NBA 2021-22: 15 Batı Takımının En Büyük Zayıflığı

2021-10-14T13:27:36+00:00 2021-10-14T13:27:36+00:00.

Arma Kaynar

14/Eki/21 13:27

Eurohoops.net

Eurohoops Fırın, 2021-22 sezonunun başlamasına kısa bir süre kala ligdeki her takımın önümüzdeki sezon karşılaşabileceği en büyük sorunu huzurlarınıza taşıyor…

by Eurohoops Team / info@eurohoops.net

NBA’de 2020-21 sezonunun başlamasına 1 haftadan kısa bir süre kaldı. Yeni sezona girerken her takımın farklı hedefleri var. Kimileri şampiyonluk için oynamak isterken kimileri yıllar sonra tekrar playofflara dönmenin peşinde. Bazı takımlar genç oyuncularını geliştirip organizasyonunun geleceğini kurtarmayı hedeflerken kimileri ise sezonu mümkün olduğu kadar düşük bir sıralamada bitirerek 2021 draftının lotaryasından iyi bir yer kapmayı hedefliyor.

Takımların hedefi ne olursa olsun, bu isteklerine ulaşabilmek için aşmaları gereken engeller, cevaplamaları gereken sorular var. Biz de Eurohoops olarak her takımın önümüzdeki sezon içerisinde kaderini belirleyecek soruları ve bu soruların cevaplarını sizler için iki bölüm olarak derlemeye karar verdik.

Dallas Mavericks

Rotasyonun darlığı

Dallas Mavericks’in son 2 play-off macerası Los Angeles Clippers karşısında alınan mağlubiyetlerle sonuçlanmıştı. Bu iki play-off eşleşmesinde de Mavericks cephesinde ayakta kalan son isim olan Luka Doncic, kendisine yeteri kadar yardım bulamamıştı.

Yaz dönemini koç Rick Carlisle ile yollarını ayırıp yerine kulübün efsane isimlerinden Jason Kidd’i getirerek geçiren Mavericks, kadrosuna Reggie Bullock, Sterling Brown ve Frank Ntilikina gibi isimleri ekledi. Bu isimlerin Dallas’ın şampiyonluk iddiasını çok değiştiren isimler olmadığı ortada. Bu noktada Mavericks’in takımın potansiyelini yukarıya çekebilmek için geçen sezonu beklentilerin altında geçiren Kristaps Porzingis’in performansı kritik rol taşıyor.

Doncic dışında kadrosunda gerçek bir yaratıcı bulunmayan Mavericks’in play-off ortamında fark yaratabilecek bir kaliteye sahip olduğunu söylemek pek mümkün değil. Jalen Brunson, geçen sezon zaman zaman ikincil yaratıcı olarak önemli işlere imza atsa da şampiyonluk iddiası bulunan bir takımın tavanını yükseltecek bir oyuncu olmadığı da ortada. Sezon boyunca Dallas ekibinin aşması gereken en büyük sorun Doncic dışında oyunu dikte edebilecek ikinci ismi bulmak olacaktır.

Denver Nuggets

Savunma verimliliğini arttırabilecekler mi?

Denver Nuggets, son yıllarda NBA’in en başarılı takımlarından bir tanesi. Nikola Jokic ve Jamal Murray gibi yıldızların yanında Michael Porter Jr. gibi yetenekli bir gence de sahip olan Nuggets, 2020 yılında Orlando Fanusunda konferans finali oynadıktan sonra da geçen sezonu da Jokic’in MVP performansıyla gayet iyi geçirmişti.

Ancak normal sezonun son kısmına doğru Murray’nin sakatlanarak sezonu kapatması Denver ekibinin play-off hedefine ciddi bir darbe vurmuştu. Murray’nin yokluğunda Portland Trail Blazers’ı elemeyi başarsalar da ikinci turda NBA Finalisti Phoenix Suns’a elenmekten kurtulamadılar.

Murray’nin de sağlığına kavuştuğu senaryoda Nuggets, işin hücum tarafında çok fazla sorun yaşamayacaktır. Fakat Denver ekibinin yıllardır kıyasında dolandığı NBA Finaline çıkabilmek için savunma verimliliğini mutlaka yükseltmesi gerekiyor. Denver’ın kadrosuna baktığımız zaman oyuncuların genel olarak işin hücum tarafına daha fazla ağırlık veren isimler olduğunu görüyoruz.

