By Yılmazcem Özardıç/info@eurohoops.net
NBA’de normal sezonun ilk bir ayını geride bıraktığımız bu günlerde ligin güç dengeleri de yavaş yavaş belli oluyor.
Biz de Batı Konferansı’nın durumuna bir göz atacağız. Konferansın dibinde genel olarak genç oyunculara odaklanan ve sakatlıklarla sarsılan ekipler yer alıyor. Playoff potası etrafında bulunması beklenen takımların çoğu resmin içinde bulunurken yukarılarda da beklediğimiz takımlar var.
Vakit kaybetmeden sıralamaya başlayalım.
15. Sacramento Kings (4-11)

Sacramento Kings birçokları tarafından yazı en iyi geçiren takımlardan biriydi. Hill, Carter ve Randolph eklemeleriyle genç oyuncuları harmanlayan Kings, sahada bu hedeflenen harmanlamayı pek gerçekleştirmiş gibi görünmüyor. Fox, Hield, Bogdanovic, Cauley-Stein, Labissiere, Jackson, Richardson, Papagiannis, Giles. Bu oyuncuların tamamı çaylak kontratlarında oynayan isimler. Kings’in kötü durumda olması normal. Hücum verimliliğinde 29, savunma verimliliğinde 27.sıradalar. Onlarla alakalı en net eleştirim ise Joerger’ın gençlere yeterince sorumluluk vermemesi üzerinde. Temple, Randolph, Hill’i ilk beş başlatıp Koufos’a kenardan ilk beş oyuncusu dakikası veriyorlar ve yine de Batı’nın dibindeler. Kaybedeceklerse gençlerle kaybetmeleri ve onların gelişimleri üzerine sezonu kurgulamaları gerekiyor. Takımın malzemesinin Batı’da bu sezon 13.lükten ileri gitmesi zaten zor.
14. Phoenix Suns (6-11)
Phoenix Suns sezonun başlangıcından 3 maç sonra Watson ile yollarını ayırdıktan sonra Kanada Milli Takımı’nın koçluğunu yapan Jay Triano’yu geçici sıfatıyla koçluk görevine getirdi. Koç değişikliğinden sonra 5 maçın 4’ünü kazansalar da sonrasındaki 7 maçın 6’sını kaybettiler. Çok dağınık bir basketbol oynuyorlar. Savunmada zaten personel olarak çok eksikleri var. Takımın ilk beş guardı Tyler Ulis, 1.75 boyunda fiziksiz bir guard. Booker-Warren-Jackson kanat üçlüsü gerçekten kötü savunmacılar. Chriss çok ham, Monroe da çok kötü savunmacı. Durum böyle olunca takımın ana rotasyonundaki savunma eksikliği dağınıklığa dönüşüyor. Ligde de savunma verimliliğinde 29.sıradalar. Hücumda Booker’ın üstünden oynayan bir takım durumundalar, onlar da Kings gibi pek kazanma odaklı bir takım değiller. Tüm yıl bu sıralarda olmalarını bekliyorum.
13. Dallas Mavericks (2-14)
Rick Carlisle bile bu kadroyu ihya edecek gibi durmuyor. Nowitzki artık emekliliği bekliyor, Harrison Barnes verimsiz şekilde skor üretmeye, Wesley Matthews aşil sakatlığından sonra eski halinden uzak kalmaya devam ediyor. Bu Draft’ta seçilen Dennis Smith Jr., genç NBA kariyerinde birkaç maçta neler yapabileceğini herkese gösterdi ve heyecan uyandırıyor. Zamanla çok daha iyiye gidecektir ancak diz problemleri tabii ki çok önemli bir soru işareti. Bir yıl daha takımda kalan Nerlens Noel, koç Carlisle’la sıkıntılar yaşayınca birkaç maç boyunca hiç oyuna girmedi ve son maçlarda sadece 3-5 dakika parkede kaldı. Bu büyük bir sorun. Dallas, ‘çaktırmadan çaktırmadan’ Draft’a yattığı sezon ilerledikçe savunmasını (28.sıradalar) yukarıya çekecektir. Playoff gibi bir amaçları olmadığı için bu takımın tüm yıl boyunca bu sıralarda gezinmesi kimseyi şaşırtmaz.
12. Utah Jazz (6-10)
Rudy Gobert’i Heat maçına kaybetmelerinin ardından takım tepetaklak aşağı yuvarlanıyor. Gobert sakatlanmadan önce 3 maç üst üste kaybeden Jazz, sonrasındaki 5 maçın 4’ünü de kaybedip güç sıralamasında 12.sıraya kadar düştü. Zor durumdalar çünkü takımın kimliğini oluşturan oyuncuyu sakatlığa kurban verdiler. Gobert denklemden çıkınca Favors’ı 5 numaraya çekip pek de sevmedikleri hızlı tempo oyununa doğru kaymak zorunda kaldılar ancak bu da çözüm olmadı. Takımın net bir kanat skoreri olmadığı için Rubio pick and roll’ü çalışmayınca hücumda tıkanıyorlar. Gobert dönene kadar nasıl toparlanacaklar, pek bir fikrim yok. Rubio iyi bir yıl geçiriyor ancak o da bir yere kadar götürebiliyor.
11. Los Angeles Lakers (6-10)
Lonzo Ball’un durumunu herkes biliyor. Şut sokamıyor. Lakers‘la alakalı herkesin konuştuğu şey bu. Lonzo’nun asıl sıkıntısı ise bana göre potanın etrafında hiçbir şekilde bitirememesi. Takım olarak ise Kyle Kuzma’nın harika oyunu ve Brandon Ingram’ın çoğu kişinin görmediği gelişimi onlar adına pozitif gelişmelerden bazıları. En pozitif durum ise takımın savunma verimliliğinde ligde 4.olması. KCP ve Lopez’in gelişi tabii ki yardımcı oldu ancak genel olarak takımın bu kadar yüksek konsantrasyon ve verimlilikle savunma yapması pek kolay değil. Hücumda da zaten 29.sıradalar. Yavaş yavaş savunmalarının aşağı düşeceğini, üçlük yüzdelerinin yukarı çıkacağını düşünüyorum. Bu sıralarda sezonu tamamlayacaklardır.
10. Los Angeles Clippers (5-9)
Sezona en iyi giren takımken sakatlıklar bellerini büktü. Gallinari, Beverley ve Teodosic’in yokluğu zaten çok fazla hata marjı olmayan Clippers‘ı üst üste mağlubiyetlere sürükledi. Griffin’in harika girdiği sezonda şut veriminin düşmesiyle birlikte takımın skor opsiyonları neredeyse 0’a düşüyor. Teodosic’in şanssız sakatlığı ve hala dönememesi ile birlikte DeAndre Jordan’ın pick and roll potansiyelini kullanamıyorlar ve hücum tamamen Griffin’in forvetlerden üretmesine kalıyor. Savunmada da 20.sıradalar. Teodosic’in, Gallinari’nin ve Beverley’in dönmesiyle birlikte takım toparlanacak ve playoff potasına yeniden girecektir. Zor bir fikstürden geçeceklerini de söylemek gerek, işleri pek kolay değil ama toparlanacaklardır.
9. New Orleans Pelicans (8-8)
Potansiyellerini dibine kadar kullanıyorlar ve hala %50 civarlarında dolanıyorlar. DeMarcus Cousins ve Anthony Davis çok formdalar. Takımı iki yıldız uzun sürüklüyor. Ancak savunma verimliliğinde sadece 26.sırada yer alıyorlar. Rondo’nun dönüşü ve takıma neler getirebileceği şu anda bir soru işareti ancak olumlu katkı yapacağını düşünüyorum. Yine de bu takımın kanat rotasyonuna takviye yapması şart oğlu şart. Cousins ve AD ne kadar yetenekli uzunlar olsalar da basketbol artık bir kısa oyunu. Kanat oyuncuları artık bu lige hükmeden oyuncular. Personel eksikleri olmasa da bu kadar kötü savunma yapıyor olmaları da Gentry adına net bir eksi olarak yazılabilir. Ben onların tavanını çok aşağıda görüyorum ve sezon boyunca bu sıralarda olmalarını bekliyorum.
8. Oklahoma City Thunder (7-8)
Büyük Üçlü’nün kurulmasıyla Oklahoma City’den beklentiler tavana çıktı. George ve Carmelo’nun takıma katılmasıyla Westbrook’a nasıl uyum sağlayacakları soru işaretleri devam ediyor. Westbrook oynaması çok zor bir guard, bunu yeniden görüyoruz. Savunmada beklentilerin yukarısına çıktılar ve 2.sıradalar, hücumda ise işlerin nasıl dönmesi gerektiğini henüz kavrayamamış durumdalar 17.sırada yer alıyorlar. Hücumda birbirlerini tamamlama potansiyelleri var ve bunu gerçeğe dönüştürmek için zamanları az ancak yukarıya çıkmaya başlayacaklardır. Steven Adams ve Andre Roberson gibi iki iyi savunmacıyı üçlüye monte eden Thunder‘da takımın toparlanması gerek çünkü tren kopup giderse playoff’a girseler dahi işleri çok zor olacak. Sonrasında George ile Anthony’nin neler yapacağı hiç belli olmaz.
