“Patlak” Bir Çaylağı 10 Maçta Nasıl Tanırsınız?

25/Ara/17 13:41 Ocak 1, 2018

Mehmet Bahadır Akgün

25/Ara/17 13:41

Eurohoops.net

Bir oyuncuyu kötü bir draft seçimi yapan şey nedir? Gerçekten çıktığı ilk maçlarda “o oyuncudan olmayacağını” anlayabilir miyiz? Eurohoops Çeviri bu sorulara cevap aradı!

By Zach Kram / Çeviri: Arma Kaynar

Bu çevirinin tüm hakları Eurohoops Ltd. Şti.’ye aittir ve izinsiz kullanılması kesinlikle yasaktır.

Bu yazı ilk olarak 15 Kasım 2017 tarihinde Ringer’da yayınlanmış ve uyarlanarak çevrilmiştir.

Philladelphia’nın draft seçimi Markelle Fultz henüz başarısız damgasını yemedi ama iki kilit istatistik üzerinden geçmişteki örneklere bakacak olursak bu damgayı yemesi çok uzak bir ihtimal değil.

Sixers taraftarlarının Markelle Fultz hakkında endişelenmeye başlaması çok doğal. Bu endişenin sebebi de faul atışlarını kullanırken topu tutmaya korkar gibi gözükmesi ya da antrenmanlarda ters eliyle şut atmaya çalışması değil.

Sixers taraftarlarının endişelenmesi için çok erken değil çünkü drafttaki başarısız seçimler çaylak sezonlarının çok başlarında bize bazı ipuçlarını veriyorlar. NBA oyuncularının çok başarılı sporcular ve profesyonel alana giren her genç gibi yeteneklerini parlatmaları, yeni beceriler ve değerli tecrübeler edinmeleri yıllarını alabiliyor. Bütün bu pozitif gelişmelerin yaşanacağını varsaysak bile çaylak oyuncular ilk 10 maçlarında gelecekteki potansiyellerinin asla beklenen seviyeye çıkamayacağına dair bazı belirtileri bize gösterebiliyorlar. Bu da bir oyuncunun başarısız olacağını anlamak için çok fazla zamana ihtiyacımız olmadığını gösteriyor.

Bu bakış açısı çoğu kişiye tartışmalı gelebilir ama bu tez yıllarca toplanan veriye dayanıyor. Eğer ilk 10 sıradan seçilen bir oyuncu sezona yavaş girerse, bu büyük ihtimalle yıllar geçtikçe aynı sezonda lige girdiği oyuncuların gerisinde kalacağı anlamına geliyor. NBA sezonunu bütün olarak ele alınca 10 maç çok kısa bir süre gibi gözükebilir. Ama bu sürede elde ettiğimiz bilgiler oyuncunun kariyeri boyunca geleceği nokta hakkında bize yeterli veriyi sunuyor.

Bu verilere dalıp bunları sonuca bağlamadan önce dikkate aldığımız verilerden bahsedelim. Öncelikle ilk 10 sırada seçilen oyuncular için görülen başarı kıstasıyla, ilk 10 sıra dışında seçilen oyunculardaki başarı kıstası bir değil. O yüzden sadece ilk 10 sıra seçimlerini dikkate alıyoruz. Kullandığımız istatistikler bu oyuncuların NBA’deki ilk 4 sezonlarını ele alıyor. (Çaylak kontratları boyunca gösterdikleri performans.) Çünkü ilk 10 sıradan seçilip ilk 4 senesinde başarısız olan oyuncular, tecrübelenip iyi bir rol oyuncusu olduklarında bile bu “başarısız” damgasından kurtulmuyorlar. Son olarak oyuncuların performanslarını değerlendirmek için iki gelişmiş istatistiği dikkate alıyoruz. Basketbol sadece rakamlarla çok net anlatılabilen bir spor değil ama kullandığımız istatistikler çok ince hesaplara dayanıyor. Temel olarak da oyuncuların takımlarının aldıkları galibiyete yaptıkları katkıya (Win shares) dayanıyor. Bu istatistikten yola çıkarsak 1985 draftından beri yapılan en iyi 6 birinci tur seçimi: LeBron James, Tim Duncan, Dirk Nowitzki, Kevin Garnett, Shaquille O’Neal ve David Robinson; en kötü 6 seçim ise  Nikoloz Tskitishvili, Adam Morrison, Bobby Hurley, Jonny Flynn, Chris Washburn ve Rafael Araujo. Ancak halen çaylak kontratını kullanan oyuncular bu listeye dahil değil.

Ama win-share istatistiği az sayıdaki maçta çok doğru bilgiler vermeyebiliyor, o yüzden az sayıda maça çıkan oyuncular için maç puanı istatistiğini kullanıyoruz. Bu istatistik John Hollinger tarafından bulundu. Özetle oyuncuların maç kağıdındaki istatistiklerinin hepsini birleştirerek oyuncuların o maçta takımlarına yaptıkları total katkıyı bulmayı amaçlıyor. Bu istatistik sadece rakamlardan yola çıktığı için tabi ki oyuncuların sahada yaptıkları bütün etkileri göz önüne alamıyor ama kısa sürede oyuncuların değerini anlamamıza yardımcı oluyor.

