by Eurohoops Team / info@eurohoops.net
Bu yazı 12 Temmuz 2026 tarihinde Bleacher Report’ta yayınlanmış ve uyarlanarak çevrilmiştir.
Eurohoops Türkiye’yi YouTube’da takip etmek için tıklayın!
Eurohoops Türkiye’yi Instagram’da takip etmek için tıklayın!
NBA draft lotaryasının yenilenen oranları beklendiği gibi sonuç verirse, bilerek kötü olma döneminin artık sona ermesi gerekiyor.
Artık hiçbir takım ligin dibine ulaşma yarışını kazanmak istememeli. Ancak bu yeni gerçeklik, takımların başka yollarla geriye gitmesine engel değil. Bazen kadrolar sürdürülemeyecek kadar yaşlı veya pahalı hâle gelir. Bazen de takımlar, saha içindeki kaliteyi düşüren ve dışarıdan bakıldığında anlamsız görünen hamleler yapar.
Bir de uzun vadeli esnekliği en üst seviyeye çıkarmak amacıyla planlanan yaz döneminin, mevcut kadrodaki yetenek seviyesini düşürdüğü senaryolar var.
Takımların artık “küme düşme hattı” olarak adlandırılan bölgeden kaçınma konusunda her zamankinden daha dikkatli olması gerekse de kötüye gitmenin hâlâ birçok yolu bulunuyor.
Son şampiyon New York Knicks’in rotasyonundaki önemli bir parçayı kaybetmesinden, yeniden yapılanan Milwaukee Bucks’ın iki kez MVP seçilen yıldızına veda etmesine kadar bu yaz yanlış yönde ilerleyen bazı takımları değerlendirelim.
Boston Celtics

Jaylen Brown takası üzerine ne kadar düşünürseniz, bu hamlenin Boston Celtics açısından iyi sonuçlanabileceğine o kadar fazla ikna oluyorsunuz.
Bununla birlikte Boston’ın sorun yaşamayacağını düşündüren bütün önemli etkenler — Brown’ın olumsuz gelişmiş istatistikleri, artık sona ermesi gereken yıpranmış ilişki ve Brown’ın yerini Paul George’un almasıyla “Mazzulla basketbolunun” nihai hâline ulaşabilecek olması — önemli bir noktayı hesaba katmıyor.
Celtics için en büyük öncelik playofflardaki geleceği olmalı. Takımın, zor şutlardaki en etkili skoreri ve topa sahip rakip kanat oyuncularına karşı en güvenilir savunmacısı olmadan playofflarda daha tehlikeli olacağını savunmak kolay değil.
Paul George; daha iyi alan açması, topa daha az ihtiyaç duyması ve Brown’ın savunmada üstlendiği görevlerin büyük bölümünü yerine getirebilmesi sayesinde Celtics’i normal sezonda daha dengeli ve etkili bir takım hâline getirebilir. Ancak George aynı zamanda Brown’dan altı yaş daha büyük ve ligde hem normal sezonun hem de playoffların tamamını sağlıklı geçirme ihtimali en düşük oyunculardan biri.
Bu açıdan bakıldığında Celtics, playofflarda Brown’ın yerine George’u koyup en iyisini ummakla yetinmeyebilir. Büyük olasılıkla George’un ya tamamen forma giyemediği ya da sık sık maç kaçırdığı bir senaryoda mücadele etmek zorunda kalacak.
Boston’ın son derece akıllıca hareket eden yönetimine şüpheyle yaklaşmamak gerekiyor. Getirisi ilk bakışta yetersiz görünse de George ve iki birinci tur draft hakkı, Celtics’in Brown takası karşılığında alabileceği en iyi paket olabilir. Birçok istatistik de Brown’ın kullandığı topların kadrodaki diğer oyuncular arasında paylaştırılması hâlinde takımın aynı seviyede kalabileceğini, hatta daha iyi olabileceğini gösteriyor.
Ancak playofflar farklıdır ve Boston’ın sezon sonundaki ulaşabileceği en yüksek seviye, birkaç hafta öncesine kıyasla artık daha düşük görünüyor.
New York Knicks

