ABD Milli Takımı: 2002 Dünya Şampiyonası’nda Yaşanan Rezillik

2022-07-08T12:09:08+00:00 2023-11-17T13:29:34+00:00.

Bilal Baran Yardımcı

08/Tem/22 12:09

Eurohoops.net

Eurohoops Çeviri, kendi topraklarında düzenlenen Dünya Şampiyonası’nı madalyasız bitiren ABD Milli Takımı’na odaklanıyor.

by Danny Chau / Çeviri: Bilal Baran Yardımcı / info@eurohoops.net

Bu çevirinin tüm hakları Eurohoops Ltd. Şti.’ye aittir ve tamamının veya bir kısmının izinsiz kullanılması kesinlikle yasaktır.

Bu yazı 5 Ağustos 2016 tarihinde The Ringer‘da yayınlanmış ve uyarlanarak çevrilmiştir.

Şu rezalete bakın:

Nostalji böyle bir şey. 2002 Dünya Basketbol Şampiyonası’nda ABD Milli Takımı’nın ilk 5’ini gösteren bu görsele baktığınızda geçmişin ne kadar b*ktan olduğunu fark ediyorsunuz.

2002’nin eylül ayının ilk günlerinde ABD Erkek Basketbol Takımı, basketbolun en büyük sahnelerinden birinde ulusal bir rezalete imza attı. Keşke sadece artık 37 yaşına gelmiş Reggie Miller ile ruhen 37 yaşında olan, beklentileri aşarak orada bulunan Andre Miller’ın yer aldığı ilk 5’ten bahsediyor olsaydım.

ABD Milli Takımı’nın uluslararası arenadaki 58 maçlık galibiyet serisi, Arjantin karşısında son bulmuştu. Sonraki gün çeyrek finalde Yugoslavya’ya da kaybederek madalya ihtimalini sıfırlayan ABD, beşincilik maçında da İspanya’ya mağlup oluyordu. ABD Milli Takımı, kendi topraklarında düzenlenen turnuvayı altıncı bitirmişti.

NBA, hala Bulls dominasyonun sonlanmasının ardından yaşanan sürece uyum sağlamakla meşguldü. Chicago Bulls‘un iki kez üst üste üç şampiyonluk yaşadığı 1990-1998 yılları arasında lig genelindeki sayı ortalaması 101.5’ti. 1998-2002 sezonları arasında bu ortalama 95 sayının altına düştü. Devam eden birkaç yılda ise bu ortalama daha da düştü.

2002 yılında ligin en yüksek tempoyla oynayan takımı 48 dakikada ortalama 98 pozisyon bulan Sacramento Kings‘ti. Bu rakam, 2016 yılında Kings‘i ancak 16. sıraya yerleştiriyordu. O zamanlar basketbol sahası resmen bir savaş alanıydı. Bunun sonuçlarını sonradan görüyoruz. Shaq, parmağından sıkıntı yaşamıştı; Jason Kidd, playofflar esnasında kasıklarından sakatlık yaşadı; Ray Allen’ın sol dizindeki tendonları sıkıntılıydı… Kobe Bryant, Tim Tuncan, Kevin Garnett gibi oyuncular ise dinlenmeyi tercih etmişti. Ülkenin en büyük yıldızları, milli takımda oynamak için ya çok fazla sağlık sorunu yaşıyordu ya da çok yorulmuştu. Bir araya ihtiyaçları vardı.

2002 Dünya Şampiyonası’nı hatırlamak için “geçmişini hatırlamayan toplumlar gelecekte aynısını yaşamaya mahkumdur” felsefesini uygulamak dışında hiçbir sebep yok. O turnuvadan aklımda kalan herhangi bir pozisyon değildi. Televizyonun önünde ayağa kalkıp “ŞU LANET SERBEST ATIŞLARINI AT PAUL PIERCE!” diye bağırışımdı.

Gerçekten de ABD Milli Takımı oynadığı dokuz maçta da rakibinden daha kötü serbest atış atmıştı. Klasman maçlarından birinde Porto Riko, çizgiden %56.5 ile isabet bulmasına rağmen yine ABD Milli Takımı’ndan daha iyi bir yüzde yakalamayı başarmıştı. Dokuz maç genelinde çizgiden %62.8 ile isabet bulan ABD’nin bu yüzdesi, Tristan Thompson’ın kariyer yüzdesiyle aynı. Kaybedilen maçlarda toplamda 16 sayı fark yiyen ABD, 71 serbest atıştan yararlanamadı.