Geçen sezon ortasında Aaron Gordon gibi önemli olabilecek bir savunmacıyı ekleyen Denver, özellikle dış savunma noktasında caydırıcı isimlere sahip olduğunu söylemek zor. Murray’nin sakatlıktan sonra döndüğünde bir dönem fiziksel olarak zorlanmasının da olası olduğunu düşündüğümüz senaryoda Denver’ın savunma sorunlarını çözmek için önemli adımlar atması gerekiyor.

Golden State Warriors

Uzun rotasyonu

James Wiseman, geçen sezon Golden State Warriors formasıyla sadece 39 maçta forma giyebilmişti. Warriors’ın büyük umutlarla 2020 NBA Draftı’nda kadrosuna kattığı Wiseman’ın oynadığı dönemde de beklentileri karşılayan bir performans sergilediğini söylemek pek mümkün değil.

Sezonu yaşadığı diz sakatlığı sebebiyle erken kapatan Wiseman’ın sağlığına kavuşması da pek yakın zamanda olacak gibi gözükmüyor. Bu da Warriors’ın kadrosundaki tek gerçek pivotun Kevon Looney olduğu anlamına geliyor.

Golden State ekibinin kadrosunda Draymond Green ve Nemanja Bjelica gibi tecrübeli uzunlar olsa da Klay Thompson’ın dönüşüyle birlikte tekrar play-off’larda iddialı olmak isteyen Warriors için bu uzun rotasyonunun yeterli olduğunu söylemek pek mümkün değil.

Yaz dönemi ve draft gecesinde Warriors’ın takas yaparak kadrosunu güçlendirmek istediğine dair söylentiler gündeme gelmişti. 2021-22 sezonunda da Warriors’ın bir takas gerçekleştirerek bu sorununa çözüm bulmaya çalıştığını görebiliriz.

Houston Rockets

Gençler ve veteranlar arasındaki rotasyon dengesi

NBA Draftı’nı en iyi geçiren takımlardan bir tanesi Houston Rockets’tı. Draftın ilk turunda kadrosuna Jalen Green, Alperen Şengün, Usman Garuba ve Josh Christopher’ı kadrosuna katan Rockets, geçen sezon James Harden’ı takas ederek başladığı yeniden yapılanma hareketine iyice hız vermiş oldu.

John Wall’un da önümüzdeki sezon forma giymeyeceği Rockets’ta Green, Alperen ve Kevin Porter Jr.’ın gelişimini yavaşlatabilecek veteran oyuncular bulunuyor. Houston’ın kadrosunda Eric Gordon, Christian Wood, Daniel Theis gibi tecrübeli isimler bulunuyor.

Önümüzdeki 6 sezon boyunca 10 tane birinci tur hakkına sahip olan Rockets’ın geleceğin takımını kurmaya çalıştığı ortada ve bu isimlerin yaşlarının ve tecrübelerinin getirisi olarak kurulacak bu yeni takımda yeri olmayacak gibi gözüküyor. Houston ekibinin, bu isimlerin alacağı dakikalar arasındaki dengeyi kurabilmesi genç oyuncuların gelişimi için büyük önem taşıyor.

Los Angeles Clippers

Kawhi Leonard’ın Yokluğu

Bundan 2 yıl önceki serbest oyuncu döneminde kadrosuna Kawhi Leonard ve Paul George’u katarak kağıt üstünde ligin en güçlü takımlarından birisini kuran Los Angeles Clippers, geride bıraktığımız sürede aradığı başarıların çok uzağında kaldı.

Orlando Fanusunda tamamlanan 2020 sezonunda Denver Nuggets’a elenerek büyük bir hayal kırıklığı yaratan Clippers, 2021 play-off’larında Kawhi Leonard’ın yaşadığı sakatlığın ardından konferans finalinde Phoenix Suns’a mağlup olmuştu.

Çapraz bağ sakatlığı yaşayan Leonard’ın parkelere ne zaman döneceği hala tam olarak belirli değil. Leonard’ın sakatlık geçmişi de düşünülünce Los Angeles ekibinin yıldız oyuncudan önümüzdeki sezon yararlanabilmesi pek de ihtimal dahilinde gözükmüyor. Leonard’ın yokluğunda bile kaliteli bir kadroya sahip olan Clippers’ın ise şampiyonluk seviyesinde olmadığı ortada.

Leonard’ın yokluğunda kadroda hangi oyuncuların daha fazla sorumluluk alacağı ve bu dönemde Los Angeles ekibinin nasıl bir performans koyacağı Clippers’ın 2021-22 sezonuna dair sahip olduğu en büyük soru işareti.