Bu, aslında oldukça bariz bir seçim. Tarihin en büyük playoff performanslarından birine imza atıp şampiyonluğa ulaştıktan sonra daha da iyi hâle gelmek genellikle kolay değildir.
Knicks’in bu yaz geriye gitmesi neredeyse kaçınılmazdı. Bu, doğal süreç içinde gerçekleşmese bile takım sahibi James Dolan’ın ikinci apron sınırını aşma konusundaki isteksizliği nedeniyle yaşanacaktı.
New York, içinde bulunduğu kısıtlamalara rağmen Mohamed Diawara (4 yıl, 10 milyon dolar), Jose Alvarado (3 yıl, 14 milyon dolar) ve Landry Shamet’i (4 yıl, 24 milyon dolar) takımda tutarak son derece başarılı bir iş çıkardı. Ancak Knicks’in kadroda tuttuğu bu isimlerin hepsinden daha önemli bir rotasyon parçası olan Mitchell Robinson’ı kaybetti.
Robinson, 47.4 milyon dolar değerindeki üç yıllık sözleşmesinin ilk sezonunda gelecek yıl Celtics forması giyecek.
Knicks’in Robinson’ı göndermek gibi bir zorunluluğu yoktu. Takımın onun elit seviyedeki hücum ribaundlarını ve savunmadaki caydırıcılığını arama ihtimali de oldukça yüksek. Elbette Robinson’ın sağlık sorunları ve şampiyonluk yolculuğu sırasında zaman zaman sahada tutulmasını imkânsız hâle getiren serbest atış problemleri önemli soru işaretleri oluşturuyor. Yine de son şampiyonun kritik bir parçasını yalnızca mali nedenlerle kaybettiğini görmek hayal kırıklığı yaratıyor.
Minimum kontratla kadroya katılan Andre Drummond belki bu kaybın etkisini bir ölçüde hafifletebilir. Ancak Knicks’in gelecek sezon Robinson’ın yokluğunu görmezden gelmenin mümkün olmadığı dönemler yaşaması daha muhtemel görünüyor.
LA Clippers

LA Clippers, bir dönemin sonunun yaklaştığını gördü ve geçen sezon Ivica Zubac ile James Harden’ı takas ederek bu süreci hızlandırdı. Bu yaz ise Kawhi Leonard’ı Toronto Raptors’a göndererek süreci tamamladı.
Clippers’ın aldığı paket; iki birinci tur draft hakkı, ilave bir birinci tur draft hakkı değişim hakkı, bir ikinci tur draft hakkı, Brandon Ingram ve Gradey Dick’ten oluşuyordu. Özellikle Clippers’ın Leonard ile sözleşme uzatmak istemediği düşünüldüğünde bu teklif reddedilemeyecek kadar iyiydi. Bu hamle, takımın gelecekte daha genç ve finansal açıdan daha esnek olmasını sağlayacak.
Ancak aynı zamanda Clippers’ı önümüzdeki sezon daha kötü bir takım hâline getirecek.
All-NBA seviyesindeki bir süper yıldızı; kimsenin Leonard’ın seviyesine yakın görmediği, kâğıt üzerinde All-Star niteliğindeki Ingram ve genç bir şutör olmasına rağmen kariyeri boyunca istikrarlı şekilde iyi şut atamamış Dick karşılığında gönderdiğinizde başka nasıl bir sonuç bekleyebilirsiniz?
Leonard’ın sıkıntılı sakatlık geçmişinin gelecek sezon değerini düşürmesi ve bunun sonucunda Ingram’ın istatistiksel olarak ondan daha fazla üretmesi elbette mümkün. Ancak tahminlerden ve gerçekleşme ihtimali en yüksek senaryolardan söz ediyorsak Leonard’ın yer aldığı Clippers, onun yerine Ingram ve Dick’in bulunduğu versiyondan çok daha tehlikeli.
LA, Leonard takasını yapmakta haklıydı. Ancak doğru gerekçelerle ve bilinçli biçimde atılan bir geri adım da sonuçta hâlâ geri adımdır.
Milwaukee Bucks

