Tarık Biberovic, Nasıl Daha Verimli Bir Oyuncu Haline Geldi?

28/Şub/24 09:23 Şubat 28, 2024

Meliksah Bayrav

28/Şub/24 09:23

Eurohoops.net

Eurohoops Fırın, Fenerbahçe Beko’dan Tarık Biberovic’in son dönemde yakaladığı çıkışa göz atıyor.

by Melikşah Bayrav / info@eurohoops.net

Eurohoops Türkiye’nin Instagram hesabını takip etmek için tıklayın! 

Tarık Biberovic, son birkaç haftadır ülke basketbolumuzun belki de en popüler figürü haline geldi. Uzun zamandır Fenerbahçe Beko’nun bir parçası olan Tarık, potansiyelinin bilinmesine karşın beklenen sıçramayı bir türlü yakalayamamıştı. Son birkaç haftada ise bu durum fazlasıyla değişmeye başladı.

Koç Saras Jasikevicius’un göreve gelişiyle birlikte Tarık, rotasyonun net bir parçası haline gelmeye başladı. Bu noktada Nigel Hayes-Davis ve Dyshawn Pierre’in yaşadığı sakatlıklar da beklendiği üzere Tarık’ın sürelerine olumlu yansıdı. Açıkçası genç oyuncu, bu süre zarfında eline geçen fırsatları iyi kullanmayı başardı.

EuroLeague’de araya gidilmeden önce Panathinaikos‘a konuk olan Fenerbahçe Beko, zorlu OAKA deplasmanında açıkçası beklentilerin epey altında kalan bir hücum performansı ortaya koydu. Bu maç nedeniyle çoğu oyuncu eleştiri alırken Tarık, açık ara takımın en çok öne çıkan ismiydi.

Türkiye Kupası ve EuroBasket Elemeleri ise Tarık’ın formunun tam anlamıyla zirve yaptığı iki organizasyon oldu. Türkiye Kupası’nda Fenerbahçe’nin oynadığı üç maçta da (Petkimspor, Beşiktaş, Anadolu Efes) önemli katkılar yapan Tarık, şampiyonluğun gelmesinde çok büyük rol oynadı.

Milli Takım performansı ise Tarık’ın popülerliğinin zirve yapmasını sağladı. Her ne kadar İtalya deplasmanında yenilgiye engel olamasa bile genç oyuncu, 27 sayıyla adından epey söz ettirdi. Sinan Erdem’de oynanan İzlanda maçında ise her ne kadar daha sönük bir performans ortaya koysa bile Tarık, maçı kazandıran şutu sokarak şok edici bir skorun önüne geçti.

Açıkçası Tarık Biberovic’in ne denli büyük bir potansiyele sahip olduğu yıllardır biliniyor. Uzun süredir Fenerbahçe’de A takımda yer almasına karşın beklenen istikrarı bir türlü yakalayamayan Tarık, son birkaç haftada yaptıklarıyla ana rotasyonun değerli bir parçası olma yolunda dev bir adım atmayı başardı.

Eurohoops Fırın, bugünkü serisinde Tarık Biberovic’in yakaladığı çıkışın detaylarına göz atıyor.

Neleri İyi Yaptı?

Öncelikle Tarık Biberovic’in Fenerbahçe‘ye geldiği döneme ve o dönemler kendisine yönelik beklentilere değinmekte yarar var. 2017 yılında, henüz 16 yaşında bir çocukken Fenerbahçe serüvenine başlayan Tarık, o dönemler Avrupa’nın en gözde genç yetenekleri arasına girmişti bile.

Genç yaşına rağmen fiziği, uzun kolları ve geniş kulaç açıklığıyla epey dikkat çeken Tarık, tüm bunlara ek olarak skorerlik meziyetleriyle de alt yaş kategorilerinde fark yaratıyordu. Tarık’ın pozisyonu için üst düzey fiziksel özellikleriyle birlikte saha içinde vadettikleri, açıkçası en başından itibaren epey heyecan vericiydi.

Buna karşın Tarık Biberovic’in gelişimi tam olarak beklenilen doğrultuda ilerlemedi. Potansiyeli herkes tarafından bilinen ve uzun süre boyunca A takımda görev yapan Tarık, zaman zaman süre alsa bile bir türlü o beklenen sıçramayı yapamadı.

