dolambaçlı bir yolda uyuyakaldım. Öyle olunca yol sola gitti ama ben dönüşü yapmadım.”

Arabası direkt olarak yoldan bir çukura doğru uçtu, iki takla attıktan sonra diğer taraftaki çitlere çarparak durdu. Adams olay sırasında bilincinin yerinde olduğunu ve olayları hatırladığını söylüyor:

“Derin bir nefes alıp parmaklarımı hareket ettirdim. İyi olduğumu düşündüm. Ayaklarımı, ayak parmaklarımı hareket ettirdim. Sorun yoktu. Adrenalin patlaması yaşadığımı hissedebiliyordum. Araba tozla doluydu. Her şey her yana saçılmıştı. Arabadan garip bir ses geliyordu. Hemen arabadan çıkıp durumu görmek için uğraştım.”

Arabadan çıkmış, aracın ön tarafının parçalandığını görmüş ve tepkisi şu olmuş: “Aman Allahım, annem beni öldürecek.”

Ellerini şaşkınlıkla başının arasına almış ama elleri kafasından kaymış. Karanlıkta ne olduğunu anlayamayınca dikiz aynasına bakıp manzarayı görmüş: Yüzü kanla kaplıymış.”Alnım resmen yüzümün önünde sallanıyordu. O anda durumun sandığımdan kötü olduğunu anladım.”

Ama asıl kötü haber biraz daha sonra gelmiş, sabahın erken saatlerinde hastanede. Yapılan tüm testler sonrasında, doktor odasına gelip durumu özetlemiş. Göğüs kemiği kırılıp çıkmış ve boynuyla omurgasında kırık. “Boynumun kırıldığını duyunca şunu düşündüm: “Boynum kırıldıysa ya ölmeliydim ya felç kalmalıydım.”

Neyse ki ölmemiş de felç de kalmamıştı, hatta yürüyebiliyordu. Ama basketbol oynayıp oynayamayacağı sorusu hala cevapsızdı. Josh ve sonrasında ailesi doktora Rusya’da basketbol oynamak için profesyonel bir sözleşme imzaladığını söylemiş. Doktorun cevap net olmuş: “Şunu söyleyebilirim, artık bu mümkün değil.”

İlk yaraları iyileştikten ve ruh hali normale döndükten sonra önüne iki seçenek sunulmuş: “Ya boyunluk takacaktım, kendi kendine iyileşecekti ve bir daha muhtemelen basketbol oynayamayacaktım. Ya da birleştirme ameliyatı olacaktım ve basketbol oynama şansım artacaktı. Ben de ameliyatı olma kararı aldım.”

Ameliyat sonraki akşam gerçekleşmiş ve dört gün daha hastanede kalmış. Sonra iki hafta evde hareketsiz yatmış. Sonraki hafta boyunlukla gezdikten sonra ise sonunda motor fonksiyonları ve hareket hissini kazanması için fiziksel terapi başlamış.

Peki ya basketbol? Bir ay daha parkeye çıkmasına izin çıkmamış ve çıkması için izin geldiğinde dahi sadece top sürme ve serbest atış çalışmaları yapabilmiş.

Hızına, çevikliğine, agresifliğine ve yükselme gücüne çok güvenen bir oyuncu için tekrar formunu bulması oldukça zorlu bir süreç olmuş.

Sonunda Ocak ayının ilk haftasında, kazadan 5 ay sonra gerçekten antrenman için izni almış. Mezun olduğu lisede basketbola dönüş için çalışmaya başlamış.

“Tekrardan antrenmanlara dönmem 5 ay sürdü. Ondan hemen sonra gerçekten aktif olmaya başladım. Sonraki oynamaya hazırdım.”

Hayatının ve kariyerinin en uzun ayları boyunca Adams gönüllü olarak çalıştı. 3’e 3 basketbol liginde oynayan ortaokullu çocuklara koçluk yaptı. Antrenmanda sakatlığının ciddiyeti sebebiyle en temelden basketbol çalıştı. Gücünü yeniden artırdı, temel basketbol bilgisi üzerinde çalıştı. Eksik olmayan tek şey vardı: Motivasyon.

“Bu oyunu ne çok sevdiğimi öğrendim. Basketbolsuz bir hayat çok zordu ve oyuna dönmeyi çok istiyordum.”

Kendini dindar bir adam olarak tanımlayan Adams en zor anlarında inancına sığınmış ve her adımda ailesiyle arkadaşlarının desteğini görmüş:

“Çevremde harika bir destek ekibi vardı. Ailem, antrenörüm, akıl hocalarım. Erkek kardeşim dağlardaki işini bırakıp yanıma geldi, kız kardeşim üniversiteye ara verdi. Babam, annem… Ailemdeki herkes muhteşem ve çok yardımseverdi. Birisi müsait olmadığında diğeri oradaydı. Her biri muhteşemdi.”

Josh’ın tamamen iyileşmesi ve basketbol sahalarına dönüşü geçtiğimiz Ocak ayında oldu. Avtador Saratov’un kendisine tanıdığı müsamaha, kariyerini yoluna koymasında en önemli etken olacaktı:

“Kulüp bu konuda müthiş davrandı. Kazayı duyar duymaz benle temasa geçtiler. İyi olduğumu öğrendikten hemen sonra altı ya da yedi ay sonra iyileşebilirsem kontratımın geçerli olacağını söylediler. Kariyerimi onlara borçluyum. Orada oynamasam burada olmazdım. Böyle bir sakatlıktan sonra sözleşmelerine bağlı kalmaları, çok büyük bir hareket.”

Gücünü ve çabukluğunu yeniden kazanan Adams’ın özgüvenini kazanması için ayrıca zaman gerekecekti. Ölçümlere göre şu an kazanın öncesinde olduğundan yukarılara zıplayabiliyor ve bu konuda müthiş hissediyor.

İyileşme süreci top kontrolü konusunda çalışmasını sağlayıp basketbol ve hayata bakışını değiştirmiş:

“Hayatın ne kadar kısa olduğunu gördüm. Elimde olanların değerini bilmeliyim. Çünkü her an ellerimden kayabilirler. Eskiden beni kızdıran çok şeye artık öfkelenmiyorum. Çünkü gerçekte çok da bir önemi yok.”

Bu büyük musibetin birçok hatırası var üzerinde ama en büyüğü alnındaki 35 dikişlik yara izi:

“Aynağa her baktığımda bana o günü hatırlatıyor. Bırakın basketbol oynamayı, hayatta olduğum için ne kadar şanslı ve mutlu olduğumu hatırlıyorum. Aynaya her baktığımda şunu söylüyorum: Tanrı’ya şükürler olsun.”