7. Memphis Grizzlies (7-7)
Her sezon başı olduğu gibi artık düşüşe geçerler dediğimiz Memphis, sezona fırtına gibi girdikten sonra biraz yavaşladı. Conley’in 2.5 senedir devam eden aşil sorunları onu en az 2 hafta parkelerden uzak tutacak. Tyreke Evans’ın kenardan gelerek getirdiği oyun yönlendiricilik, potaya gidişler ve iyi soktuğu dış atışlar Grizzlies‘e şu ana kadar hayat verdi. Benchin üretkenliği azalıyor. Gasol sezona iyi girdi ancak o da tek başına yeterli olmayacaktır. Fizdale takımı yine çok aşağı tempoda oynatıyor ve malzemenin adeta suyunu çıkarıyor. Ancak Grizzlies’in potansiyeli en fazla buralar. Aşağılara düşmeleri Thunder ve Clippers‘ın çıkışıyla gerçekleşebilir ancak yine de sonlardan playoff’lara kapak atabilirler çünkü ellerinde çok iyi iki yıldız var.
6. Portland Trail Blazers (8-7)
Portland aslında bu listede 6.sırada olmayı hak edecek bir oyun oynayan bir takım görünümünde değil ancak Batı’da daha iyi durumda olmasını beklediğim çoğu takım aşağılarda kalınca Portland da sınırlı tavanıyla birlikte buralardan düşmeyi bekleyen bir ekip olarak 6.sırayı kaptı. McCollum’un savunmada gösterdiği gelişim takdire şayan. Lillard da fena başlamadı ancak tavanları yine kısıtlı. Kendi evlerinde bir şekilde kazanmayı başarıyorlar. Playoff’lara son 2 sıradan girmelerini bekliyorum tavan olarak onlardan çünkü ellerinde yeterli kanat oyuncuları yok.
5. Denver Nuggets (9-6)
Denver iyi durumda. Beklentilerin hafif altında başlayıp hücumda beklediklerinden kötü gitseler de toparlanma emareleri gösteriyorlar. Jokic – Millsap ikilisi birbirini daha iyi tamamlamaya başladı. Millsap’i pick and roll’de topla kullanıyorlar ve Jokic’in saha görüşünden zayıf tarafta 3’e 2’ler buluyorlar. Garry Harris ile Jamal Murray yavaş başlasalar da şut ritimlerini artırıyorlar. Onlar için en önemli sorulardan biri savunmayı ne kadar yukarı seviyelerde yapabilecekleri. Şu anda 17.sıradalar ve 10-12 aralarına gelmeleri durumunda (Ben bu kadronun gerçekten potansiyeli olduğunu düşünüyorum) playoff’lara saha avantajıyla dahi girebilme şansları var.
4. Minnesota Timberwolves (10-5)
Minnesota sezona iyi girdi. Jimmy Butler’ın savunmaya yöneldiği, Taj Gibson’ın sertlik kattığı kadroda Wiggins hala verimsiz skor üretiyor ancak Towns’ın hücum performansı çok yukarılarda. Genel olarak kaliteli bir kadroları var ve ilk beşine öyle ya da böyle 3 yeni oyuncu girmiş bir takım olarak sezona kazanarak başlamaları önemli. Thibodeau’nun hanesine artı olarak yazılıyor. Savunma olarak beklenenin yine aşağılarında kaldılar, 22.sıradalar. Ancak zor maçlardan galibiyet alarak çıkmalarıyla birlikte takımın kendine güveni gelmiş gibi gözüküyor. Chicago’da yaptığı savunma reformunu henüz yapamayan Thibbs, eğer playoff’ta ses getirmek istiyorsa bunu gerçekleştirmeli, elinde yeterli malzeme var.
3. San Antonio Spurs (10-6)
Kawhi Leonard olmadan da yine Batı’nın zirvelerinde yer alıyorlar. Bu seferki kahraman ise LaMarcus Aldridge. Kariyerinin en olgun oyununu oynayan LaMarcus üzerinden şekillenen hücumlar, Spurs‘ün eksik kadrosunu hissettirmeyecek kadar verimli. Ellerindeki bu malzemeyle hücumda 15.olabilmeleri bile zaten çok değerli. Onları ayakta tutan ise tabii ki savunmaları. Bu alanda ligde 6.sırada yer alıyorlar. Murray’in gelişimi onlar adına son derece önemli. Thunder‘ı 23 sayı geriden gelip yenen Spurs’te işler her zaman olduğu gibi yolunda gidiyor. Kawhi’ın dönüşüne kadar iyi idare ettiler, artık yıldızlarını bekliyorlar.
2. Golden State Warriors (11-4)
Sezona gerçekten kötü girdiler ancak sonrasında yavaş yavaş toparlandılar. Golden State üst üste 3 yıl Final’e kaldıktan sonra ne zaman gaza basması gerektiğini gerçekten çok iyi bilen bir takım görüntüsüne sahip. Savunmada Draymond sahada olmadığında bocalayabiliyorlar ancak bunlar da zamanla çözülecek sorunlar. Üst üste 7 galibiyet attıktan sonra Celtics deplasmanına gittiler ve büyük bir fark yarattıktan sonra oyun karakterlerine uymayacak şekilde düşük tempoda kalınca Celtics çok iyi bir galibiyet aldı. Golden State yeniden doğru yola girmişe benziyor, bir sonraki listemizde en tepede olurlarsa şaşırtıcı olmayacaktır.