Yine de şunu belirtmekte fayda var: Genç oyuncu, aradan geçen yedi yıllık süreçte hiçbir zaman düzenli olarak forma şansı bulamadı. Yeterince süre alamamış olması, Tarık’ın beklenen çıkışı yapmasını geciktiren faktörlerden biri olabilir.

Son birkaç haftadır ise Tarık Biberovic’in en başından beri hayal ettirdiği noktalardan bazılarını sahaya yansıtabildiğini görüyoruz. Gerçekten çok temiz bir şut mekaniğine sahip olan 23 yaşındaki Tarık, skorer meziyetlerini ortaya koymaya başladı. Yüksek öz güveni sayesinde sahada pozisyon geldiğinde şutu kaldırıp atmaktan hiç çekinmeyen genç oyuncu, bu yönüyle hem Fenerbahçe’de, hem de A Milli Takım’da fark yarattı.

Tarık’ın bu süreçte en çok öne çıktığı maçlardan ilki, EuroLeague’deki Panathinaikos deplasmanı oldu. Fenerbahçe’nin skor üretmekte çok zorlandığı bir periyotta oyuna dahil olan genç oyuncu, özellikle köşelerden ve forvetlerden birçok boş şut imkanı buldu. Fırsatı bulduğu anlarda şutu kullanmaktan hiç çekinmeyen Tarık, takımının tıkanan hücumlarına bir nebze olsun merhem olmaya çalıştı.

Bu noktada Tarık Biberovic’in Fenerbahçe Beko’da nasıl kullanıldığına değinmekte fayda var. Koç Saras Jasikevicius, Tarık’a üç ve dört numara pozisyonlarında süre veriyor. Sahada olduğu anlarda genellikle topun ters tarafında konumlanan Tarık, daha çok tamamlayıcı oyuncu rolünde katkı vermeye çalışıyor. Yani genç oyuncu, takımın topla ana yaratıcılarından biri olmaktan ziyade daha çok oyunun kendisine gelmesini bekliyor.

Tarık’ın sürelerinin artmasını sağlayan nokta ise bu rolde katkı vermeye başlaması oldu. Rakip savunmaların toplu oyuncuya baskıyı arttırdığı anlarda boşa çıkıp doğru pozisyonu alabilen Tarık; forvetten, tepeden ve köşeden üçlüğü gönderip anında cezayı kesebiliyor.

Buna ek olarak rakiplerin closeout savunmasına da atak edebilmesi, Tarık’ın değerini arttıran en önemli noktalardan biri oldu. Pası aldığında rakibin closeout yapıp boş kalmasına engel olmaya çalıştığı durumlarda genç oyuncu, topu yere vurup dripling üzerinden orta mesafeyi gönderebiliyor. Bu da yarı saha hücumunun daha verimli işlemesine yardımcı oluyor.

Orta mesafe tehdidi, Tarık Biberovic’in en çok geliştirdiği noktaların belki de başında geliyor. Zaten boyu ve uzun kolları sayesinde fiziksel olarak çok avantajlı bir hücumcu olan Tarık, artık dripling üzerinden orta mesafe atışlarını epey etkili bir hale getirdi.

Tarık’ın orta mesafe atışlarını ne kadar geliştirdiğini hem Fenerbahçe’de, hem de milli takımda sıkça gördük. Tarık’ın uzun kolları, driplingi kesip orta mesafeyi yolladığında şutunun bozulmasını neredeyse imkansız hale getiriyor. Buna ek olarak çok da temiz bir şut mekaniğine sahip olan genç oyuncu, topu Kevin Durant’e çok benzer bir şekilde elinden çıkarıyor. Açıkçası dripling üzerinden şut tehdidini geliştirmiş olması, Tarık’ın bir skorer olarak değerini arttıran en önemli noktalardan biri.

Tarık Biberovic’in milli takımdaki kullanımı ise elbette Fenerbahçe Beko’ya göre daha farklıydı. NBA oyuncularının olmamalarının yanı sıra Shane Larkin ve Scottie Wilbekin’in de denklemden çıkarılmış olmaları, ilk kez milli formayı sırtına geçiren Biberovic için çok önemli bir şans oldu. Genç oyuncu, EuroBasket Elemeleri’nde bir anda takımın ana skor opsiyonu haline geldi.

