Final Four Savaşları: İstanbul’da Tarihe Geçen Unutulmaz Hikaye

10/May/18 23:08 Mayıs 15, 2019

Utkan Sahin

10/May/18 23:08

Eurohoops.net

Vitoria’da yapılacak olan Final Four öncesi sizleri eski Final Four’lara götürüyoruz. Serimizin bugünkü bölümünde 2012 yılına gidiyoruz. Avrupa basketbolunun şoktan ağzının açık kaldığı o sezona!

By Utkan Şahin / info@eurohoops.net

Bazen kaybettiğiniz zaman, tek çareyi daha fazla saldırmak da ararsınız. Hataların sebeplerini aramak yerine daha fazla saldırırsınız.

2011 yazında da aynısını CSKA yaptı. Geride kalan sezonda tarihin en kötü kulüp performansını sergiledikten sonra EuroLeague tarihin en korkutucu kadrolarından birini kurdu.

Önce Olympiakos’un elinden Avrupa’nın en heyecan verici yeteneği olan, Milos Teodosic’i aldılar. Daha bir yıl önce tek başına 23 yaşında Sırbistan’ı Dünya Şampiyonası’nda yarı finale taşıyan Teodosic’i… Daha sonrasında o yaz Teodosic’in bir numaralı partneri olan Nenad Krstic, uzun NBA kariyeri sonrası CSKA formasıyla geri döndü.

Yetmedi mi? Üstüne Rusya’nın en büyük yıldızı Andrei Kirilenko, lokavt sayesinde geldi ve tüm sezon kaldı. Jamont Gordon, Darjus Lavrinovic gibi rol adamları da eklendi.  Hali hazırda zaten kadroda bulunanRamunas Siskauskas, Andrey Vorontsevich, Sasha Kaun, Victor Khryapa, Alexey Shved, Anton Ponkrashov, Nikita Kurbanov gibi isimleri saymıyorum bile. Şöyle söyleyeyim, sıradan bir EuroLeague takımın yıldız olabilecek olan Sammy Mejia, o kadronun 12. adamıydı.

Bazen de kaybedince geri adım atarsınız, hatanızı görmek için.

2011 yazında ise Olympiakos, istemeden aynısını yaptı. Yunanistan’da çıkan maddi krizden etkilenen Angelopoulos kardeşler, çılgın para harcamalarından vazgeçti. Çılgın derken abartmıyorum çünkü sadece iki yıl önce kariyerinin en iyi döneminde NBA’den oyuncu getirtebilecek kadar yüksek kontratlar verdiler. Fakat olmadı, hiçbir zaman ne yerel ligde Panathinaikos ile yarışabildiler ne de EuroLeague kupasını kaldırabildiler.

Bir sene önce kurdukları büyük üçlü ise bir yaz içerisinde dağıldı. Teodosic, CSKA’ya giderken Papaloukas ise Maccabi yolcusu oldu. Onlar ise ellerinde kalan tek yıldızla yeni bir sistem inşa etmeye başladılar.

Her şeyin Vassilis Spanoulis’in etrafında döndüğü bir sistem. Buna en büyük yardımı kulübün alt yapısından çıkmış olan oyuncuların vereceği bir sistem. Bunun için Malaga’da bekleneni veremeyen Georgios Printezis’i de getirdiler. Bu sistemin etrafına ise Pero Antic, Acie Law, Kyle Hines gibi isimlerle doldurdular. İleriki yıllarda bu isimler değişti ama bu sistem hep kaldı.

Sezon ise biraz garip başladı. NBA’deki lokavt sebebiyle pek çok yıldız Avrupa’daydı ve belki de tarihin en garip normal sezonlarından biri yaşandı. Fakat lokavt bitip yıldızlar gidince dengeler değişmeye başladı.

Normal sezonda maç başına 14 sayı fark atarak kazanan CSKA, elindeki yıldızları koruduğu için bu değişimden pek yaralanmadı ve Top-16’da sadece Galatasaray‘a kaybetti. Playoff’ta ise dişli Bilbao karşısında sadece 1 maç kaybederek kendilerini İstanbul’a attı.

Olympiakos için ise o kadar kolay bir sezon olmadı. Tarihin en çekişmeli normal sezon grubundan son maçlar sonrasında zor da olsa 2. çıkmayı başardılar ama 2. olurken bile 4 yenilgileri vardı. Top-16’da ise çok zorlandılar. Gruba iki yenilgiyle başladılar fakat daha sonrasında Efes‘i iki maçta da yenince son maçta Galatasaray‘a devam ya da tamam maçına çıktılar. Pire’de zor da olsa kazanarak devam etme şansı buldular.

Playoff’ta ise bir yıl önce onları şok eden Siena vardı. Üstelik bu sefer ev sahibi avantajı da İtalyanların yanındaydı. Fakat onlar bundan da ayağa kalktı ve ilk maçı İtalya’da kazanarak geçen seneden çok farklı bir takım olduklarını gösterdiler.

Bir sene önce Panathinaikos karşısında şok olan Barcelona ise yaz döneminde geçtiğimiz yılın en iyi oyuncularından Chuck Eidson’u transfer etti. Eidson beklentilerin çok altında kaldı ama Barcelona, Top-16 sonunda sadece 1 yenilgi alarak playoff’a kadar geldi. Playoff’ta da Unics Kazan karşısında ezici bir seri oynayarak İstanbul’a kaldı.

Son şampiyon Panathinaikos ise Saras’ı geri getirdi. Fakat onlar için de kolay bir sezon olmadı. Normal sezonda 3 yenilgi aldıktan sonra Top-16’da kolay bir gruptan lider çıktılar. Fakat playoff’ta karşılarında geçen sene finalde yendikleri Maccabi vardı.

Blatt ve Obradovic bize tarihin en iyi playoff serilerinden birini izletti. Birçokları adına iki koçun çarpışması adına bu kadar etkileyici bir seri bir daha hiç izlenmedi. Seri her iki tarafa da gidip geldikten sonra mutlu ayrılan bir kez daha Obradovic oldu ve İstanbul’a gelen son takım da onlar oldu.