Tehlike Anında Camı Kırınız: D.J. Strawberry

2017-06-07T12:33:18+00:00 2017-06-07T12:33:18+00:00.

Bugra Uzar

07/Haz/17 12:33

Eurohoops.net

Normal sezonda inişli çıkışlı performanslar sergileyen D.J. Strawberry, playoffların gelmesiyle bambaşka bir oyuncu haline büründü ve Beşiktaş Sompo Japan’ı sırtlıyor.

by Buğra Uzar / info@eurohoops.net

Sezon başında Beşiktaş Sompo Japan’ın başına geçen ve sıfırdan bir kadro kurması gereken Ufuk Sarıca, bu oluşturduğu kadroda birlikte büyük başarılar yaşadığı D.J. Strawberry‘e bir kez daha güvenerek yer verdi. Amerikalı yıldız da bir kez daha koçunun güvenini boşa çıkartmadı ve özellikle playofflarda gösterdiği performansla siyah beyazlıların finale çıkmasında başrol oynadı. Ancak Strawberry‘i yakından tanıyanlar için playofflarda performansını arttırması bir sürpriz değil!

Ufuk Sarıca ve D.J. Strawberry’nin yolları ilk olarak 2014-15 sezonunda Pınar Karşıyaka’da kesişti. Strawberry bir dönem Phoenix Suns formasıyla NBA’de forma giyse de beklentilerin altında kalmış ve bir süre daha Amerika’da kaldıktan sonra Avrupa’nın yolunu tutmuştu. Yıldız oyuncunun Litvanya, İsrail, Hırvatistan ve Fransa’dan geçen yolu son olarak Türkiye’ye düştü. O dönem küçük bütçelerle harikalar yaratan Ufuk Sarıca’nın Pınar Karşıyaka’sı, Strawberry’nin de Bobby Dixon ve Jon Diebler‘a katılmasıyla hepten öldürücü bir arka alana sahip olmuştu.

Amerikalı yıldız, normal sezonda bir kez daha inişli çıkışlı performanslar göstermişti. Örneğin Eskişehir Basket’e karşı 13 sayı, 5 ribaunt ve 5 asistle oynayan Strawberry, bir sonraki maçta Torku Konyaspor maçında sadece 5 sayı ve 3 ribauntla oynamıştı. Bir sonraki maç olan Anadolu Efes karşılaşmasında ise 17 sayı ve 5 ribauntla takımının en etkili oyuncularından olurken, hemen ardından oynanan Fenerbahçe maçında ise 3 sayıda kalmıştı. Strawberry’nin performansı sezon içerisinde de bu şekilde devam etti. Ta ki playofflara kadar…

Dürüst olmak gerekirse o ana kadar mücadelesiyle taraflı tarafsız herkesin takdirini kazanan Pınar Karşıyaka’nın Fenerbahçe ve Anadolu Efes gibi dev bütçelerin ve yıldızlarla dolu kadroların olduğu bir ligde şampiyonluğa ulaşmasını çok az kişi bekliyordu. Ancak bu fikre katılmayan isimlerin başında D.J. Strawberry geliyordu. Amerikalı yıldız playoffların başlamasıyla bambaşka bir oyuncuya dönüştü. Kendi görevlerinin yanı sıra Bobby Dixon baskı altındayken topu getirme ve oyunu yönlendirme görevlerini de devralan Strawberry, tüm bunların altından başarıyla kalktı. Yıldız oyuncunun playofflardaki bu çıkışı tabii ki istatistiklere de yansıdı. Playofflara kadar %52 iki sayı, %36 üçlük isabetiyle 11.2 sayı, 3.5 ribaunt ve 3.4 asist ortalamaları yakalayan Strawberry, playofflarda ise %57.97 iki sayı, %44.3 üç sayı isabetiyle 15.9 sayı, 4.58 ribaunt, 3.58 asist ortalamaları yakaladı. Playofflarda sezon içi sayı rekorunu iki kez kırmayı başaran Strawberry, bununla birlikte ribaunt rekorunu kırdı, asist ve top çalma rekorlarını da egale ederek muazzam bir performans sergiledi. Sezon sonunda ise Karşıyaka peri masalını tarihinin en özel kupalarından biriyle noktalamıştı…

Strawberry’nin bu performansı kendisine Olympiacos‘un kapılarını da açtı. Ancak sezon içerisinde bir türlü istediği rolü elde edemeyen Strawberry, Yunan ekibinden ayrıldığında tekrar eski koçunun yanına döndü. Siyah beyazlı formayla normal sezon içerisinde yine istikrarsız performans gösteren Amerikalı yıldız, özellikle sezonun ilk yarısındaki performansıyla eski günlerinden uzak bir görüntü çizdi. Ancak sezonun ikinci yarısıyla birlikte kendini bulan Strawberry, playofflarda da bir kez daha oyununu bir üst seviyeye çıkartmayı başardı. Playofflara kadar %51.5 iki sayı, %32.4 üç sayı isabetiyle 10.1 sayı, 3.3 ribaunt ve 3.3 asist ortalamaları yakalayan Strawberry, playofflarda ise bu istatistiklerini %57.1 iki sayı, %35.7 üç sayı isabetiyle 13.6 sayı, 2.2 ribaunt ve 3.6 asiste çekti. Ayrıca Anadolu Efes‘le oynanan ilk maçta ürettiği 22 sayıyla da sezon rekorunu kırdı.

Tabii ki Strawberry’nin bu çıkışını sadece rakamlarla açıklamak yetersiz olur. Bu sezon tam bir takım görüntüsü çizen Beşiktaş Sompo Japan’ın zaman zaman yaşadığı sorunlardan birisi de kritik anlarda takımı sürükleyecek bir liderin olmamasıydı. Strawberry, playofflarda gösterdiği performansla bu liderlik görevini de eline aldı ve şu ana kadar bu görevi de başarıyla yaptı. Tıpkı Karşıyaka’daki gibi topun getirilmesine ve oyunun yönlendirilmesine yardımcı oluyor ki sezon boyunca güvenilir bir oyun kurucuya sahip olmamanın sıkıntılarını yaşayan Beşiktaş için bu paha biçilemez bir katkı. Deliciliğiyle hem sayılar üreten Strawberry, ayrıca rakip savunmalara da bol bol faul aldırıyor (playofflarda maç başına 5 kez çizgiye geliyor). Üstelik gerek toplu gerek de topsuz alandaki savunmasıyla da Beşiktaş’ın agresiflik seviyesinin üst düzeyde kalmasını sağlıyor.

Strawberry de bu performans artışının farkında ve büyük maçları daha çok sevdiğini açıkça ifade ediyor. Anadolu Efes‘le oynanan ilk maçın ardından konuşan yıldız oyuncu; “Ben her zaman kendime güveniyorum. Ben büyük maçları seviyorum. Bu tip ortamlarda çok bulundum. Büyük maçlar geldiğinde ön plana çıkıyorum. Koç bana güveniyor ben kendime güveniyorum. Ben de bu sorumluluğu alıyorum.” demişti.

Ufuk Sarıca bir kez daha düşük bütçeli bir takımla kendinden birkaç kat fazla bütçeye sahip takımlara meydan okudu ve 4 EuroLeague takımının yer aldığı bir ligde finale kaldı. Finalde kendilerini bölüm sonu canavarı bekliyor ve tabii ki işleri çok çok zor ama Sarıca’nın hem bir hayali hem de Strawberry’si var…