Asla Vazgeçmeyen Bir Adamın Hikayesi: Sinan Güler Tarih Yazıyor

2016-11-29T12:35:04+00:00 2017-07-03T17:56:33+00:00.

Utkan Sahin

29/Kas/16 12:35

Eurohoops.net

Yazıda bahsedeceğim adam, büyük ihtimal Türk basketbolun en yetenekli ya da en kariyerli oyuncusu değil. O sadece bizlere bu oyunu oynarken, nasıl biri olduğunu gösteren birisi. Bizlere bu oyunu ne kadar sevdiğini gösteren birisi…

By Utkan Şahin/ info@eurohoops.net

Hikaye öyle bir aynadır ki, hayatın ve doğanın tüm varlığı onda görünür” Hippolyte Taine

Basketbol, kişilerin hikayelerini yazdığı bir dünyadır. Kişiler, hayatın içinde olduğu gibi yaptıkları ya da yapamadıkları her eylemle bu hikayeyi oluşturur. Bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde. Bizler sonuca odaklı bir şekilde yaşadığımız için bu hikayeleri her zaman göremeyebiliriz. Ama 33 yaşındaki bir adam, bize bu kez hikayeyi gösteriyor.

Basketbol bir oyundur. Yetenekleriniz ölçütünde bu oyun içerisinde var olmaya çalışırsınız. Bazen iyi kararlar alır, iyi oynarsınız. Bazen de tam tersi olur, kötü oynarsınız. Bütün bu sonuçlardan daha önemlisi, bu oyun size kim olduğunuzu gösterir.

Yazıda bahsedeceğim adam, büyük ihtimalle Türk basketbolun en yetenekli ya da en kariyerli oyuncusu değil. O sadece bizlere bu oyunu oynarken, nasıl biri olduğunu gösteren birisi. Bizlere bu oyunu ne kadar sevdiğini gösteren birisi…

Sinan Güler, Türk basketbol dünyasına girdiği günden beri bizlere bunu gösteriyor.  2000-2001 sezonundan beri profesyonel olarak basketbol oynayan Sinan, kariyeri boyunca büyük evrimler geçirdi. İnsanlar nasıl hayatında değişiklikler yaşadıysa o da kendi basketbolunda yaşadı. Bütün bu olup biten arasında her insan gibi her zaman en doğru kararları vermedi ama verdiği kararlar sonrası da hiç pes etmedi.

İlk zamanlarında kendi basketbolu hakkında söylenen şeylerden çok farklı bir durumda olan Sinan, artık 33 yaşında ve basketbol kariyerinin zirvesini yaşıyor. Hem de bambaşka bir basketbol tarzıyla.

Kolejde kendi basketboluna nasıl bir yön verme konusunda aldığı karardan sonra bu tercihi üzerinde ilerleyen Sinan, Türk basketboluna da böyle bir başlangıç yaptı. Bu oyunu en iyi şekilde oynamak isteyen Sinan Güler, büyük hayallerin peşinden koşmaktansa kendini bu oyunda verimli kıldı. Verimliliğin yolunu savunmasında ve sahaya koyduğu enerjisiyle bulan Sinan, daha sonrasında bunlarda ne kadar iyi olabileceğini kanıtladı.

Efes ve devamında gelen Milli Takım kariyerinde bu kararını sonuna kadar sergiledi. Pes etmeden, yılmadan. Basketbol içerisinde diğer oyuncular yeteneklerine ve tercihlerine saygısızlık ederken, o etmedi. Bu oyuna vermek istediklerini seçti ve bunu uyguladı. Hayat gibi, basketbol da zaman zaman onun önüne zorluklar çıkardı. Yeri geldi hak ettiği süreleri alamadı. Yeri geldi kendi yetenekleri onun isteklerine ayak uyduramadı. Ama bütün bunlar onu vazgeçiremedi.

Kolejde basketbol tarzıyla ilgili karar verdikten sonra Sinan, veteran diyebileceğimiz bir oyuncu olana kadar, bu oyun tarzının peşinden koştu. Seçtiği tercihte en iyilerinden biri olmaya çalıştı ve oldu. 30 yaşına geldiğinde Türkiye’de alabileceği bütün kupaları kazanmıştı. Üstüne Milli Takım ile bir dünya ikinciliği yaşamışta. Bugüne kadar başardıklarından sonra kariyerinin merkezini basketboldan çekip, maddi kazanç noktasına çevirebilirdi ama yapmadı. Başka bir karar aldı ve bunu uygulamak için yeni hedeflerin peşinden koşmaya başladı. O, yaptığı şeylerde en iyisi olduktan sonra yapamadığı söylenen şeylerde en iyisi olmayı tercih etti.

Daha farklı şeyler verebileceği bir takıma, Galatasaray‘a gitti. Belki ondan istenen eskiden yaptığı şeyleri yapmaya devam etmesiydi. Ama bu istekleri o kendi değiştirdi. Kariyerinin başında nasıl kendi tarzını kendi belirlediyse, bu değişikliği de o yaptı. Değişiklik derken, eskiden yaptığı şeyleri bıraktığını söylemiyorum. Her zaman yaptığı şeylerin yanına yapamadığı söylenen şeyleri de yavaş yavaş eklemeye başladı.

