Çılgın EuroLeague Playoffları’na Çılgın Sallamalar v4.0

12/Nis/21 00:59 Nisan 13, 2021

admin69

12/Nis/21 00:59

Eurohoops.net

Turkish Airlines EuroLeague’de sezonun en güzel zamanı geliyor. Peki Eurohoops’un gelenekselleşen “çılgın sallamalar” serisinde bu yıl neler var?

by Semih Altınbaş / info@eurohoops.net

Görsel: Nostradamus’un ta kendisi.

Turkish Airlines EuroLeague’de artık sezonun en kritik dönemecine geldik: Playofflar!

Bu kritik dönemeç aynı zamanda sezonun en keyifli zamanı da. Zira tek maç usulü ile oynanan Final Four’un da ötesinde takımlar birbirlerine karşı en az üç maçta bambaşka hikayeler yazmaya çalışıyorlar ve tarihte bunun örneklerini çok kez gördük.

Uzun lafın kısası EuroLeague’de playoff dönemi anlatılmaya gebe güzel ve çılgın hikayelerle dolu. 2020-2021 sezonu playofflarının başlamasına henüz günler var ancak biz anlatılması muhtemel -belki de değil- çılgın hikayelerimizi sizinle paylaşmak istiyoruz, tıpkı önceki yıllarda olduğu gibi.

Eurohoops Fırın, üst üste üçüncü kez çılgın tahminlerini huzurlarınıza taşıyoruz. “Kesin yaşanır” diyecekleriniz huzurlarınızda…

Kevin Pangos’tan Eski Koçuna, Xavi Pascual’den Eski Takımına Sürpriz: Tüm Avrupa Şoke!

Barcelona’nın playofflara kalmaması gibi bir durum sezon başında düşünülemezdi. Hatta Final Four’a kalmaması gibi bir durum da halen düşünülemez. Çünkü onlar EuroLeague’in süper takımı konumunda ve barındırdıkları kusurlara rağmen kalite ve coaching bakımından diğer ekiplere üstünlük sağlamamalarını gerektirecek hiçbir şey yok.

Bununla birlikte Zenit St. Petersburg da çok çetin yollardan geçerek ve hak ederek bu noktaya kadar geldi. Onlar da coaching bakımından birçok takımın önünde yer alıyorlar. Xavi Pascual gibi bir antrenörün kendini ispatlamak adına ikinci lokasyonu Saint Petersburg oldu.

İlk lokasyonu ise 2010’da şampiyonluğa ulaştırdığı Barcelona’ydı!

Barcelona’ya göre ise güçlü bir yönleri var: Daha net bir top yönlendirici – lidere sahip olmaları. Kevin Pangos’un bu sezon özellikle dün (12 Nisan) oynanan Panathinaikos maçındaki performansı ağızların suyunu akıttı.

Şimdiki Barça koçu Sarunas Jasikevicius’un tedrisatından Zalgiris Kaunas’ta geçen Pangos’un Zenit’te yaşadığı yükselişle ve Pascual’in de yeniden kendini kanıtladığı ekipte Barcelona’yı geçip Final Four’a kalmak bir hayal mi? Öyle görünüyor.

Will Thomas’ın dün maç sonunda verdiği röportaja göre ise hâlâ yapacak çok fazla işleri var. Son 20 yılın en büyük şoklarından birisi olacağı kesin.

Shane Larkin Bir Maçı 5 Sayı ve Altında Tamamlar

Herhalde bu yazıdaki en ama en güçlü sallamasyon bu oldu. Shane Larkin’in oynayıp da skor üretmediği bir maç olabilir mi? En son 30 Kasım 2018’de böyle bir karşılaşma oynanmış.

Biz bu kadar acımasız bir iddia tercih etmeyeceğiz ama sallamanın da sınırı yok. Real Madrid savunması bir maçta Shane Larkin’i 5 sayı ve altında tutar diyerek bağlamın hakkını verdik.

Carlos Alocen, Nico Laprovittola, Jeffery Taylor… Açın yolu, o geliyor.

Skor bakımından belki en iyi sezonunu geçirmedi ve Efes‘te geçtiğimiz 2 sezonun ardından ilk kez Vasilije Micic’e göre daha az göze çarpan bir noktada oldu fakat Larkin, Larkin’dir. Buralar onun yerleridir.

Anadolu Efes‘in oyun yapısı itibarıyla onun playoff ve sonrası dönemde yaptığı patlamalar daha mümkün sayılabiliyor. Bunu yalnızca Shane’den değil; Vasa’dan, Rodrigue Beaubois’dan veya Krunoslav Simon‘dan da görebilmemiz fazlasıyla mümkün.

Madrid ekibi belki iyi dış savunmacılara sahip ancak Gabriel Deck’i de kaybettiler ve o yıldırıcılık konusunda ellerindeki opsiyonlar Alocen, Taylor şeklinde şekilleniyor. E, çember savunmasında da Walter Tavares gibi bir etkenden söz ediyoruz.

Tam da laf oraya gelmişken Tavares’le ilgili bir kehanetimiz de söz konusu.