Los Angeles Lakers

Takımın yaş ortalaması

2020 yılını şampiyon olarak tamamlayan Los Angeles Lakers, geride bıraktığımız senede kısa sezon arasının da etkisiyle birçok sakatlık sorunu yaşamış ve beklentilerin altında kalan bir performans sergilemişti.

Anthony Davis ve LeBron James’in sezon boyunca yaşadığı sakatlıkların ardından yaz döneminde çok hareketli bir serbest oyuncu dönemi geçiren Lakers, kadrosunu Russell Westbrook, Carmelo Anthony, Rajon Rondo, Dwight Howard, Trevor Ariza gibi isimlerle güçlendirmeyi başardı.

Ancak Los Angeles ekibi bunu yaparken ligin yaş ortalaması en yüksek olan kadrosunu kurdu. Antrenman döneminde Talen Horton-Tucker ve Trevor Ariza gibi isimlerin yaşadığı sakatlıklar, henüz sezon başlamadan yaş ortalamasının beraberinde getirdiği soru işaretlerini daha da kuvvetlendirdi.

Russell Westbrook ve James gibi isimlerin saha içindeki uyumu, Carmelo Anthony’nin takımda alacağı rol gibi takım kimyasıyla ilgili sorunların üstesinden gelebilmek için Lakers ekibinin mümkün olduğu kadar bir arada oynayabilmesi gerekiyor. Lakers’ın yaşayabileceği sağlık sorunları, bunun önündeki en büyük engel olarak göze çarpıyor.

Memphis Grizzlies

Yarı saha hücumunda verimlilik

Memphis Grizzlies, geçen sezon takımın yaşadığı sakatlık sorunlarının da etkisiyle play-off’lara dönme hedefinin uzağında kalmıştı. Takımın Ja Morant ile birlikte en önemli sac temellerinden birisi olan Jaren Jackson Jr., geçen sezon sadece 11 maçta forma giyebildi.

Bu durum da özellikle Ja Morant liderliğindeki Memphis Grizzlies hücumunun özellikle yarı saha hücumunda fazlasıyla zorlanmasına sebep oldu. Ja Morant’in üç sayı çizgisinin gerisinden verimsiz bir şutör olması, Jackson’ın da sakatlığında rakip takımların yarı saha hücumunda yıldız oyun kurucuyu mesafe vererem savunmasına neden oldu. Bu da Grizzlies’in sete set hücumunda fazlasıyla zorlanmasını beraberinde getirdi.

Jackson önümüzdeki sezon tekrar parkelere dönecek olsa da Memphis kadrosunun yarı saha hücumunda birebir üzerinden yaratabilecek bir dış oyuncuya ihtiyaç duyduğu ortada. Yaz döneminde kadroya bu anlamda önemli bir ekleme yapamayan Grizzlies, Morant’in dış şutunu geliştirmesine ya da Dillon Brooks ve DeAnthony Melton gibi oyuncuların oyununu bir seviye daha yukarıya çıkarmasına ihtiyaç duyuyor.

Minnesota Timberwolves

russell_towns

Forvet Rotasyonu

Kadrosunda Karl Anthony-Towns, D’Angelo Russell ve Anthony Edwards gibi isimleri bulunduran Minnesota Timberwolves, özellikle hücum tarafı için gayet potansiyelli bir çekirdeğe sahip.

Ancak gerek savunma gerekse bu oyuncuları hücumda tamamlama noktasında yeterli forvet oyuncularına ve rotasyona sahip olduklarını söylemek pek mümkün değil. Russell’ın sakatlığı sebebiyle yukarıda saydığımız çekirdeği bir arada oynatma şansını da fazla bulamayan Timberwolves, elindeki ilk beş adayı forvetleri de bu isimlerle görme şansını yakalayamadı.

Minnesota ekibinin önümüzdeki sezon 3 ve 4 numaralı pozisyonlarındaki seçenekleri Jaden McDaniels, Jarred Vanderbilt, Taureen Prince ve Josh Okogie gibi seçeneklere sahip. McDaniels ve Vanderbilt, geçen sezon özellikle savunma tarafında yaptıkları işlerle ilk beşte yer alabilecek oyuncular gibi gözükseler de bu isimlerin hücum tarafındaki verimliliği takımın tavanını aşağıya çekebilecek faktörler olarak öne çıkıyor.