Bir önceki sezonun şampiyonu Galatasaray‘da aynı rolde devam ederken, önemli bir dış skorer olabileceğini de gösterdi. O zamana kadar çok verimli bir üç sayı atıcısı olmayan Sinan, 30 yaşında üç sayılık yüzdesini %40.0’a çekti. Bunu daha az üçlük atarak yapmadı. Aksine daha fazla sorumluluk aldı. 13 maçta çift haneli sayılara ulaşan Sinan, kariyerinin en iyi rakamını elde etti. Yapabileceğini göstermek istedi ve yaptı.

Bir sonraki sezon ise Sinan için başka yeteneklerini gösterme zamanıydı. Büyük hedeflerle kurulan kadro, maddi sıkıntılar ve kadro uyumsuzluğu sebebiyle Galatasaray için hayal kırıklığına dönüştü. Yine de bu sezon onun için yeni basketbol karakterinin oturması için olumlu bir sezon oldu. Oyun kurma yeteneklerini geliştiren Sinan, oyunu daha iyi okumaya, daha iyi ikili oyun oynamaya başladı. Asist rakamlarını yukarıya çekerken daha farklı bir oyuncuya dönüşmeye başlamıştı.

O sezon playoff maçında yaşanan bir olay ise kariyerini özetleyen en doğru anlardan biri oldu. Fenerbahçe‘ye karşı Abdi İpekçi’de oynanan maçta bir pozisyonda Nikos Zisis ile çarpışan Sinan, o maçta hem ezeli rakibinin taraftarının gönlünü hem de kendi taraftarının gönlünü kazandı. Bizim ülkemizde inanılması güç olan bir başarıyı elde etmişti ama aslında kariyeri boyunca yaptıklarından farklı bir şey de yapmamıştı. Bize hikayesinin en temel noktalarını da Sinan aslında o gün gösterdi.

– Pes etmedi ve gücünün sonuna kadar savaştı.
– Bu oyunu sevdi ve daha da önemlisi bunun sadece bir oyun olduğunu anladığını gösterdi.

Geçen sezon ise onun oyun kuruculuk yetenekleri daha da parladı. Galatasaray’ın yeni oyun felsefesi bunun üstüne kurulurken, Sinan önemli skorerlerin yanında topa yön verici isim oldu. Yeri geldi tartışıldı, yeri geldi yetersiz görüldü ama Sinan en iyisini yapmaya çalışmaktan hiç geri adım atmadı. Final maçında da maça damgasını vurdu ve taraftarı olduğu kulüple bir kaptan olarak Avrupa kupası sevinci yaşadı.

Bu sezona gelirsek, 3-4 yıl önce kendisi için bunu yapamaz denilen şeyleri artık en iyi seviyede yapabileceğini gösterdi. Galatasaray, sezona kötü başlasa da takımın içerisindeki oyun kurucu eksikliğini hissettirmemek için elinden geleni yaptı. Hem Euroleague’de hem de yerel ligde kişisel asist rekorlarını kırdı. Galatasaray’ın hücumdaki yönlendiricisi oldu. Sarı-kırmızılı ekibe ilk geldiği sezon, 1.7 asist ortalamasıyla oynanan Sinan, geçen üç yılda bu istatistiğini sürekli yukarıya çekti. Bu sezon ise 16 maçın sonunda 12.0 sayı, 5.7 asist ve 3.0 ribaundla oynayan Sinan, Avrupa’nın en iyi oyun kurucularıyla yarışacak bir performans ortaya koyuyor. Asist istatistiği olarak kariyerinin daha önceki en iyi yılı olan 2014-2015 sezonunda 22 maçta 51 asist yapan Sinan, bu sezon sadece 9 maçta 52 asist yaparak bizlere oyununu ne kadar değiştirirken, ne kadar ileriye gittiğini gösteriyor. 5.7 asist ortalamasıyla Euroleague tarihinde en yüksek asist ortalaması tutturan Türk oyuncu konumunda. Ve, evet, bütün bunları 33 yaşında yaptı.

Galatasaray’da sezon içerisinde değişen yapıyla birlikte Sinan, bütün bunları yapmaya devam etmeye çalışacak. Gün gelecek yetenekleri ona istediğini veremeyecek. Yanlış kararlar, onu yanlış sonuçlara götürecek. Ancak 13. basketbol yılında olan Sinan Güler, bize geçen yıllarda gösterdi ki bütün bunları en iyi şekilde yapmaya çalışmaktan bir an bile vazgeçmeyecek. Çünkü onun bu hikayesinde başkalarıyla yarışmaktan çok, kendiyle yarışmak var. Kendisi için en iyisini bulup, en iyi şekilde yapmak var.

Sinan, hikayesini bu vazgeçmeme ve istediği şeylerin peşinden koşmak üzerine yazıyor. Günün birinde Sinan, peşinden koşmak için isteyeceği yeni bir şey bulamazsa biz biliyoruz ki bu hikaye bitecek ve o yenisini yazmaya başlayacak. Bizler ise onun hikayesini okumaya devam edeceğiz.

Sinan’ın bu sezon yaptığı 52 asistin tamamı: