30 NBA Takımını Tanımlayan 30 Kelime

04/Oca/26 09:35 Ocak 4, 2026

Arma Kaynar

04/Oca/26 09:35

Eurohoops.net

Eurohoops Çeviri, 30 NBA takımını tek kelimeyle tanımlıyor.

Yeni Yıl, NBA takımlarına önümüzdeki 12 ayda kim olmak istediklerine karar verme fırsatı sunar. Ancak karar sezonu, önce kim olduğunuzu bilmediğiniz sürece pek bir anlam ifade etmez.

Bu ruhla, lig genelinde şöyle bir gezinelim ve her takımın şu anki durumunu yansıtan bir kelime belirleyelim.

Bunlar nihai değerlendirmeler değil, her bir takımın şu andaki haline dair anlık kareler. Örneğin, Oklahoma City Thunder ilk kez kendini savunmasız hissediyor olabilir. Öte yandan Los Angeles Clippers, uzun zamandır hiç olmadığı kadar güçlü bir döneme girmiş durumda.

Haydi, 2026’nın tonunu her takım için bir kelimeyle belirleyelim.

Atlanta Hawks: Yol Ayrımı

Atlanta Hawks çıkış rampasını arıyor olabilir ama direksiyonda Trae Young var.

Takım, dört kez All-Star olmuş Young’ı takas etmeye her zamankinden daha yakın gibi duruyor. Bu ihtimal, yaz aylarında yapılan sözleşme uzatma görüşmelerinin sonuçsuz kalması ve Young’sız Hawks’ın çok da kötü görünmemesiyle iyice kuvvetlendi. Ancak bu takas sınırlı bir pazarlık gücüyle yapılmak zorunda kalacak. Young, 2026-27 sezonu için oyuncu opsiyonuna sahip. Bu da, takas edileceği takımın yeni bir sözleşme konusunda kararsız kalması durumunda, serbest kalma tehdidinde bulunabileceği anlamına geliyor.

Young’dan ayrılmak muhtemelen doğru karar, fakat bu o kadar da büyük bir fark yaratmayabilir. Onun kontratının kısa sürede bitecek olması ve pozisyondaki diğer genç yıldızların (örneğin LaMelo Ball) daha uzun vadeli anlaşmalarla piyasada bulunması işleri karmaşık hale getiriyor. Young için verilecek teklifler, Ball için verilecek tekliflerin gerisinde kalabilir.

Atlanta Hawks sonunda ileriye bakma cesaretini bulmuş olabilir, ama bunu nasıl yapacaklarını bulmakta zorlanacaklar.

Boston Celtics: Yetenekli

Boston Celtics’in Doğu Konferansı’nda ilk dörtten düşmemekteki ısrarı biraz da sistemsel. Koç Joe Mazzulla, takımı maç başına en fazla üçlük deneyen üçüncü takım haline getirmiş durumda ve pota altını rakiplere tamamen kapatmış; bu da şut dağılımı açısından rakipleri matematiksel olarak alt etmeye yönelik neredeyse kusursuz bir plan.

Aynı zamanda, Boston’ın başarısının arkasında ciddi bir bireysel yetenek seviyesi var.

Jaylen Brown’ın gelişimi en çarpıcı örnek. Kendi yarattığı atışlardaki yüksek isabet oranı sayesinde maç başına neredeyse 30 sayı buluyor. Özellikle 16-23 feet aralığındaki şutlarında %56.9 gibi inanılmaz bir isabet oranı yakalamış durumda.

Daha genel olarak bakıldığında, Celtics maç başına diğer tüm takımlardan iki tane daha fazla pull-up (dripling sonrası) üçlük deniyor. Bu şutlar genellikle sabit şutlara göre daha zor. Ancak Celtics bu atışlarda %35 ile oynuyor; bu, maç başına en az 12 tane bu tarz şut deneyen takımlar arasında en iyisi.

Serbest atış çizgisine neredeyse hiç gitmeden ilk beş hücum takımı arasında yer almak, ciddi anlamda şut yeteneği gerektirir. Celtics geçen sezondan neredeyse yarı kadrosunu kaybetmiş olsa da, hala yeterince yetenekli oyunculara sahip.

Brooklyn Nets: Gelişim

Brooklyn Nets, Aralık ayında maçlarının çoğunu kazanarak şaşırtıcı bir başarı elde etti. Bu, özellikle Kasım ayını 3 galibiyet ve 16 mağlubiyetle kapatmaları düşünüldüğünde dikkat çekici.

Milwaukee Bucks, Toronto Raptors, Philadelphia 76ers gibi takımlara karşı kazanılan maçlar çoğunlukla veteran oyuncuların çabalarıyla geldi (Michael Porter Jr. durdurulamazdı, Nic Claxton’ın pas yeteneği önemli bir silah haline geldi). Ancak bu başarıda genç oyuncuların katkısı da vardı.

