NBA: Normal Sezonun En Büyük Kazanan ve Kaybedenleri

18/Nis/26 11:40 Nisan 18, 2026

Arma Kaynar

18/Nis/26 11:40

Eurohoops.net
giannis-antetokounmpo-milwaukee-bucks
Gary Dineen/NBAE / Getty Images / Ideal Image

Eurohoops Çeviri, geride kalan normal sezona bakış atıyor.

by Eurohoops Team / info@eurohoops.net 

Eurohoops Türkiye’yi YouTube’da takip etmek için tıklayın!

Eurohoops Türkiye’yi Instagram’da takip etmek için tıklayın! 

Bu yazı Bleacher Report’ta yayınlandı ve uyarlanarak çevirildi.

2025-26 NBA normal sezonunun sona ermesiyle birlikte, 30 takımın tamamının galibiyet sayıları netleşti. Ancak başarıyı değerlendirmek için tek ölçütün bu olduğunu düşünüyorsanız, bu sezonun en önemli hikâyelerinden birinin “bilerek kaybetme” (tanking) olduğu gerçeğini gözden kaçırıyorsunuz demektir.

Sezon boyunca kasıtlı yenilgiler meselesini tartıştık, bazı galibiyetlerin aslında başarısızlık anlamına gelip gelmediğini sorguladık. Açıkçası, kimin gerçekten kazandığını ya da kaybettiğini anlamak için daha derinlikli bir bakış açısına ihtiyacımız var.

Gelin, yeni tamamlanan sezonu daha yakından inceleyelim; trendleri değerlendirelim, hoş sürprizleri ortaya koyalım ve göze çarpan hataları vurgulayalım. Ancak o zaman 2025-26 sezonunun gerçek kazananlarını ve kaybedenlerini daha iyi anlayabiliriz.


Kazanan: San Antonio Spurs

San Antonio Spurs v Golden State Warriors

San Antonio Spurs’ün bu sezonki yükselişini “işler bir anda hızlandı” ya da “biz kimiz böyle?” sözleriyle anlatabilirsiniz; her iki ifade de 2025-26 sezonunun ruhunu yansıtıyor.

Victor Wembanyama, nazik ama kararlı bir şekilde MVP tartışmalarının içine girdi. Başantrenör Mitch Johnson hakkındaki şüpheleri ortadan kaldırdı ve takımın genç çekirdeğindeki hemen her oyuncu beklenenden hızlı gelişim gösterdi. Stephon Castle’ın acımasız rekabetçiliği, Dylan Harper’ın bitiricilik becerisi ve Carter Bryant’ın inanılmaz atletik savunması bu gelişimin öne çıkan örnekleriydi.

Sezon başına dönersek: Wembanyama’nın üçüncü yılında Spurs’ün ilk dört sıraya girmesi ihtimal dahilindeydi, ancak neredeyse kimse 62 galibiyetlik bir performans beklemiyordu. Bugün gelinen noktada, takım son şampiyon Oklahoma City Thunder için en büyük tehdit olarak görülüyor.

Geçen sezon 34 galibiyet alan Spurs için birçok taraftar bu yıl 44 galibiyete razı olurdu. Bu kadar büyük bir sıçrama, yalnızca Wembanyama’nın jenerasyonluk bir yıldız olmasından değil, aynı zamanda organizasyonun onun etrafına doğru oyuncuları seçip geliştirmesinden kaynaklanıyor.


Kaybeden: Savunmacılar

Oklahoma City Thunder v Boston Celtics

Bugün NBA’de savunma yapmanın her zamankinden daha zor olduğu hissine kapılıyorsanız, bunun nedeni gerçekten de öyle olması.

Steve Kerr, modern NBA’de savunmacıların karşı karşıya kaldığı neredeyse imkânsız görevi detaylı şekilde anlattı. Hücum oyuncuları, boşta kalan kol kullanımını tarihte hiç olmadığı kadar etkili bir silaha dönüştürdü ve savunmacıların buna karşı koyabilecek pek bir seçeneği yok.

Oyuncular artık daha iyi kondisyonlu ve daha yetenekli. Takımlar, veriye dayalı analizlerle kadrolarını en verimli şekilde kullanıyor. Ancak bunlar tek başına ligin bu sezon tarihî bir hücum verimliliği (115.7) yakalamasını açıklamaya yetmiyor.

Asıl mesele şu: Savunmacılar her zamankinden daha dezavantajlı durumda.


