Denver Nuggets: Batının Zirvesi İçin Savaşan Takım Nasıl Kuruldu?

28/Sep/20 12:46 September 28, 2020

Arma Kaynar

28/Sep/20 12:46

Eurohoops.net

Denver Nuggets, tarihin en özel playoff yolculuklarından birisini yaşayadığı sezonu konferans finallerinde Los Angeles Lakers’a yenilerek noktaladı… Peki Nuggets, her geçen gün beklentileri aşan bu ekibi nasıl kurdu?

by Rob Mahoney,  Çeviri: Arma Kaynar / info@eurohoops.net

Bu çevirinin tüm hakları Eurohoops Ltd. Şti.’ye aittir ve tamamının veya bir kısmının izinsiz kullanılması kesinlikle yasaktır.

Bu yazı 18 Eylül 2020 tarihinde TheRinger’da yayınlanmış ve uyarlanarak çevrilmiştir.

Denver Nuggets’ın başarısının belki de en ilginç yanı her şeyin Taco Bell ile başlaması. 2013-14 sezonunda Nuggets, bir önceki sezon aldığı 57 galibiyetten 36 galibiyete geriledi. Takım son 10 yılın en kötü derecesine sahipti. Onları derin ve çok yönlü bir playoff takımı yapan sihir kaybolmuştu. Bu durum da takımı değişim sürecine itti. Bu da beraberinde yapılan her draft seçimini çok daha önemli hale getirdi. 

Draftta 11. sıra seçimie sahip olan Nuggets, bu hakkını Chicago’nun 16. ve 19. sıra hakları karşılığında takasladı. Bu haklarla Gary Harris ve Jusuf Nurkic’i seçen Denver ekibi, önümüzdeki dönemde takımın gelişiminin önemli parçası olacak iki oyuncuyu kadrosuna katıyordu. 2014 Draftının 41. sırasında ise Nuggets, Nikola Jokic isimli genç bir yeteneği kadrosuna katıyordu. Sırp oyuncuyu kadroya katan seçim draft yayınında Taco Bell reklamının olması bile bu tercihten beklentileri gözler önüne seriyordu. 

Denver böyle şüpheyle yaklaşılan bir başlangıç yaparak şampiyonluk adayı bir takım kurmayı başardı. Lakers’ın yıldızlarla dolu karşısında Konferans Finallerinde mücadele eden Nuggets’ta Jokic, lige adım attıktan 6 yıl sonra en iyi oyunculardan birisi haline geldi. Playofflarda çok az meslektaşının çıkabildiği seviyede oynayabilen Jokic, üst üste 4 tane 7 maç oynadı ve hepsinde de çok iyi performans gösterdi. Rakiplerini zorlu eşleşmelere mahkum bırakan Sırp pivot için Nuggets Başkanı Tim Connelly, “Ligde onun kadar etkili bir oyuncu olduğunu düşünmüyorum.” ifadelerini kullanıyor. 

Carmelo Anthony’yi New York Knicks’e yollayan büyük takasın son parçaları olarak takımlar draft hakları değiştirmişti. Denver’ın bu takasta elde ettiği draft haklarından bir tanesi de 2016 yılında birinci turda seçtikleri Jamal Murray oldu. Bu iki oyuncunun şu anda uyumu, ligdeki neredeyse her takımı zorda bırakacak seviyede. NBA’deki başka hiç bir ikili, playofflar boyunca birbirine Murray ve Jokic kadar asist yapmadı. Murray rakip savunmaların üzerinde baskı oluşturarak Jokic’e boş şut pozisyonları hazırlıyor. Jokic kendinden daha kısa bir oyuncuyla eşleştiği zaman savunmalar o kadar paniğe kapılıyor ki bu sefer de Murray’i boş bırakıyorlar. Bu da Murray’nin playofflarda 4 farklı maçta 40 sayı barajını geçmesini sağladı. Bu maçların arasında Clippers karşısında alınan 7. maç galibiyeti de vardı. 

“Oynarken çok eğleniyor.” diyor Murray, takım arkadaşı Jokic hakkında. “Oyunun baskısını hiç üstünde hissetmeden kendi temposunda oynayabiliyor. Saçma bir şey yapsa ya da 20 tane top kaybetse bile kendi oyunundan ödün vermiyor.” diye de ekliyor. Murray’nin Jokic hakkında söylediklerinin aynılarını kendisi için de söyleyebiliriz. Çok daha olgun bir oyun oynamaya başlayan Murray, Denver ile 5yıllık yeni bir kontrat imzaladığında herkes ondan şüphe ediyordu. Çünkü skorer oyuncu dönem dönem istikrar sorunları yaşayabilen bir isimdi. Connelly, Murray’e kontrat verirken oyuncusundan doğal olarak belirli beklentileri vardı. Murray bu beklentilerin hepsini karşılayıp hatta gerisinde bırakırken Nuggets’ın da seviyesini yükseltmeyi başardı. 

Bir NBA takımının mutlaka kendine güvenmesi gerekiyor. Takımlarda bu güven eksik olduğunda büyük çöküşler görebiliyoruz. Bu durumun ne kadar doğru olduğunu Clippers ile Nuggets arasında oynanan 7 maçlık seride defalarca gördük. Seri boyunca birden fazla kez çift haneli avantajları kaybederek sahadan mağlup ayrılan Clippers, benzeri bir kırılmayı 7. maçta da yaşadı ve bunun en büyük sebeplerinden birisi de yaşadıkları güven sorunlarıydı. Clippers, hücumda tempolu ve akıcı şekilde hücum edememeye başladığı dönemde ise Nuggets tam tersine çok daha keskin şekilde rakip potaya saldırıyordu. Murray de bu agresifliği sahaya yansıtan en önemli oyuncuydu.