Danny Wolf daha sık rotasyonda yer bulmaya başladı ve oyun görüşü ile pas yeteneği, onu neden umut vadeden bir yetenek olarak gördüğümüzü gösterdi. Egor Dëmin ise Aralık ayında üçlük çizgisinin gerisinden %40’a yakın isabet yakaladı, topu iyi dolaştırdı ve potaya daha fazla yöneldi.

Brooklyn’in diğer üç birinci tur çaylağı (Ben Saraf, Drake Powell, Nolan Taore) benzer bir etki yaratamamış olsa da, oynadıkları maçlarda ortalama 13 dakika süre aldılar.

Saraf ve Traore, G League’deki Long Island Nets formasıyla çift haneli skorlar üretip iyi üçlük yüzdesi tutturdular. Wolf ise o seviyedeki hücum performansıyla Brooklyn’de ciddi süreler bulmayı hak etti.

Charlotte Hornets: Kontrol

NBA’de ayakta kalmanın temel unsurlarından biri, kontrol edebildiğin şeyleri kontrol etmektir. Charlotte Hornets için bu, takım Kon Knueppel sahada olmadığında şut tehdidinden yoksun ve kim oynarsa oynasın savunmada etkisiz olsa da, ribaundlara hükmetmek anlamına geliyor.

Rebound, bu yılın görece başarısında büyük rol oynayan nadir güçlü yönlerden biri. Charlotte, playoff yarışında ciddi bir tehdit olmasa da, 2021-22 sezonundan bu yana en yüksek galibiyet sayısına ulaşma yolunda.

Ribaund başarısının faydaları iki yönlü olarak görülüyor. Hücumda Hornets, verimli skor üretememesine ve top kayıplarına rağmen, hücum ribaund oranında ligde beşinci sırada. Bu da hücumlarını ayakta tutuyor.

Savunma tarafında ise daha da iyiler. Rakiplerinin hücum ribaund oranı sadece %26.9; bu ligde üçüncü en düşük oran.

Belli bir alandaki uzmanlık, Hornets’ın çoğu geceyi rekabetçi geçirmesini sağlıyor.

Chicago Bulls: Tik-tak (Saatli Bomba)

Buradaki “tıklayan”, Chicago Bulls’un 2026’ya girerken zaman baskısı altında alması gereken kararları (örneğin, sezon sonunda serbest kalabilecek Coby White, Ayo Dosunmu ve Nikola Vucevic’i takas etmek) çağrıştırabilir.

Ancak bu kelime, Bulls’un savunmasının adeta saatli bomba gibi çalışmasına işaret ediyor.

Hiçbir takım rakiplerine pota altından daha fazla şut şansı tanımıyor. Ayrıca rakiplerin köşe üçlük deneme sıklığı açısından da Bulls, ligin en kötü 10 takımı arasında.

Bu kadar çok yüksek değerli şuta izin vermeleri sonucu, rakiplerinin beklenen saha içi isabet yüzdesi ligde en yüksek seviyede. Yine de şu ana kadar rakiplerinin isabet yüzdesi sadece 20. sırada yer alıyor.

Bu istatistikler normale döndüğünde, Bulls’un .500 civarında tutunması çok daha zor hale gelecek.

Cleveland Cavaliers: Güvenin

Cleveland Cavaliers, fazlasıyla açık üçlük kaçırıyor, kritik anlarda hücum ribaundları veriyor ve hâlâ tüm rotasyonunu aynı anda sağlıklı tutmakta zorlanıyor. Bu gerçekler, geçen sezon 64 galibiyet alan o takımın artık tarihe karıştığını düşündürebilir. Ancak şu an, Cavs hisselerine yatırım yapmak için harika bir zaman.

İyimserlik sarkacı fazlasıyla karamsarlığa doğru kaymış durumda. Evet, geçen sezon Doğu lideri olmalarını sağlayan hücum gücüne tamamen ulaşmaları zor olabilir, fakat konferansta şu an “yenilmez” görüntüsünde bir takım da yok.

Noel Günü’nde New York Knicks’e karşı yaşanan o ağır mağlubiyetin ardından bile, koç Kenny Atkinson beklenenden daha olumlu bir tablo çizdi. The Athletic’ten Joe Vardon’a konuşan Atkinson, “(Maçtan) sonra çocuklara söyledim: Daha fazla umutlanamazdım,” dedi. “Kaybetme şeklimiz üzücüydü ama sürekli söylediğim gibi: Düşüşten satın alın. Bu takıma çok güveniyorum.”

Sırf değer potansiyeli için bile olsa, Cavs’a yatırım yapın.

Dallas Mavericks: Onarıldı

Dallas Mavericks, işlevsel bir basketbol takımı hâline 28 Kasım’da, Ryan Nembhard ilk kez oyun kurucu olarak başladığında geldi. Draft edilmemiş bu çaylak, takımın başında eksik olan oyun kurma ve hücum organizasyonunu sağladı.

