by Melikşah Bayrav / info@eurohoops.net
Eurohoops Türkiye’nin Instagram hesabını takip etmek için tıklayın!
EuroLeague’de kıran kırana mücadelelere sahne olan bir normal sezonun daha sonuna geldik. Bu da demek oluyor ki sırada basketbolseverlerin her sene heyecanla beklediği Playoff etabı var.
Evet, adını Playoff’a yazdıran sekiz takımın tamamı belli oldu. Buna karşın bir de madalyonun öteki tarafı var. Lige normal sezonda veda eden 12 kulüpten birçok önemli oyuncu, her ne kadar etkileyici performanslar ortaya koymuş olsalar da Playoff’ta sahne alamayacaklar.
Bu noktada düğmeye basıyoruz ve lige normal sezonda veda eden 12 takımdan 8 oyuncuyu hayali senaryomuzda Playoff sahnesine taşıyoruz.
Bugünkü serimizde EuroLeague’de Playoff için mücadele edecek son 8 takımın, dışarıda kalan 12 takımdan ihtiyaçlarını nasıl giderebileceklerini düşündük.
Eurohoops, heyecan dolu geçmesi beklenen bu etaba yalnızca sayılı günler kala Playoff Draftı ile huzurlarınızda.
NOT: Bu liste tamamen takımların ihtiyaçlarına bağlı olarak hayali bir “playoff draftı” formatı temel alınarak oluşturulmuştur. Listedeki isimler ve takımlar arasında herhangi bir temas olduğu anlamına gelmemektedir.
Fenerbahçe Beko – Zach LeDay

Kulüp: Olimpia Milano
Sezon Ortalamaları: 30 maç, 13.1 sayı, 4.2 ribaund, 1.0 asist, %49.5 üçlük
EuroLeague’de temsilcimiz Fenerbahçe Beko, bu sezon 4 numara pozisyonundan istikrarlı katkı almakta çok zorlandı. Yazın Nigel Hayes-Davis gibi bir yıldızın takımdan ayrılması, hiç şüphesiz 4 numara rotasyonunda ciddi bir boşluk oluşturdu. Nigel’ın ayrılığından sonra Fenerbahçe, bir türlü aradığı net 4 numarayı bulamadı.
Yazın Paris Basketball’dan kadroya katılan Mikael Jantunen, şu ana dek özellikle işin hücum kısmında çok istikrarsız gözüktü. Evet, Fin oyuncunun sertliğiyle ve savunmasıyla önemli katkı sağladığı maçlar oldu. Ancak işin hücum kısmında sezon genelinde pek etkili olamadı. Geçen sezon Paris formasıyla %39 ile üçlük atan Jantunen’in yüzdesi, bu sezon %34’e kadar geriledi. 7.5 olan sayı ortalaması ise bu sezon 5.5’e geriledi.
Hal böyle olunca takımın en kritik isimlerinden Nicolo Melli, 4 numaradan daha fazla süre almak durumunda kaldı. Ancak Melli‘nin 5 yerine 4 numarada oynaması, beraberinde farklı problemleri getirebiliyor. Khem Birch, her ne kadar çok etkili bir savunmacı olsa bile hücumda çok tekdüze kalıyor. Sezon ortasında takıma katılan Chris Silva, halen ciddi istikrar sorunları yaşıyor. Melli 5 numaraya geçtiğinde ise Fenerbahçe Beko, hücumda daha akışkan bir takım haline geliyor.
Dolayısıyla 4 numara pozisyonunda daha güvenilir bir alternatif olması, Fenerbahçe Beko’nun Playoff ve Final Four yolunda çok daha avantajlı bir hale gelmesini sağlayabilir. Bu noktada rotayı Milano‘ya kırıyoruz ve ligin en önemli 4 numaralarından biri olan Zach LeDay’i kadroya ekliyoruz.
Zach LeDay; tecrübesi, karakteri ve çok yönlülüğüyle EuroLeague’in en değerli 4 numaralarından bir tanesi. Kariyerinde son 2 sezondur Olimpia Milano formasını terleten LeDay, bu süreçte hep çok istikrarlı bir görüntü ortaya koydu. Üstelik daha önce 3 sezon Zeljko Obradovic gibi bir koçla çalışması, Saras Jasikevicius’un detayların çok ön plana çıktığı sistemine kolayca adapte olmasını sağlayabilir.
Saha içindeki liderliği, tecrübesi, oyun zekası, kusursuz savunma bilgisi ve hücumdaki çok yönlülüğü, onu ligin en değerli oyuncularından biri yapıyor. Bu sezon maç başına 13.1 sayı atan 31 yaşındaki LeDay, ayrıca yüzde 49.5 gibi harika bir üçlük yüzdesine sahip. Üstelik bu müthiş yüzdeyi maç başına 3’ten fazla üçlük deneyerek tutturdu.
Tüm bunlara ek olarak tecrübeli oyuncu, Nicolo Melli’nin 5 numara oynadığı anlarda 4 numaradan onu müthiş şekilde tamamlayabilir. LeDay’in de tıpkı Melli gibi switch savunmasında çok etkili bir oyuncu olması, onun varlığıyla Fenerbahçe Beko savunmasını farklı boyutlara çıkarabilir. Ayrıca üçlük tehdidinin yanında boyalı alanda sırtı dönük oyun üzerinden sayı bulabilmesi de Fenerbahçe hücumlarına değerli bir çeşitlilik katabilir.
Valencia – Josh Nebo