Bu nedenle Tarık Biberovic, milli takımda Fenerbahçe Beko’dan farklı olarak rol oyuncusu değil, takımın ana skoreri oldu. Bu durum, genç Tarık’ın skorerlik meziyetlerini çok net bir şekilde sergileyebilmesini sağladı. Açıkçası 23 yaşındaki forvet, ana skor opsiyonu olarak bir gün EuroLeague’de fark yaratabileceğinin sinyallerini fazlasıyla verdi.

Tarık’ın milli takımda nasıl kullanıldığına bir göz atalım. Takımın dripling üzerinden skor üretebilme potansiyeli olan belki de tek oyuncusu olan Tarık, topla oynama şansını çok sık elde etti. Bu durum, genç oyuncunun toplu oyundaki meziyetlerini gösterebilmesine olanak sağladı.

Özellikle İtalya maçının ilk yarısında tam anlamıyla alev alan Tarık, dripling üzerinden attığı orta mesafelerle ve öz güvenli şekilde kullandığı üçlüklerle ciddi anlamda fark yarattı. Bu noktada Biberovic’in skorer olarak öne çıktığı çok değerli bir meziyetine de şahitlik ettik.

Tarık Biberovic, topla hem sağ elinden, hem de sol elinden çembere gidebiliyor. Evet, Tarık şu anki haliyle çembere gidip skor üretme konusunda çok meziyetli bir oyuncu değil. Buna karşın topla içeri penetre etmeye başladıktan sonra bir anda driplingi kesip orta mesafeyi gönderebilen Tarık, bu atışlarda çok yüksek yüzdeyle oynuyor. Bu da Tarık’ı savunurken rakip savunmaları özel önlemler almaya itiyor.

Bu durumu ilk olarak İtalya maçında gördük. İlk yarı savunmada Tarık Biberovic’e yeterince önlem almayan İtalya, genç oyuncunun alev almasından sonra hamle yapmak durumunda kaldı. İlk yarıda Tarık’ı Gabriele Procida ve John Petrucelli gibi iki sıradan savunmacıyla savunan İtalya, ikinci yarıda ise EuroLeague’in en sert savunmacılarından biri olan Stefano Tonut’u Tarık’ın üzerine verdi. Açıkçası bu durum, Tarık’ın verimliliğini bir nebze olsun kısıtladı. İzlanda maçında da rakip koçun Tarık’a karşı özel önlemler aldığını gördük.

Tarık Biberovic’in toplu oyununun bariz şekilde geliştiğini ve bu gelişimin halen devam ettiğini görüyoruz. Bu gelişimin en net izlerinden biri, bence Tarık’ın driplinglerinde görülüyor. Tarık gibi hızıyla veya patlayıcılığıyla fark yaratmayan oyuncular için rakip savunmacının ayağına atak etmek, son derece önemli bir meziyet. Tarık’ın maçlarda bunu maçlarda sıkça yapmaya çalıştığını görüyoruz.

Rakip savunmacıyı karşısına aldığında topla olduğu yerde yön değiştirmeye başlayan Tarık, rakibin dengesinin bozulmaya başladığını fark ettiği anda hamle yapıp driplinge başlamaya çalışıyor. Rakibini eksilttiği pozisyonlarda ise genç oyuncu, dripling üzerinden orta mesafeyi gönderip sayıyı yapabiliyor. Evet, genç Tarık halen bu konuda çok usta bir oyuncu değil. Yine de bunu saha içerisinde denemeye başlayıp zaman zaman başarılı olması, gelişmek için ne denli çabaladığını gösteriyor.

Ayrıca genç oyuncunun clutch yönüne de tanıklık ettik. Yaşına göre epey öz güvenli bir oyuncu olan Tarık, maçın en kritik anlarında sorumluluktan hiç kaçmıyor. İzlanda maçının son hücumunda kenar oyununda pası alan genç oyuncu, çok zor bir açıda olmasına rağmen orta mesafeyi gönderip maçı aldı. Bu da Tarık’ın skorer meziyetlerinin değerini arttıran çok önemli bir nokta.

Topsuz oyundaki artılarına gelecek olursak Tarık Biberovic, topsuz perdelemelerden çıkıp pası aldığında şutu yollamak konusunda gerçekten çok etkili bir oyuncu. Bu yönünü özellikle EuroBasket Elemeleri’nde oynanan İtalya ve İzlanda maçlarında çok sık gördük.

