Türkoğlu: “Sırp Adayı Desteklediğime Dair Tek Cümlem Varsa İstifa Ederim!”

2019-08-09T11:11:02+00:00 2019-08-09T11:16:00+00:00.

Mehmet Bahadır Akgün

09/Ağu/19 11:11

Eurohoops.net

Hidayet Türkoğlu, FIBA Avrupa başkanlığı seçimlerindeki tutumuna ilişkin iddialar nedeniyle çok net açıklamalarda bulundu.

by Eurohoops Team / info@eurohoops.net

Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Hidayet Türkoğlu, Anadolu Ajansı canlı yayınına katılarak önemli konularda açıklamalarda bulundu.

Türkoğlu’nun açıklamalarından öne çıkan satır başları şu şekilde…

FIBA Avrupa başkanlık seçimindeki tutum ve FIBA Avrupa Başkanı Turgay Demirel ile aralarında bir sorunun olup olmadığı ile ilgili soruyu yanıtlayan Türkoğlu şunları söyledi:

“49 federasyona yolladığım mektup bu. Bunu üst düzeyde olup İngilizcesi olmayan yetkililer de var ve yanlış anlıyorlar. Türkçeye çevirdiğiniz zaman bir kelimesi içerisinde Hidayet Türkoğlu’nun Sırp adayı desteklediğine dair bir cümle geçsin, burada sizin huzurunuzda görevimden istifa edeceğimi herkese söylemek isterim.

Benim oradaki mektubumda açık ve net bir şekilde üç yıldır, bir Türk olarak kendi federasyonuyla hiçbir şekilde bağlantı kurmamış bir insanı ve hiçbir şekilde -gerek biz, gerek de kulüpler anlamında- Avrupa’da ülkemizi daha iyi yerlere getirmek için bir girişimde bulunmamış insanı desteklemeyeceğime dair bir mektuptur.

Dediğim gibi, buraada herhangi bir cümlede Hidayet Türkoğlu’nun Sırp ya da Belçikalı adayı desteklediğine yönelik bir cümle bulunsun, yarın görevimden istifa edeceğim.

Eski konuları açmak istemiyorum ama… Ağır bir şekilde de söyleyeceğim. Paralı adamlar dediğimiz birkaç tane, yaşından başından utanmamış, gazeteci diye dolanan insanların göz göre göre yalan söylemesine tahammül edemiyorum. Tercümesini yaptırdığınız zaman görürsünüz. Daha önceki durumlarda da az daha sponsorlarımız ile başımız belaya giriyordu. İnsanlar iyi niyetimizi ve dürüstlüğümüzü bildikleri için bu tip konuları kapatma fırsatımız oldu.

Yok ‘arabasına el konuldu,’ yok ‘ofisi kapatıldı’ gibi çirkin konular da konuşuldu. Bu şahsın benle kişisel problemi olabilir. Ama ben her zaman ülkesini düşünen, TBF ve ligimizin bana göre Avrupa’nın en iyi ligi olduğunu, milli takımlarda gerek altyapıda gerekse A Milli Takımlar seviyesinde gayet istikrarlı bir çıkış grafiği sürdürdüğümüzü gören biriyim. Benim buradaki amacım FIBA Avrupa’da bizden daha fazla arkadaşımızın görev alması, bunun için mücadele eden bir insanım. Çünkü biz bu tip yerlerde ne kadar çoğalabilirsek, hem kulüp hem de milli takım seviyesinde ülkemize faydalı olabiliriz.

Buradan sizlere sormak istiyorum. Bu şahıs beş sene içerisinde Türk basketboluna, Türkiye’ye ne katmıştır? Bundan sonraki beş sene içerisinde yönetim kuruluna bile bir Türk arkadaşımızı almamış birisi ya da herhangi bir alt komitede bile bir Türk arkadaşımızı göreve getirmemiş bir arkadaşımızın Türk basketboluna neler katacağını düşünüyorsunuz? Doğal olarak bu yapılan şeylerin ben tamamen kasıtlı olduğuna inanıyorum ve bu kadar da kolay ve ucuz olmaması için mücadele etmeye devam ediyoruz.

Biz göreve geldiğimizde federasyon, üretmeyen, tamamen dışarıya bağlı, gelirinin yarısını dışarıdaki firmalara veren bir federasyondu. Bir federasyon düşünün, sponsor gelirinin üçte birini bir şirkete komisyon olarak veriyor. Bununla da yetinmeyip o şirketi getiren bir başka şirkete de başka bir komisyon ücreti veriyor. O şirkete de bu zamana kadar geçmiş federasyon yaklaşık 7 milyon TL’nin üzerinde bir komisyon vermiş.