 

Walter Tavares Seri Boyunca Blok Yapamaz

Bu da Larkin’in skoruna yönelttiğimiz kehanet gibi güçlü bir sallamasyon. Walter Tavares tam anlamıyla insanüstü bir basketbol profiline sahip.

Real Madrid‘in son 4 yılı tamamen Tavares’in diri bir konumda olup olmamasına dayanıyor. Neredeyse yani. Geçmişte Facu Campazzo, Luka Doncic, Sergio Llull gibi çok fazla büyük opsiyonları oldu ama bu sezonun Real’ine bakınca bu opsiyonların eksikliği çok büyük hissedildi.

Madrid taraftarları halen playoffta yer alabildikleri için önce başantrenör Pablo Laso’ya, ardından da Walter Tavares’e bir minnet borçlu diye düşünüyorum.

Olağanüstü kulaç uzunluğuyla çember savunması için boyalı alanda çok büyük yer kaplıyor. Cape Verdeli pivot belki Campazzo’nun gidişiyle hücumda ikili oyunlarını çok etkili kullanamadığı bir takımın parçası oldu ama EuroLeague’de çember savunmasının halen ondan sorulduğu bir gerçek.

Şimdi göz önüne bir getirelim; Vasilije Micic’in çembere aralıksız gidişlerini, tepede Tavares’in Larkin’in üzeride kalışlarını…

Tam da bu ortamda çılgın bir sallamasyonu ön plana çıkarıyoruz ve diyoruz ki: Walter Tavares bu seri boyunca blok yapamaz. Kulağa ne kadar imkansız geldi, değil mi?

Fenerbahçe Beko, CSKA Moskova’yı Süpürür

Şunu bir kabul etmek lazım: CSKA Moskova ne durumda olursa olsun, Fenerbahçe Beko da nasıl formda olursa olsun bu serinin keskin bir favorisinden söz etmek İMKANSIZ!

Ancak Jan Vesely‘nin durumunun halen belirsiz olduğunu da göz önünde bulundurunca bugünden seriye bir bakınca CSKA Moskova’nın yaptığı transferlerle de avantajlı konumda olduğu düşüncesi hakim oluyor.

Rus ekibi için iç saha avantajının hiçbir zaman bir önemi olmadı çünkü onlar her maça aynı ciddiyet ve motivasyonda yaklaşırlar. Öyle bir iç saha güçlerinden söz etmek de çok gerçekçi olmaz. Fenerbahçe yıllardır CSKA deplasmanlarında sürekli galip geliyor.

Bakalım, bu seride bir taktisyen mi yoksa bir stratejist mi galibiyete erişecek. Aslında seriyi çözecek olan soru Vesely‘nin yokluğunu da hesaba katarak tam olarak bu soru.

Igor Kokoskov ilk sezonunda takımı felaket bir noktadan ayağa kaldırarak playoff potasına soktu ve bunun için minnet duyulması gerekiyor. Bunu muhteşem iletişimciliğiyle ve oyuncularını sezon içerisinde büyüterek yaptı.

Bu kehanette ise Nando De Colo eski takımını yıkar; Fenerbahçe Beko, CSKA Moskova’ya maç bile vermez diyorum! Sallamasyondan uzak, gerçek fikrimi merak ediyorsanız bence seri 5 maça kadar gider.

Ettore Messina, Andrea Trinchieri’ye Karşı 0-2’den 3-2’ye Seri Çevirir

messina

SALLAMANIN SINIRI OLMADIĞINI söylemiştik. Kendimizi durdurma ihtiyacını da hiç hissetmedik. Olimpia Milano – Bayern Münih serisi halihazırda en büyük çekişmeye sahne olmasını bekleyeceğimiz seri. CSKAFenerbahçe serisiyle beraber.

Her şeyin önünde Ettore Messina’nın Andrea Trinchieri’yle mücadelesini izlemek gerçekten çok büyük keyif olacak, hazır olun.

Milano kadro kalitesi bakımından zirvedeki 3 takım arasına yazılır. Bununla birlikte sergiledikleri oyun bundan çok uzak. O yüzden okurlarımıza iddialı gelebilir ancak bence serinin favorisinin Bayern Münih olduğunun tartışılacak bir yanı da yok.

Wade Baldwin – Jalen Reynolds ikilisi ekseninde kurulan ve diğer parçaların da çok büyük oynadığı Bavyera ekibi tamamıyla Trinchieri’nin bir eseri. Sezon başında rezalet bir takım olacaklarını düşünmüştüm, son birkaç yıldır en büyük yanılgım bu sezonun Bayern’iyle ilgili oldu.

Peki, Messina kaybetmek zorunda mı? Böyle bir kaide mi var? 4 EuroLeague şampiyonluğu olup da böyle negatifliklerle hatırlanan başka bir koç düşünmek çok zor. Herhalde Zeljko Obradovic rekabetinden ötürüdür.

Burada ise başta serinin ilk 2 maçını kaybeden Milano’nun devamında seriyi 3-2’ye getirip Messina gibi bir efsanenin kariyerine altın harflerle yazdıracağını iddia ettik gitti.