New Orleans Pelicans

Savunma

Yaz döneminde Steven Adams’ı yollayarak kadrosuna Memphis Grizzlies’ten Jonas Valanciunas’ı katan New Orleans Pelicans, her ne kadar tecrübeli uzunun Zion Williamson ile olan uyumu soru işareti olsa da hücum tarafında ileriye doğru bir adım atmış gibi gözüküyor.

Lonzo Ball’u kaybettikten sonra yerine Devonte Graham’i getiren Pelicans, Brandon Ingram ile birlikte dışarıdan pozisyon yaratma konusunda da çok büyük sorun yaşamayacaktır. Geçen sezonu rotasyon ve şut sorunlarına rağmen ligin en verimli 12. hücumu olarak tamamlayan Pelicans’ın aşması gereken sorun ise savunmada.

Valanciunas’ın özellikle Adams’a göre savunmada daha kırılgan bir oyuncu olduğunu belirtmek gerekiyor. Zion dış savunma noktasında da ilk beşte Pelicans’ın göz korkutan bir takım olduğunu söylemek pek kolay değil. Koç Wilile Green’in bu noktada elindeki malzemeye göre doğru savunma stratejisini bularak New Orleans ekibine en azından kabul edilebilir bir savunma yaptırması takımın tavanını belirleyecek faktör olacak.

Oklahoma City Thunder

Tecrübe

Oklahoma City Thunder, son yıllarda belki de NBA tarihinin gördüğü en çarpıcı yeniden yapılanma projelerinden birisine başladı. Değerli olabilecek rotasyon parçalarını draft hakları karşılığında takas eden Thunder’ın elinde önümüzdeki 7 sezon için 18 tane birinci tur hakkı bulunuyor.

Bu stratejinin sonucu olarak da Oklahoma ekibinin kadrosunda şu anda 26 yaşının üzerinde sadece 2 oyuncu bulunuyor. (Mike Muscala ve Derrick Favors) Ancak Thunder’ın kadrosunda Shai Gilgeous-Alexander dışında etrafına takım kurabileceğiniz taşıyıcı parça olacak başka bir oyuncu bulunmuyor. Bu da Thunder’ın yeniden yapılanma planının geleceği hakkındaki soru işaretlerini arttırıyor.

Thunder’ın bir noktada elindeki draft haklarını sahada maç kazanmalarını sağlayacak oyunculara çevirmesi gerekiyor. Bu noktada Thunder’ın bir noktada sahip olduğu maaş boşluğunu ve draft haklarını kullanmaya başlaması gerekiyor. Yoksa yapılanma projesi daha uzun sürecek gibi.

Phoenix Suns

Devamlılık

Phoenix Suns, 2020-21 sezonunda şampiyonluğa ulaşamasa da rüya gibi bir sezon geçirdi. 2020 yazında Chris Paul’ü kadroya katarken play-off hasretini gidermeyi hedefleyen Suns, Devin Booker ve Deandre Ayton’ın seviye atlamasıyla birlikte kendini şampiyonluğun 2 maç uzağında buldu.

Kadro derinliği ve çeşitliliği anlamında da gayet iyi bir çekirdeğe sahip olan Suns, yaz döneminde Ayton’ın yedeği olarak JaVale McGee’yi de takıma katarak belki de kağıt üstündeki en büyük eksiğini de giderdi.

Ancak Chris Paul’ün 1 yaş daha aldığını ve Suns’ın geçen sezonun son kısmında play-off’larda sakatlıklarla boğuşan takımlarla karşılaşarak görece kolay bir play-off yolundan geçtiğini unutmamak gerekiyor. Booker’ın geçen sezonun son kısmında sergilediği performansını tekrarlaması, takımların artık Phoenix ekibiyle oynarken NBA Finalistine karşı oynama ciddiyetiyle sahaya çıkacağını düşününce zorlu bir görev olacaktır.

Portland Trail Blazers

lillard_lakers_blazers

Savunma performansı

Portland Trail Blazers, hücum açısından bakınca ligin en güçlü guard ikililerinden birisine sahip fakat olsa da play-off’larda hayal kırıklığı yaratmaktan kaçamadı. Bundaki en büyük sebeplerden birisi 100 pozisyon başına 115.3 sayıya izin veren bir savunmaya sahip olmalarıydı.