Biz federasyon olarak sponsorluk gelirinin %90’ını kulüplere aktarıyoruz. Göreve geldiğimizde kulüpler sadece %50’sini kazanıyordu. Aradaki fark da kulüplere değil şirketlere gidiyordu. Mali kriter sistemini devreye sokmak için çok büyük mücadeleler verdik. Hatta bu arkadaşlarımızın görevi kötüye kullanmalarından suç duyurusunda da bulunacağım. Tamamen kulüplerimizin hakkının iki şirkete verilmesi çok acı. Daha kötüsü de birinin sözleşmesini feshettik ama biriyle çalışma zorunluluğumuz var çünkü 2014’te yaklaşık 10 yıllık bir sözleşme yapılmış.

Bu şirkete normalde %27,5’luk bir sponsorluk payı veriliyordu. Bizim bir yıllık savaş sürecimizde bu payı %3’e kadar indirdik. Bu sürede tasarruf ettiğimiz yakın yaklaşık 20 milyon dolara yakın. 2,5 yılda Türk basketboluna 200 milyon TL’nin üzerinde bir rakam kazandırdık. Asıl anlam veremediğim de bu az önceki şirket ile hâlâ çalıştığımız şirketin 2014’ten yana tek çalıştığı kurumun TBF olması. Bunlar sizce tesadüf mü? Impact 34 isimli şirkete hem danışman olarak aylık 17.500 Euro veriyorsunuz, artı her yıl bu şirkete 300 bin dolarlık artı komisyon ücreti veriyorsunuz. Aradaki kaybolan paraların hesabını yaptığınız zaman bana göre bu bir suçtur ve biz de federasyon olarak bunun arkasında duracağız. Bunu kulüplerimize de vereceğiz çünkü sonuçta burada kulüplerimizin hakkı da yenmiştir. Normalde biz %90’ı kulüplerimize öderken o dönemde %50 ödeniyordu, aradaki hakları bence kulüplerin savunması gerekiyor.

Bu şahıs, biz göreve geldikten sonra tamamen kendi işlerini üreten, bütün her şeyini, gerek iletişim gerekse eğitim, gerekse operasyon anlamında her şeyi kendi bünyesine katan ekibiz. Daha öncesinde her şeyi dışarıdan servis alarak ve bunu farklı komisyonlar ödeyerek yapan bir federasyon vardı. Biz hepsini kendi bünyemize aldık.”

“‘Peşkeş çekmişler’ denilebilir mi?” şeklindeki soruyu ise Türkoğlu şöyle yanıtladı:

“Valla her şeyi söyleyebiliriz. Bizim elimizde çok doneler var. Ben hayatımda hiçbir zaman boş konuşan bir insan olmadım. Bu örnekte olduğu gibi. Ben hiçbir zaman insanların arkasından ya da yalan konuşan biri olmadım. Burada da söylediğim gibi. Tekrar söylüyorum, ben 49 federasyona bu şahsı desteklemeyeceğime dair bir mektup gönderdim. Üç senedir kendi federasyonuyla bir şekilde irtibat bile kurmamış. Tamamen hiçbir şekilde Türk basketbolunun geleceği ile ilgili bizimle hiç istişare etmemiş, Türk basketbolunu yoksaymış bir insanı benim desteklememi nasıl bekliyorlar? Adaylık sürecinde de sonra da hiçbir görüşme olmadı.

Kulüpler ile çok şükür aramız çok iyi. Hep üreten, daha çok değerler katmaya çalışan, bu markayı daha yukarılara çekmek için mücadele eden bir federasyonuz. Bu kadar kolay ‘Hidayet, Sırp’ı destekledi, başkasını destekledi’ demelerine ben gerçekten tahammül edemiyorum. Bu kadar ucuz, kolay olmamalı.

Dediğim gibi birkaç kendini bilmez milletvekili, bazı bakan yardımcıları da bu mektuba inanıp sağda solda bununla ilgili telaffuzda bulunan insanlar da var. Onlara da söylüyorum, ben Türkiye Cumhuriyeti Spor Bakanlığı’na bağlı Türkiye Basketbol Federasyonu’yum. Ben bakanlıktan bağımsız bir şekilde hareket eden bir federasyon değilim. Bu mektubu herkesin görme şansı var. Hiç kimseden de saklamadım. Bizimle hiçbir şekilde iletişime geçmemiş, Türk basketbolunun neyle nereye götürüleceğine dair hiçbir projeyle gelmemiş, beni yoksaymış bir insanı nasıl desteklememi, ona nasıl saygı duymamı bekliyorsunuz?”

Basketbol gündemindeki en son gelişmeleri kaçırmamak için tıklayın!