O zaman rakamları incelemeye ve bu istatistiklerden ne kadar güçlü sonuçlara varabileceğimize bakalım. Aşağıda 1985 – 2013 arasında seçilen ve ilk 10 maçlarında en kötü performansı gösteren 10 oyuncunun listesi var:

9. Tyrus Thomas – Joel Przybilla – Jonathan Bender

8. Rafael Araujo

7. Anthony Bennett

6. George McCloud

5. DeSagana Diop

2. Mike Sweetney – Doug Smith – Darko Milicic

1. Mouhamed Sene

Bu listedeki oyuncuların hepsine şüphesiz şekilde başarısız seçimler denebilir. Listedeki oyuncuların yarısı çaylak kontratları bitmeden seçildikleri takım tarafından takaslandılar. Przybilla ve McCloud kariyerlerinin ilerleyen dönemlerinde iyi rotasyon parçaları haline gelseler de –Przybilla oynadığı üçüncü takımında, McCloud ise İtalya’ya gittikten sonra- hala başarılı seçimler değillerdi. McCloud başarısız seçim olarak gözüküp kariyerlerinin bir sezonunda 11 sayı ortalama tutturabilen 11 oyuncudan biri oldu.

Bu listeye giremeyip yine de başarısız damgasını yiyen diğer oyuncuların arasında Shawn Respert, Patrick O’Bryant, Chris Washburn, Jan Vesely, Hasheem Thabeet, Luke Jackson, Rodney White, and Nikoloz Tskitishvili gibi isimler var.

Eğer incelediğimiz çaylakları 1985 – 2013 yılları arasındaki bütün çaylaklara yayarsak, maç puanı ve win share istatistikleri arasındaki oranı 0.0  – 1.0  arasında değerlendirirsek elde ettiğimiz değer 0.63 oluyor. İncelediğimiz oyuncu grubunu tüm çaylaklara genişlettiğimiz için bu değere ikinci tur seçimleri ve draft edilmeyen çaylaklar da etki ediyor.

Şaşırtıcı olan ise bu değere sadece ilk 10 sıra seçimlerini ele alarak baktığımızda karşımıza çıkan değer yine buna yakın oluyor. İlk 10 sıra seçimleri için ilk 10 maçtaki verilerden yola çıktığımız zaman elde ettiğimiz değer 0.58. Tabi ki istisnalar var ama genelde bu istatistik yanıltmıyor. Bir oyuncunun ilk 10 maçı ne kadar kötü olursa, beklenen yıldız haline gelmesi bir yana iyi bir rol oyuncusu olma ihtimali bile hayli düşük oluyor.

Karşılaştırma yapmak gerekirse bir filmin prodüksiyon bütçesi ile ilk haftada elde ettiği gelirin oranı da 0.58. Shaquille O’Neal ve David Robinson gibi ilk sıra seçimleri 10 maç sonunda bu dönemdeki en iyi maç puanlarına sahiptiler ve çok iyi kariyerlere sahip oldular. Son draftın bir numarası içinse işler o kadar aydınlık değil.

Fultz’un konumu Milicic veya Bennet ya da attıkları basketten çok faul yapan Vesely-Thabeet ikilisi kadar kötü değil. Ama şu ana kadar çıktığı maçlarda elde ettiği 2.4 puanlık maç skoru – sakatlığından dolayı sadece 4 maça çıkabildi – Andrea Bargnani’nin ilk 10 maçta elde ettiği skora eşit. Kwame Brown ve Pervis Ellison’ın da yakınında. Eğer ilk 10 sıra seçimlerinin dışındaki oyuncularla kıyaslarsak Fultz’un puanı Kirk Hinrich (1. Sıra seçiminden beklenti bu değildir ama iyi bir oyuncu), Randy White, Mark Macon ve Joe Alexander’a (çok kötü) yakın.

Birinci sıra seçimi olup bu listede Fultz’a eşlik eden oyuncuların listesi iç karartıcı. Bu isimler arasında Brown, Bargnani, Ellison ve şu ana kadarki birinci sıra seçimleri içerisinde  ilk 10 maç sonunda tarihin en kötü maç skorunu yapan Anthony Bennett var. Bu dört oyuncu dikkate aldığımız 29 yıllık dönem içerisindeki en kötü birinci sıra seçimleri. Anthony Bennett win-share istatistiğinde bu listedeki oyuncular arasında sonuncu sırada yer alıyor. Brown, Bargnani ve Ellison da en kötü dördüncü, beşinci ve altıncı sıradalar. (Listedeki ikinci ve üçüncü en kötü isimler Michael Olowokandi ve Greg Oden, bunlar da başarısız seçimler olsa da ilk 10 maçlarında gösterdikleri performans kötü değildi.)