Kazanan: Atlanta Hawks

Philadelphia 76ers v Atlanta Hawks

Atlanta Hawks’ün bu sezonki en büyük kazanımlarından biri, yaz döneminde yaptıkları draft hamlesiydi. New Orleans ve Milwaukee’nin 2026 birinci tur seçimlerinden daha iyisini alma hakkını kazanmaları, son on yılın en tek taraflı takaslarından biri olarak hatırlanacak.

Başarıları bununla da sınırlı kalmadı.

Takım, belki bir yıl geç de olsa, Trae Young ile yollarını ayırdı ve onu yüksek maliyetli bir kontratla elde tutma zorunluluğundan kurtuldu. Washington Wizards’tan gelen pakette draft hakkı bulunmasa da CJ McCollum’un şut katkısı, ligin en iyi beşli kombinasyonlarından birinin oluşmasını sağladı.

Jalen Johnson’ın çıkış yaptığı, Nickeil Alexander-Walker’ın ise sezon öncesi imzaladığı sözleşmenin ligin en iyi kontratlarından biri hâline geldiği bu kadro, Hawks’ı 46 galibiyete taşıdı.

Genç, maliyet kontrollü oyuncular ve yüksek potansiyelli geleceğe dönük varlıklarla Atlanta, San Antonio’nun ardından en büyük ilerlemeyi kaydeden takım oldu.


Kaybeden: Giannis Antetokounmpo ve Milwaukee Bucks

Milwaukee Bucks v Utah Jazz

Bu sezonun hayal kırıklığı, hem Giannis Antetokounmpo’nun hem de Milwaukee Bucks’ın ortak eseri. İki taraf da, sağduyulu kararlar almayı sağlayacak açık bir iletişim kurmayı başaramadı.

Giannis, sezon boyunca çelişkili açıklamalar yaptı: Bir yandan sadakat ve bağlılıktan söz ederken, diğer yandan fikrini değiştirme ihtimalini açık bıraktı. Bu durum Bucks yönetimini zor bir konuma soktu, ancak aslında bu onlar için yeni değildi. Giannis’in geçmişteki belirsiz bağlılığı, kulübü geleceğini riske atan hamleler yapmaya itmişti.

İki MVP ödüllü yıldız, sanki kontrolü yokmuş gibi davrandı; oysa modern NBA’de oyuncular kariyerlerini yönlendirmekten çekinmiyor. James Harden’ın sık sık yaptığı gibi, takas talep etmek artık alışılmadık bir şey değil.

Bucks, Giannis açıkça takas istemedikçe onu göndermek istemedi. Giannis ise kötü adam rolünü üstlenmek istemedi; gitmek istiyordu ama bunu açıkça dile getirmedi. Sonuç olarak iki taraf da harekete geçmedi.

Tüm bu belirsizlik, gerginlik ve gereksiz karmaşa aslında kolayca önlenebilirdi. Gerçekle yüzleşmek yerine kaçınmayı tercih etmeleri, her iki taraf için de utanç verici bir sezonla sonuçlandı.

Kazanan: Devin Booker

Phoenix Suns v Brooklyn Nets

Devin Booker için sezona girerken tablo pek iç açıcı değildi; hatta belki de ligde geleceği en karanlık görünen süper yıldızdı. Kevin DurantBradley Beal dönemi sönük bir şekilde sona ermiş, Phoenix Suns draft hakları ve genç yetenek açısından neredeyse tükenmiş durumdaydı. Önümüzdeki yılların kayıp olduğu düşünülüyordu. Yazın imzaladığı iki yıl, 145 milyon dolarlık kontrat uzatması elbette bir teselli sağladı, ancak genel kanı Booker’ın bu parayı kazanırken Phoenix’te neredeyse hiç anlamlı maç oynayamayacağı yönündeydi.

Ama işler hiç de beklendiği gibi gitmedi. Umutsuz ve ruhsuz geçmesi beklenen sezon, daha ilk andan itibaren keyif verici bir hâl aldı. Suns; sert savunma yaparak, tempoyu yükselterek ve 2020’lerin geri kalanının “kaybedilmiş” olduğu fikrini adeta yok sayarak beklentileri paramparça etti.

Booker bir All-Star seçilemedi belki, ancak artık “tek kariyer, tek takım” hedefini gerçekleştirme konusunda gerçek bir umut taşıyor—üstelik bunu yıllarca kaybederek geçirmek zorunda kalmadan.