Yaz döneminde kadroya Larry Nance Jr.’ı ekleseler de hala savunmada ileriye doğru ciddi adım atabilecek bir kadroya sahip değiller. Geçen sezon Terry Stotts yönetiminde farklı pick and roll savunması ve sistem deneyen Blazers, savunma verimliliğinde lig 29.su olmaktan kurtulamamıştı.

Nurkic’in yaşadığı sakatlığın üzerinden 1 yıl daha geçtikten sonra daha mobil olması, Robert Covington gibi iyi bir takım savunmacısını Chauncey Billups’ın sisteminde daha iyi kullanabilmeyi, Cody Zeller ve Tony Snell gibi eklemelerin de takımı savunmada yukarıya çekmesini ummaktan başka bir çareleri yok gibi gözüküyor.

Sacramento Kings

Kanat derinliği

Sacramento Kings’in geçen sezonki en büyük sorunu savunma tarafından kaynaklanıyordu. Savunma verimlilğinde lig genelinde son sırada yer alan Sacramento ekibi, savunma ribaundlarında da 29. sıradaydı.

Geçiş savunmasında çok büyük sıkıntı yaşayan Sacramento’nun aynı zamanda kanat rotasyonunda da derin bir kadroya sahip olmaması işleri daha zor hale getiriyor. Draftta takıma 9. sırada seçerek kattıkları Davion Mitchell, özellikle toplu oyuncuyu savunma kısmında takıma çok önemli bir katkı sağlayacaktır.

Ancak halihazırda guard rotasyonunda De’Aaron Fox, Buddy Hield, Tyrese Haliburton gibi isimlerin bulunduğu bir kadroya yeni bir guard eklemek rotasyon açısından bazı soru işaretlerini oluşturuyor.

Yaz dönemi boyunca Hield’ın takas edileceği sık sık dile getirilmişti. Eğer Sacramento, şutör oyuncuyu kadrodan yollarken kadrosuna iyi bir kanat savunmacısı katarsa Kings’in tavanı hakkında farklı şeyler konuşmaya başlayabiliriz.

San Antonio Spurs

Uzun rotasyonu

Geçen sezon LaMarcus Aldridge’ı takımdan yollayarak gençleşme ve yeniden yapılanma sinyalleri veren San Antonio Spurs, yaz döneminde DeMar DeRozan ile de yollarını ayırarak bu planı resmiyete döktü.

Spurs’ün önümüzdeki senelerden farklı olarak bu sene rekabetçi olması pek ihtimal dahilinde gözükmüyor. Uzun süredir San Antonio ekibinin ilk kez bu kadar net bir yeniden yapılanma içerisinde görüyoruz.

Kadrosunda özellikle guard rotasyonunda kaliteli isimlere sahip olan Spurs’ün uzun rotasyonu için benzer şeyler söylemek pek kolay değil. Jakob Poeltl, Zach Collins, Drew Eubanks ve Jock Londale gibi isimlerden oluşan bir uzun rotasyonuna sahip olan San Antonio ekibinde bu grup sezon boyunca tavanı çok da yüksek olmayan takımın en büyük aşil noktası olacaktır.

Utah Jazz

Play-off’larda seviye atlayabilecekler mi?

Utah Jazz, geçen sezon üst üste 25 maçta 110 sayı barajını aşarak NBA tarihine geçen bir hücuma sahipti. Savunmada da Rudy Gobert’in Yılın Savunmacısı ödülünü kazanmasını sağlayan performansıyla ligin iyi takımları arasında yer almayı başardılar.

Normal sezonu ligin tepesinde bitirmeyi başaran Utah için play-off’larda ise karşımıza önceki yıllardan bildiğimiz bir senaryo çıktı. Kısa beşe dönen takımlar Rudy Gobert’in savunma verimliliğini fazlasıyla azaltırken hücumda da uzun oyuncunun tehdit yaratmaması Jazz’ın top paylaşımını ve üç sayılık atışlarını ön plana çıkaran hücumunu fazlasıyla zora soktu.

Gobert dışında fiziksel anlamda büyük bir takıma sahip olmayan Jazz, play-off sertliğinde de fazlasıyla zorlanıyor. Jazz, son yıllarda normal sezonların en iyi takımlarından birisi olmasına rağmen bu başarısını play-off’lara yansıtamıyor. Jazz’ın önümüzdeki sezon en büyük engeli geçmişin play-off hayaletleriyle tekrar karşılaşmamak olacaktır.
Basketbol gündemindeki en son gelişmeleri kaçırmamak için tıklayın!

NBA gündemindeki son gelişmeler için tıklayın!