Warriors Hükümdarlığını Kuran Mesaj: “Hazırım”

18/Haz/17 14:36 Temmuz 22, 2018

Bugra Uzar

18/Haz/17 14:36

Eurohoops.net

 Warriors 2017 şampiyonluğunu, 2016 finalini kaybettiği gün kazanmıştı. Her şey, Kevin Durant’e atılan bir mesajla başladı.

by Lee Jenkins / Çeviri: Mehmet Bahadır Akgün

Bu yazı ilk olarak 12 Haziran 2017 tarihinde SI.com’da yayınlanmıştır.

OAKLAND – 2016 Finallerindeki yedinci maçtan yaklaşık yarım saat sonra, Warriors forveti Draymond Green soyunma odasında daha üzerinde maç forması, telefonunu kurcalıyordu. Etrafında takım arkadaşları apar topar duş alıp giyiniyorlar, Oracle Arena’dan ve havayı kirleten şampanya kokusundan kaçıyorlardı. Fakat Green’in acelesi yoktu. Cleveland karşısındaki bir haftalık çöküşün en yoğun anlarını kafasında tekrar yaşamakla meşguldü: Kafasının içinde LeBron James, Andre Iguodala’ya sahayı geri koşarak bloğu indiriyor, Steph Curry’nin Kevin Love’ın üzerinden yolladığı üçlük potayı dövüyor ve gizemli bir soğuk hava kütlesi, Golden State’in güvendiği bileklere adeta buz üflüyordu. Green merak içindeydi: Bunun bir daha yaşanmamasını nasıl sağlayabilirdi?

Bir grup konuşması başlatabilir, Hawaii’de inzivaya çekilebilir ya da hazirandan ekime kadar her gece salonda yatıp salonda kalkabilirdi. Fakat büyük hamleler, James karşısında hiçbir şeyi garanti etmeyecekti. “Bizim bu yükü kaldırmamızı sağlayacak olan,” diye düşündü Green kendi kendine, “ve bizi inanılmaz seviyeye getirecek olan şey ne? Bizi yalnızca bir yıl için değil, çok uzun süre inanılmaz yapacak olan şey ne?” Daha doğrusu kim?  Warriors’ın Stephen Curry hücumda her defasında 10 metreden kaldırıp atmasın diye üzerindeki yükü alacak ve LeBron James savunmada Harrison Barnes ile kalarak blok ve top çalma kovalamasın diye bu baskıyı James’in üzerinde kuracak bir oyuncuya ihtiyacı vardı. Dünya üzerinde bu tanıma uyan tek oyuncu, gelecek yaz boşa çıkıyordu.

Ve böylece, o soyunma odasında, üzerinde hala maç forması dururken, hayatının en acı verici mağlubiyetinin üzerinden daha bir saat geçmemişken Green, Kevin Durant’in numarasını tuşladı.  “Bizde ne eksik sen de gördün,” dedi Green, “Sana ihtiyacımız var. Oldur şu işi.” Green, aylardır Durant’e kur yapıyordu, ama bu en dramatik anda kullanılmış en güçlü kozuydu. “7. Maçı kaybettikten hemen sonra atılan mesaj,” diyor Green, “ciddi olduğunu gösterir.” Elbette Warriors’ın Durant’e ihtiyacı yoktu, durum böyle değildi. Onsuz 73-9 yapmışlardı ama Green’in hiçbir şeyi şansa bırakmaya niyeti yoktu. Sonradan anlaşıldı ki Durant’in de öyle bir niyeti yoktu.

Basketbolun modern megastarları  bir biyolojik basketbol saatiyle doğar. Ve eğer 27 yaşına kadar parmğına bir yüzük takamamışsa, saatin tik taklarının gürültüsü, hava atışında Oracle’daki gürültüden daha yüksek olmaya başlar. Kimse, James Harden veya Russell Westbrook bile, NBA’in en önemli başrol oyuncularından birinin üzerinde oluşan baskıyı idrak edemez. Bu baskı, dokuz basamaklı ayakkabı sözleşmeleri imzalayan sponsorlardan başlar, mahalledeki arkadaşlarınıza kadar varır. “Annem bunu anlayamıyor” diyordu Durant. “Babam, anlayamıyor. Kardeşlerim anlayamıyor. Bunu gerçekten anlayabilecek tarihte tek bir oyuncu var muhtemelen.” James, Cleveland’da geçen yedi boş sezonun ardından Miami’ye giden yolu tutmuştu. Artık Durant de o saatin sesini duyuyordu.

Green telefonuna baktı, bir cevap bekliyordu. Tam da bu esnada, Durant temmuz başında sınırsız serbest oyuncu durumuna geldiğinde, Thunder cephesi onunla tekrar sözleşme yapacağından emindi. Oklahoma City yetkililerinden biri haziran boyunca onunla sürekli temas halinde kalmış ve umut verici konuşmalarla daha çok cesaret bulmuştu. “Golden State’in kaybettiği gün, her şey değişti.” Diyor o yetkili. “Telefon konuşmaları, mesajlar, çok daha mesafeliydi.” Warriors’ın bir yaz sürecek aşağılayıcı şakalara dayanması gerekti.  Bunlar 3-1’lik üstünlüğü kaybetmenin bir cezası olacaktı. Bu sırada yerinden kalkıp üstündekileri çıkarıp duşa giren Green son gülenin kendileri olacaklarını hissedebiliyordu. Durant’in yanıtı telefon ekranını aydınlattı: “Ben hazırım. Yapalım şu işi.

51 hafta sonra, yine Cavaliers ile oynanan ama bu kez bir beşinci maçta Green yine aynı soyunma odasındaydı ve Durant de üç sıra yanında oturuyordu. İkisinin de etrafı şişelerle doluydu. Mesajlaşmak yerine, kadeh tokuşturuyorlardı, akıllardan silinmeyecek bir takımın takımın ve o takımın yüzük sahibi en yeni üyesinin şerefine!