Kaybeden: Sacramento Kings

New Orleans Pelicans v Sacramento Kings

Sacramento Kings sezona girerken iyi olacaklarını düşünüyordu. Bu yüzden yazın Dennis Schroder gibi tecrübeli isimleri kadroya kattılar. Ancak bu beklentinin yanlış olduğu kısa sürede ortaya çıktı. Buna rağmen, yeniden yapılanmaya gidip pahalı veteranları elden çıkarmak yerine Domantas Sabonis, Zach LaVine ve DeMar DeRozan gibi isimleri takas dönemine kadar elde tuttular.

Tam “kötü olmayı beceriyorlar” denirken bu kez de sezonun son bölümünde birkaç galibiyet fazla aldılar. Bunun sonucunda, yaklaşan draft kurasında 4. sıra için Utah Jazz ile yazı-tura atmak zorunda kalacaklar.

Üstüne bir de şu eklendi: Kings, başantrenör Doug Christie ile devam etme kararı aldı. Christie’nin kararları, takımın bilerek kaybettiği iddialarına yönelik soruşturmanın merkezindeydi ve kulüp neredeyse “hile yapmadık, sadece kötüydük” demek zorunda kaldı.

Kısacası: Kings yine bildiğiniz gibi.


Kazanan: Jalen Duren

Detroit Pistons v Philadelphia 76ers

Sezon öncesi kontrat uzatma görüşmelerinde Jalen Duren’in yıllık yaklaşık 30 milyon dolar talep ettiği konuşuluyordu ve Detroit Pistons bu rakama pek sıcak bakmıyordu.

Şimdi ise Pistons bu karardan pişmanlık duyuyor olabilir.

Detroit’in başarısının ana motoru Cade Cunningham olsa da, Duren büyük bir çıkış yakalayarak ilk All-Star seçimini elde etti. Hücum repertuarını ciddi şekilde geliştirdi; yüzü dönük oyunu gerçek bir silaha dönüştü. Sayı ortalamasını 11.8’den 19.5’e çıkardı, faul çizgisine çok daha sık gitmeye başladı, kullanım oranını yükseltti ve sayılarını daha az asist desteğiyle üretir hâle geldi.

Bu yaz kısıtlı serbest oyuncu olacak Duren için Pistons hâlâ eşleşme hakkına sahip, yani kontrol tamamen kaybolmuş değil. Ancak Duren, piyasa değerini tam zamanında zirveye taşıdı. Eğer All-NBA seçilirse, Detroit’ten beş yıl için 287 milyon dolarlık bir kontrat talep etmesi hiç de sürpriz olmaz.


Kaybeden: New Orleans Pelicans

New Orleans Pelicans Introduce Jeremiah Fears, Micah Peavy and Derik Queen - Press Conference

Sezonun en tek taraflı takasının kazananı Atlanta Hawks’tıysa, kaybedeni de New Orleans Pelicans oldu. Pelicans, sadece Derik Queen için 10 sıra yukarı çıkabilmek adına korumasız bir gelecek birinci tur draft hakkını verdi.

Üstelik Queen, New Orleans’ın 7. sıradan seçebileceği noktada hâlâ müsaitti ve muhtemelen daha düşük maliyetli bir takasla da alınabilirdi. Dahası, çaylak sezonunda sergilediği performans da bu kadar agresif bir hamleyi haklı çıkaracak düzeyde değildi.

Ne yazık ki hatalar bununla sınırlı kalmadı. Pelicans, CJ McCollum’un biten kontratını, gelecek sezon 34 milyon dolar kazanacak olan Jordan Poole karşılığında takas etti. Poole neredeyse anında oynanamaz hâle geldi ve artık takıma katkı verme ihtimali daha da düşük. Üstelik arka sahada sağlıklı bir Dejounte Murray ve gelişmekte olan Jeremiah Fears varken.

Sonuç olarak New Orleans playoffları kaçırdı, yüksek bir draft sırası elde edemedi ve ne bir kimlik oluşturabildi ne de üzerine inşa edilecek bir temel parça bulabildi.

Kazanan: Boston Celtics

New Orleans Pelicans v Boston Celtics

Boston Celtics için “maaş düşürme yılı” olacağı düşünülen sezon, bambaşka bir hikâyeye dönüştü.

Celtics, Doğu Konferansı’nı 2. sırada tamamlayarak playofflara girdi ve NBA Finalleri’nde konferansı temsil etme konusunda en güçlü aday hâline geldi. Bu, sezon başında Boston’ı ancak Play-In potasında gören en iyimser tahminlerin bile çok ötesinde bir sonuçtu.