Miami Heat, Giannis Antetokounmpo karşılığında Milwaukee Bucks’a sahada aynı ölçüde katkı sağlayabilecek oyuncular gönderiyor olsaydı, takasa dört birinci tur draft hakkı eklemek zorunda kalmazdı.
Tüm koşullar göz önüne alındığında Milwaukee’nin Heat’ten bu kadar kapsamlı bir paket alması oldukça etkileyiciydi. Antetokounmpo, takas edilmesi hâlinde hangi takımla yeni sözleşme imzalamaya hazır olduğunu açıkça belli ederek olası adreslerini tek bir takıma kadar indirdi. Bu nedenle dört birinci tur draft varlığı ve katkı sağlayabilecek dört genç oyuncudan oluşan paket, Bucks açısından tatmin edici bir karşılık.
Tyler Herro, Kel’el Ware, Kasparas Jakučionis ve Jaime Jaquez Jr.; Ryan Rollins, Myles Turner, AJ Green ile gelecek vadeden iki çaylak Brayden Burries ve Nate Ament’a katılacak. Bu kadro, Bucks’ı 2026-27 sezonunda nispeten ilgi çekici ve rekabetçi bir takım hâline getirebilir.
Ancak bu grubun, Heat başkanı Pat Riley’nin ifadesiyle iki kez MVP seçilmiş ve ligin “en iyi beş oyuncusundan biri” olan Antetokounmpo’ya sahip Bucks’tan daha güçlü olduğunu savunmak pek mümkün değil.
Clippers’ın Leonard takasında olduğu gibi Bucks da bu teklifi kabul etmek zorundaydı ve yaptığı hamle sayesinde geleceğe daha iyi hazırlanmış durumda. Brown sonrası Celtics örneğinde olduğu gibi Bucks’ın normal sezonda geçen yıldan daha fazla maç kazanması da tamamen mümkün. Sonuçta 32 galibiyet ve 50 mağlubiyetlik dereceyi aşmak çok zor değil.
Ancak günün sonunda Milwaukee’nin kısa vadede ulaşabileceği en yüksek seviye, Giannis olmadan daha düşük. Bunun tartışmalı bir yanı olmamalı.
Phoenix Suns

Phoenix Suns, gerçek anlamda bir oyun kurucudan yoksun olmasına rağmen geçen sezon hücum verimliliğinde ligin orta sıralarında yer almayı büyük ölçüde sağladığı geniş alan paylaşımına borçluydu.
Suns buna karşılık, iki üst düzey üç sayı şutörünü kariyerinde üç sayı çizgisinin gerisinden %33.8 isabet oranına sahip Miles Bridges karşılığında Charlotte Hornets’a gönderdi.
Phoenix’in bu takasta Hornets’a verdiği korumasız 2033 birinci tur draft hakkını bir kenara bıraksak bile, kâğıt üzerinde kötü görünen ve anlaşılması güç bir hamleyle karşı karşıyayız.
Bridges’ın kariyerine, takıma net anlamda zarar veren savunma performansı ve yaklaşık beş yıl önceki kısa bir dönem dışında lig ortalamasının altında kalan gerçek şut yüzdeleriyle şekillenen hücum oyunu damga vurdu. Geçen sezon üst düzey bir hazırlayıcı olan LaMelo Ball ile yaklaşık 3.000 pozisyonda birlikte oynadığı düşünüldüğünde, Bridges’ın iki sayılık atışlardaki %46.0 ve üç sayılık atışlardaki %33.3 isabet oranları beklentilerin oldukça altında kalıyor.
Phoenix’te aynı kalitede hazırlanmış şut fırsatlarını bu kadar sık bulamayacak. Ayrıca oyununu büyük ölçüde atletizmine dayandıran Bridges’ın, 28 yaş sezonuna girerken fiziksel açıdan gerilemeye başlayabileceğini de hesaba katmak gerekiyor. Aslında bu düşüş çoktan başlamış olabilir; pota çevresinden kullandığı şutların toplam şutları içindeki payı beş sezondur aralıksız azalıyor.
Varlık yönetimi açısından bu takas bir hata. Suns, elindeki en değerli draft sermayesini kaybetti. Saha içindeki sonuçların da neredeyse aynı ölçüde kötü olması bekleniyor. Bridges, ilk beş ile yedek kulübesi arasındaki seviyede bir oyuncu ve yüklü bir sözleşme uzatması imzalayabilir. Üstelik bunu yaparken alan paylaşımına ihtiyaç duyan Suns hücumunu daha da sıkıştırma ihtimali bulunuyor.
Basketbol gündemindeki en son gelişmeler için tıklayın!
EuroLeague gündemindeki son haberler için tıklayın!
NBA gündemindeki son haberler için tıklayın!