Sezonun ilk ayında hücum reytingine verilen zarar nedeniyle Dallas hâlâ ligin en kötü üç hücumundan biri. Ancak Nembhard ilk beşe girdikten sonra Mavericks, lig ortalamasına yakın bir hücum gücüne ulaştı.

Gerçek bir oyun kurucunun sahada olması, bir numaralı draft tercihi Cooper Flagg’in performansını dramatik şekilde artırdı. Flagg, 28 Kasım’dan bu yana takımın en skorer ismi konumunda. Naji Marshall ikincil oyun kurucu rolünde iyi iş çıkardı ve Max Christie Aralık ayında üçlüklerde %50 isabet yakaladı.

Bu gelişmeler, Nembhard sağlıklı kaldığı ve çaylak duvarına çarpmadığı sürece devam edecek gibi görünüyor.

Denver Nuggets: Rahatlamış

Denver Nuggets, bu sezon Nikola Jokić sahada değilken önceki sezonlara kıyasla çok daha iyi performans sergiliyor. Bunun en büyük nedeni ise, Jonas Valanciunas gibi geçerli bir yedeğe sahip olmaları. Jokić’siz dakikalarda takımın net reytingi -6.3 seviyesinde. Bu, son dört yılda -8 ila -10 arasında dalgalanan standartlara kıyasla olumlu bir gelişme.

Bu derinlik, önümüzdeki birkaç haftada fazlasıyla sınanacak çünkü Jokić, 29 Aralık’ta yaşadığı diz gerilmesi sonrası bir süre forma giyemeyecek. Denver, Jokić’in sakatlığının daha kötü olabileceğini bildiği için bu zorluğu memnuniyetle karşılıyor.

Jokić’e ek olarak, ilk beşin diğer üyeleri Aaron Gordon, Christian Braun ve Cam Johnson da sakat. Geriye sağlam kalan tek ana parça Jamal Murray. Murray, kariyerinde ilk kez All-Star seçilme peşinde ve Ocak ayında tek başına sergileyeceği performans bu hedefe ulaşmasında yardımcı olabilir.

Detroit Pistons: Kendinden Emin

Detroit Pistons’un Doğu liderliğine oynadığı güçlü başlangıç, yönetimi “şimdi hamle yapalım” fikrine yöneltmiş olabilir diye düşünebilirsiniz. Ancak yanılırsınız. Sezon boyunca sabırlı davranacaklarını ve mevcut çekirdeklerine güvendiklerini belirttiler, bu duruş 2026’ya girerken de değişecek gibi görünmüyor.

The Athletic’ten Hunter Patterson’a göre, Pistons Şubat ayındaki takas dönemine yaklaşırken “fırsatçı ama agresif olmayan” bir tavır takınacak.

Bu duruş bir bakıma hayal kırıklığı yaratabilir. Tobias Harris’in sona erecek kontratı, maaş denkliği açısından değerli bir araç. Jaden Ivey gibi “ikinci şans” niteliğindeki genç oyuncular da diğer takımların dikkatini çekebilir. Orta seviye başka bir kontrat ve birkaç draft hakkıyla Pistons büyük bir ismin peşine düşebilirdi.

Ama öte yandan, kadrosuna olan bu güven takdire şayan. Dahası, bu güven yerinde olabilir. Cade Cunningham, Jalen Duren, Ausar Thompson, Isaiah Stewart ve Ron Holland II gibi isimlerle Pistons’un ciddi bir potansiyeli var. Konferans lideriyken bu azımsanacak bir şey değil.

Golden State Warriors: Solan

Koç Steve Kerr’in kendi sözleriyle: “Artık 2017’nin NBA’yi domine eden Warriors’ı değiliz. Solan bir hanedanız. Bunu biz de biliyoruz, herkes biliyor.”

Bu tespit, Warriors’un 2022’deki şampiyonluğundan bu yana gözlenen tabloyla örtüşüyor. O şampiyonluk, artık bu çekirdeğin uzun süredir süregelen başarısının üzerine kondurulmuş bir kiraz gibi görünüyor. Büyük ihtimalle bir yenisi olmayacak. Golden State artık birkaç adım daha yavaş, ligin yükselen genç takımlarıyla atletizm anlamında yarışamıyor ve yaşlanan yıldızlarının yerine geçebilecek genç yetenekler hâlâ gelişmedi.

Kerr’in yorumları, her ne kadar genel olarak iyimser bir sohbetin parçası olsa da — “hâlâ potansiyelimiz var” ve “her takımı bir gecede yenebiliriz” gibi sözler sarf etti — bu tür ifadeler gerçek anlamda elit takımlar için pek duyulmaz.

.500 civarında gezen, top kayıplarıyla boğuşan ve Stephen Curry oyunda olmadığında sayı üretmekte hâlâ zorlanan Warriors, artık eski gücünde değil.

Tags NBA