Yaz döneminde yapılan hamlelerin büyük kısmı maaş yükünü azaltmaya yönelikti. Jrue Holiday ve Kristaps Porzingis takaslandı; Al Horford ile Luke Kornet ise serbest oyuncu olarak takımdan ayrıldı. Sezon içinde lüks vergi sınırının altına adım adım inerken, Jaylen Brown kariyerinin en iyi performansını sergiledi. Jayson Tatum’un dönüşüyle birlikte galibiyetler art arda gelmeye başladı ve Celtics, kimsenin beklemediği ölçüde güçlü bir şampiyonluk adayı görüntüsü verdi.

Bu sezon, kadro yönetimi ve tavizsiz rekabet anlayışı açısından adeta bir ustalık dersi oldu. Celtics yalnızca beklentileri aşmakla kalmadı; aynı zamanda ligin yeni maaş kuralları (second apron dönemi) içinde başarıdan ödün vermeden nasıl hareket edilebileceğini de gösterdi. Bu da onları uzun vadede sürekli rekabetçi kalabilecek bir konuma taşıdı.


Kaybeden: Sağduyu

Board of Governors Press Conference

Ödüller için getirilen 65 maç oynama şartı, kısmen “load management” sorununu çözmek, ama daha çok da yayıncı kuruluşların yıldızsız maçlardan kaçınma isteğini karşılamak için ortaya çıktı.

Bu yüzden kuralın “işe yarayıp yaramadığı” tartışmaları çoğu zaman hedefi ıskalıyor. Aslında işe yaradı: Yayın anlaşmaları yapıldı ve NBA milyarlar kazandı.

Sorun ise yan etkilerde.

Devin Booker, Anthony Edwards, LeBron James gibi birçok oyuncu Victor Wembanyama’dan daha fazla dakika oynadı; ancak 65 maça çıkamadıkları için ödül ve All-NBA değerlendirmelerine dahil edilmediler. Cade Cunningham ve Luka Dončić ise toplu iş sözleşmesindeki “olağanüstü durumlar” maddesi kapsamında özel başvuru yapmak zorunda kaldı. Bazı yıldızlar ise sadece 65 maç barajını geçebilmek için sezon sonunda sembolik süreler aldı.

Bu kural, sezonun gerçek hikâyesini anlatmayı zorlaştırıyor; çünkü hak eden oyuncuları dışarıda bırakıyor. Oyuncuların “supermax” kontratlara uygunluğunu etkileyerek kazanç potansiyellerini düşürüyor. Oy verenlerin takdir yetkisini kısıtlıyor. Yıldız oyuncuların daha fazla oynamasını teşvik edip etmediği bile net değil; hatta sakatlıkları artırıyor olabilir.

Kısacası, mantıklı değil—tek bir açıdan bakarsak hariç: NBA istediği yayın anlaşmasını elde etti.


Bonus Kazanan: Charlotte Hornets

Dallas Mavericks v Charlotte Hornets

Neden kazananlar ve kaybedenler eşit sayıda olsun? Bazı kusurlarına rağmen inişlerden çok çıkışların yaşandığı bir sezonu, ekstra bir kazananla kapatalım.

Sezonun en büyük çıkış yapan takımı olarak San Antonio Spurs hatırlanacak olabilir, ancak istatistiksel olarak en büyük sıçramayı yapan ekip Charlotte Hornets oldu. Net rating’leri geçen sezonki -9.1’den bu yıl +4.9’a fırladı. Bu büyük artışın arkasında ise elit seviyeye ulaşan hücum performansı vardı.

Sağlıklı kalmayı sonunda başaran LaMelo Ball, Yılın Çaylağı ödülünün en büyük adayı Kon Knueppel ve gelişimini sürdüren Brandon Miller önderliğinde Charlotte’ın hücumu lig genelinde beşinci sıraya yerleşti ve 15 Aralık sonrasında zirveye çıktı. Hornets’ın ilk beşi, 100 pozisyonda rakiplerine 27.4 sayı fark atarak (en az 400 pozisyon oynayan beşler arasında) en baskın performansı sergiledi.

Sonuç olarak Charlotte artık net bir yönü olan, üzerine inşa edilebilecek temel parçaları bulunan ve yıllar sonra ilk kez yukarı doğru giden bir grafiğe sahip bir takım hâline geldi.

Basketbol gündemindeki en son gelişmeler için tıklayın!
EuroLeague gündemindeki son haberler için tıklayın!
NBA gündemindeki son haberler için tıklayın!

Tags NBA