Bu, turnuvadaki performansa bir bahane sunmuyor. ABD, serbest atış çizgisinden %25 daha iyi atsa bile 2002 yılında altın madalyayı kazanabilecek kadar iyi değildi. Kadroda hiç kimsede sorumluluk bilinci yoktu. Turnuvadan sonra “NBA’deki para ve açgözlülük… Bu, bizim rekabetçi ruhumuza zarar mı veriyor?” diye düşüncelere dalan George Karl dahil.

Tam saha baskı sırasında sanki karşılarında liseliler varmışçasına sahaya yansıyan kibirlerini görebiliyordunuz. Arkadan yapılan topsuz koşularda ve drive&kick oyunlarında defalarc kez yenik düştüler çünkü kafaları turnuvada değildi. Arjantin maçında gelen ilk mağlubiyetin ardından Manu Ginobili, bunun nasıl yaşandığını anlattı: “Birbirimizi tanıyoruz. Perdelerin nereden geleceğini, ne zaman topsuz koşu yapmamız gerektiğini biliyoruz. Belli ki ABD bilmiyordu.”. Bu sözler, hala Ginobili’nin hayatında söylediği en ağır sözler sıralamasında en üstlerde yer alıyor.

Fakat sonrasında adeta vazgeçilmiş kadroya baktığınızda, bitkin düşen yetenek havuzuna baktığınızda bu çöküşün zaten en olası senaryo olduğunu görüyorsunuz. Patronumuz, turnuva bittikten sonra daha güçlü bir takım hayal etti ancak bu olası senaryo da farklı değildi. Bu takımın merkez oyuncusu Paul Pierce’tı ve onun performansı, turnuvanın harika bir özetiydi: Harika bir skorer fakat fevri ve bencil. O zamanlar henüz 24 yaşındaydı, bir “kazanan” olarak anılmasına, NBA şampiyonu olmasına daha yıllar vardı. Peki ya diğerleri?

Takımın yetenek seviyesinin düşük olduğunu biliyordum. İkinci kez izlediğimde ise dünya şampiyonu olmaya çalışan kenar mahalle NBA yıldızlarının absürtlüğüyle karşılaşmaya hazır değildim. ABD, Arjantin’e karşı üçüncü çeyrekte 62-51 gerideyken FIBA yayını, üç pozisyonluk Andre Miller’ın tam da Andre Miller’lık orta mesafeler soktuğu bir sekansı yayınladı. İspanya’ya karşı oynanan beşincilik maçının üçüncü çeyreğinde ABD Milli Takımı’nın bulduğu 15 sayının sekizi Ben Wallace’tan gelmişti. Wallace, maçı 12 sayıyla bitirdi ki bu rakamı oynadığı 1.088 NBA normal sezonu maçının sadece 86’sında geçecekti.

2016’daki Rio, 2002’den beri en düşük yetenek seviyesi düşüşünün yaşandığı kadro ancak 2002’den beri 14 yıl geçti. Artık iyi oyuncu havuzu, o günlere nazaran çok daha geniş. NBA çok daha hızlı, çok daha geniş alanda, çok daha odaklı şekilde ve oyunun her alanının önem arz ettiği şekilde oynanıyor. 2002 ve 2004 yılında yaşanan rezaletler; uluslararası maçlarda birliğin, gelişimin ve sorumluluk almanın ön planda olduğu bir yeni bir sistem kurulmasına yol açtı. Bu da artık takımların asla geçmişte göründüğü kadar düzensiz görünmeyeceğini gösteriyor.

Artık Coach K’nin dayanılmaz saygınlık konuşmalarına maruz kalmak zorundayız ancak bu durum Larry Brown’ın bariz şekilde uyguladığı yaş faşizminden de, George Karl’ın suçu oyunculara atmasından da çok daha iyi. İşler, geçmişe göre tıkırında. Eğer 2002’de yaşanan rezaleti illa hatırlayacaksak, yeni bir düzen inşa etmemizi sağlayan orman yangını olarak hatırlamak en sağlıklısı.

Basketbol gündemindeki en son gelişmeleri kaçırmamak için tıklayın!

NBA gündemindeki son gelişmeler için tıklayın!