Perdelemelerde boğuşan ve takım arkadaşından gelen topsuz perdeyi doğru kullanma konusunda gün geçtikçe daha iyiye giden Tarık, perdeden çıkıp pası aldığında çabucak üçlüğü gönderebiliyor. Bu noktada Tarık’ın ayaklarını çok çabuk kurup topu dengeli şekilde elinden çıkarabilmesi, bu atışlardaki isabet yüzdesinin yüksek olmasını sağlıyor. Ayrıca denediği ilk üçlüğü sokması halinde genç oyuncu, bir anda ritim bulup üçlükleri arka arkaya gönderebiliyor.

Bence Tarık Biberovic’in milli maçlarda ortaya koyduğu bu meziyeti, Fenerbahçe’de aldığı süreleri de doğrudan etkileyecek. Saras Jasikevicius, kariyeri boyunca yarı saha hücumlarında topsuz perdeleme aksiyonlarını çok sık kullanmış bir koç. Bunu Zalgiris‘te Arturas Milaknis ile yapan Saras, Barcelona’da ise Kyle Kuric’i ve Alex Abrines’i çok aktif kullanıyordu. Fenerbahçe Beko’da ise Scottie Wilbekin üzerinden topsuz aksiyonları sıkça kurgulamaya çalıştığını görüyoruz.

Topsuz perdeleme çıkışı aksiyonlarında ne kadar verimli bir şutör olabileceğini gösteren Tarık, bence kısa süre içerisinde koç Jasikevicius’un bu noktada en çok kullandığı oyunculardan biri haline gelecektir. Açıkçası EuroLeague maçlarında sürekli topsuz perdelemelerden çıkmaya çalışan bir Biberovic görmek beni şaşırtmaz.

Tüm bu pozitif yönlerine ek olarak Tarık Biberovic’in Fenerbahçe Beko için son derece önemli bulduğum bir özelliği var. Genç Tarık, gerçekten forma aidiyeti çok yüksek olan bir oyuncu. Sahaya her girdiğinde sonuna kadar mücadele eden ve kulübüne olan aidiyetini gösteren genç oyuncu, bu yönüyle Fenerbahçe’nin bir süredir eksikliğini çektiği bir profil.

Açıkçası Fenerbahçe’de uzun süredir hem düzenli olarak süre alan, hem de taraftarların gözünde ‘camianın evladı’ statüsüne erişebilen bir yerli oyuncu görmüyoruz. Fenerbahçe’nin EuroLeague şampiyonu olan kadrosunda Bogdan Bogdanovic, Jan Vesely ve Pero Antic gibi Balkan kökenli oyuncular, açıkçası hissettirdikleri aidiyet duygusuyla bu açığı kapatıyorlardı. Son yıllarda ise benzeri bir durumu görmüyoruz.

Elbette kaptan Melih Mahmutoğlu, bu konuda Fenerbahçe kadrosunda akıllara gelen ilk isim. Buna karşın tecrübeli skorer, hiçbir zaman takımın düzenli olarak süre alan isimlerinden biri olmadı. Tarık Biberovic’in durumu ise bundan çok daha farklı olabilir.

Bosna Hersek’te doğmuş olmasına ve Türkiye’ye 16 yaşında gelmiş olmasına karşın Tarık, röportajlarında da sıkça söylediği üzere Fenerbahçe’yi evi olarak görüyor. Ayrıca genç oyuncu, saha içi ve saha dışındaki tavırlarıyla da bunu taraftarlara hissettiriyor. Buna örnek olarak sahadaki mücadeleci yapısını, Türkiye Kupası yarı finalindeki Beşiktaş maçının ardından yaptığı ‘intikam’ açıklamasını ve sıkça Fenerbahçe’nin futbol maçlarına gidip tribünde tezahürat yapmasını gösterebiliriz.

Fenerbahçe’de düzenli olarak süre almaya daha yeni başlamış olmasına karşın Tarık Biberovic, şu sıralar tam anlamıyla taraftarların sevgilisi haline gelmiş durumda. Açıkçası performansını daha da yükseltip taraftarların gözündeki değerini iyice arttırma yolunda genç Tarık’ın önü epey açık gözüküyor.