Eğer win share istatistiği yeteri kadar ikna edici değilse bu oyuncular en basit basketbol istatistiği olan sayı ortalaması istatistiğinde de birinci sıradan seçilen oyuncular arasında sonuncu, sondan ikinci ve sondan beşinci sıradalar(Bennet – Brown – Ellison). Bargnani bu istatistikte sondan onuncu sırada ama onun da oyununda başarısız damgasına maruz kalmasını sağlayan başka sıkıntılar var.

Bu istatistik Fultz dışındaki başka oyuncular için de endişe uyandırıyor. 2013 draft sınıfından beri en kötü 10 maç skoruna sahip ilk 10 sıra seçimleri arasında 2014 sınıfından Nik Stauskas ve Noah Vonleh, 2015 sınıfından Mario Hezonja, 2016 sınıfından Dragan Bender ve Thon Maker ile 2017 sınıfından Zach Collins bulunuyor. Stauskas ve Vonleh daha şimdiden ikinci takımlarında oynayıp, 4 sayının altında ortalama tutturarak kötü performanslarına devam ediyorlar. Hezonja’nın ise her sene sayı ortalaması yükselmeye devam ediyor. Bender, Maker ve Collins’in kariyerlerini kurtarması için hala geç değil ama kariyerlerine başlangıçlarına bakarsak sahada bize bunu yapabileceklerini düşündüren fazla bir şey sunmuyorlar.

(Ek olarak bu ilk 10 sıra oyuncularını sıralayan yöntemin Bender, Maker, Milicic ya da Sene “proje” tipi uluslar arası oyuncular için çok adil olmadığını düşünebilirsiniz. Ama Kristaps Porzingis, ilk 10 maçında tıpkı Pau Gasol gibi gayet iyi istatistikler elde etmişti. Uluslararası oyuncular bile ilk maçlarında bize umutlanabileceğimiz değerler sunuyorlar.)

Philadelphia’nın “sürecine” güvenenler için bu yöntem tamamen iç karartıcı değil. Fultz’un ilk dönemindeki performansı endişe verici olsa bile, Ben Simmons’ın bu dönemdeki performansı onlar için bir kutlama sebebi. İlk 10 maçtaki performanstan yola çıkan bu yöntem oyuncuların başarısız olabileceğini gösterdiği gibi, yıldız haline gelebileceklerini de gösteriyor.

Simmons, Basketball-Reference’ın verilerine erişebildiğimiz 1983 senesinden itibaren bu istatistiğe baktığımızda en iyi dokuzuncu 10 maçlık başlangıca sahip. Simmons dışında bu listenin ilk on sırasında bulunan oyuncular arasında yedi tane Hall of Fame üyesi bulunuyor. (Michael Jordan, O’Neal, Robinson, Ralph Sampson, Patrick Ewing, Hakeem Olajuwon ve Dikembe Mutombo.) Onların yanı sıra iki tane Hall of Fame adayı (Paul Pierce ve Grant Hill) ve ilk 10 maçından birinde 55 sayı atan Brandon Jennings bulunuyor.

Simmons’ın ilk sekiz maçından yola çıkarak onun Hall of Fame’e gireceğini söylemek tabi ki mantıklı bir çıkarım değil. Henüz potanın 5 metre uzağından isabet bulabilmiş değil. Ama arasında bulunduğu ekibin fazlasıyla görkemli olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Simmons dışındaki oyuncuları ele alırsak, ilk 10 maçında çift hanelere ulaşan Chicago’lu Lauri Markkanen için de veriler olumlu. 1985 – 2013 arasında bunu yapıp daha sonra başarısız bir kariyere sahip olan ilk 10 sıra seçimi olmadı. Açıkçası 2017 sınıfının kalanı için de olumlu konuşabiliriz. Fultz ve Collins dışında (ikisi de henüz toplam 10 maça çıkmadı, bu yüzden ilk 10 maçtaki verilerini hala yukarı çekme ihtimalleri var.) bütün çaylaklar bu istatistikte sıkıntılı denebilecek bir konumda bulunmuyor.

Draft sınıfının kalanı çok iyi olsa bile birinci sıra seçiminin “başarısız” olması bu draft sınıfında ister istemez leke bırakacaktır. Fultz sakat olan omzu iyileştikten sonra gayet iyi performans gösterip oyununu NBA’e adapte edebilir. (Bu istatistiklerde herhangi bir sakatlık faktörü hesaplamaya dahil edilmemiştir.) Ama şu ana kadar elde ettiğimiz veriler çok iç açıcı değil. Şu ana kadar sahip olduğumuz tek şey kısa vadede elde ettiğimiz istatistikler. Ama geçmişe de bakınca kısa vadede elde edilen istatistikler uzun vadeli performansı tahmin etmekte fazla yanılmıyor.

Basketbol gündemindeki en son gelişmeleri kaçırmamak için tıklayın!

Eurohoops Fırın, İstatistik ve Çeviri’den çıkan özel içerikler için tıklayın!