Galatasaray: 3 Transferin Etkisi Sahaya Nasıl Yansıyacak?

01/Oca/21 13:51 Ocak 1, 2021

Semih Altınbaş

01/Oca/21 13:51

Eurohoops.net

2021 yılının ilk gününde Eurohoops Fırın sizleri içeriksiz bırakmıyor. Galatasaray’ın bu hafta açıkladığı 3 transferin akabinde saha içinde yaşanabilecek farklılıkları değerlendirdiğimiz yazımızla karşınızdayız.

By Semih Altınbaş / info@eurohoops.net

Bu yazının tüm hakları Eurohoops Ltd. Şti.’ye aittir ve tamamının veya bir kısmının izinsiz kullanılması kesinlikle yasaktır.

Son yıllarda başarılı olup olmadığını değerlendirmesi en zor takım kesinlikle ve kesinlikle Galatasaray. Bu noktada herkes kendine göre mantıklı ve haklı sebepler barındıran argümanlar öne sürebilir.

Camia genelinde amatör şubelerin durumu göz önüne alındığında basketbol şubesinin yaşadığı günlük sevinçler, EuroLeague’e potansiyelli oyuncu pazarlama gibi bazı kriterler organizasyonun başarılı olduğunu öne sürenlerin en büyük dayanakları.

Aynı süreçte tersini savunanlar ise olaya daha realist -doğru olduğu manasında değil- bir bakış ortaya koyarak sahadaki oyunun tatmin etmediğinden şikayetçiydiler.

Geldiğimiz noktada her iki tarafın da gidişatından hiçbir türlü memnun olmadığı bir yapı ortaya çıktı. Kimselerin memnun olmadığı bir yapı. Zaten bakıldığında öyle eskisi gibi ikircikli, taraftarı bölecek bir durum da yok. Gelinen noktada kim, neyden memnun olsun ki?

Tam da bu sebepten ötürü Galatasaray yönetimi sezon başladığından beri hamle üstüne hamle yapıyor. Amatör şubeler ile futbol şubesi organizasyonları arasındaki ayrıcalık farkının en uçurum olduğu kulüplerden birisi olan Galatasaray, bu hafta itibarıyla 3 oyuncunun transferini daha açıkladı.

Sarı-Kırmızılılar daha önce Pınar Karşıyaka forması da giymiş Mısırlı pivot Assem Marei, NBA ve G-League deneyimleri bulunan 2015 NCAA şampiyonluğunu yaşamış Amile Jefferson ve daha önce TOFAŞ’ta da forma giymiş guard Travis Trice’ı renklerine kattı.

Eurohoops Fırın olarak biz de Galatasaray’da sezonun geri kalanı göz önünde bulundurulduğunda bu hamlelerin nasıl bir yansıma yapacağını değerlendirmek üzere huzurlarınıza çıktık. Öncelikle Cim-Bom’un durumuna ilişkin bir inceleme yaparak başlamak gerekir.

Gelinen Noktada Galatasaray’ın Durumu

Gelinen nokta, gelinen nokta… Neymiş bu gelinen nokta? Galatasaray’la ilgili söylenecek çok fazla olumsuzluk meydana geldi şimdiye kadar. Bunları teker teker sayacak olursak ciddi bir mesai harcamak gerekir ve şimdi tam olarak da bunu yapacağız.

Ligde oynanan 14 haftalık süreçte 9 mağlubiyet alarak 11. sıraya oturmuş ve FIBA Basketbol Şampiyonlar Ligi’nde grup aşamasının bitmesine 2 maç kala 4 maçta tek galibiyet elde ederek Tenerife ve Sassari’nin arkasında kalmış bir Galatasaray’dan söz edeceğiz.

Aslında bu tablo sezon başında pek beklenmedik bir tablo muydu diye soracak olursak alınacak cevap çok net. Hazırlık kampı göz önünde bulundurulduğu zaman bu tablo gayet de beklentileri karşılayan bir tablo oldu. Ancak şunu da belirtmek gerekir ki, geçtiğimiz sezon Rishon’da harikalar yaratan Alex Hamilton’ın ne hazırlık sürecinde ne de sezon başlangıcının ardından sarı-kırmızılı ekipte beklenen atılımı yapma noktasında bir fırsat yakalayamadı.

Takımda işlerin bu denli kötü gitmesinde önemli pay sahiplerinden birisinin bu olduğu açık. Hamilton hücumun yanı sıra savunmada da belli başlı katkılar verebilen bir oyuncuydu ve gelinen noktada Galatasaray savunmasının hali de içler acısı.

Karşımızdaki Galatasaray’ı iyice tanımak lazım. Avrupa’daki 4 maçında 90.8 gibi berbat bir ortalamayla potasında sayı gören bir Galatasaray’dan söz ediyoruz. Bu, her ne kadar Tenerife ve Sassari gibi ciddi ekiplerin bulunduğu bir gruba düşmüş olsalar da Şampiyonlar Ligi seviyesi için çok normal bir durum değil.

Görevde kaldığı süreçte başarılı olup olmadığı çok büyük bir tartışmaya dönmüş bir isim olan koç Ertuğrul Erdoğan’la geçtiğimiz kasım ayının ortalarında yolların ayrılmasıyla da kopmuş ipler yeniden bağlanamadı. Yardımcı antrenör Ömer Uğurata’yla devam kararı alan Sarı-Kırmızılılar’da bu süreçte ligde oynanan 7 maçta 3 galibiyet alınabildi.

Yine aynı yoldan devam edecek olursak gelinen noktada Galatasaray’ın savunması can çekişir bir halde. Hem de sadece yarı saha savunması, ikili oyun savunması veya herhangi bir şey de değil. Direkt olarak geçiş savunması ve akla gelebilecek daha ne kadar savunma türü varsa hepsinde çok kötü bir durumda oldukları gerçeğini göz ardı etmemek lazım. Adam değişmeli savunma oynadıklarında bile çok net şut pozisyonları sağlayabiliyorlar ki bunun olmaması gerekir.