Kulüp: Olimpia Milano
Sezon Ortalamaları: 26 maç, 10.2 sayı, 5.5 ribaund, 1.1 blok
Valencia, EuroLeague’de bu sezon hiç şüphesiz en flaş takımların başında geliyor. Koç Pedro Martinez’in önderliğinde muazzam işleyen bir hücum kurgusuna sahip olan İspanyol ekibi, aşırı hız ve tempoya dayalı oyun stiliyle bu sezon çoğu takımın savunmasına zor anlar yaşattı. Bunun neticesinde ise normal sezonu 2. sırada bitirerek beklentilerin bir hayli üstüne çıktılar.
Ancak Valencia, Playoff’taki çoğu takıma kıyasla daha ‘mütevazi’ denebilecek bir kadroya sahip. Tecrübe bakımından Playoff’un en dezavantajlı takımlarından biri konumundalar. Sonuçta kadro kalitesiyle değil, daha çok sıra dışı sistemiyle öne çıkan bir takımdan bahsediyoruz.
En dezavantajlı oldukları konu ise muhtemelen uzun rotasyonu. 5 numara pozisyonunda Neal Sako, Matt Costello ve Yankuba Sima gibi alternatiflere sahipler. Ayrıca zaman zaman aslen bir 4 numara olan Jaime Pradilla’yı da 5 numarada kullanabiliyorlar. Ancak net şekilde güvenilir, kaliteli, Playoff’ta fark yaratabilecek türden bir pivota sahip olduklarını söylemek güç.
Dolayısıyla 5 numara pozisyonuna yapılacak sağlam bir takviye, Valencia’yı Panathinaikos karşısında çok daha iddialı bir konuma getirebilir. Bu takviye içinse rotayı yeniden Milano‘ya doğru kırıyoruz.
Josh Nebo, açıkçası birçok açıdan Valencia’nın dertlerine derman olabilecek kalitede bir uzun. Ligdeki en elit ribaundculardan biri olan Nebo, ayrıca çember savunmasında da çok etkili bir isim. Nebo’nun ribaundlardaki etkinliği, Valencia’nın ribaundları daha rahat domine edip istediği şekilde tempoyu arttırmasına yardımcı olabilir.
Üstelik ABD’li uzunun çember savunmasındaki etkinliği, Valencia’yı savunmada da epey yukarılara çekebilir. Bununla birlikte Josh Nebo, atletizmi ve gücü sayesinde ligdeki en iyi ikili oyun opsiyonlarından bir tanesi. Bu yönüyle de Valencia’nın atlet kısalarının üstündeki baskının azalmasına yardımcı olabilir.
Panathinaikos – Isaac Bonga

Kulüp: Partizan
Sezon Ortalamaları: 38 maç, 9.9 sayı, 5.6 ribaund, 1.5 asist
Aslında baktığımız zaman Panathinaikos, bu sezon açık ara EuroLeague’in en eksiksiz takımı konumunda. Özellikle sezon ortasında gelen Nigel Hayes-Davis transferiyle birlikte kadro kalitesi, bambaşka boyutlara çıktı. Buna rağmen fiyat performans oranına baktığımızda belki de bu sezon ligin en istikrarsız takımı oldular.
Açıkçası metriklere baktığımız zaman Panathinaikos, EuroLeague’de bu sezonun kötü savunma takımlarından biri değil. Potasında maç başına 84.8 sayı gören Ergin Ataman’ın ekibi, ligin en iyi 8 savunma takımından bir tanesi. Buna rağmen rakiplerine çok fazla asist şansı tanıyorlar.
Bu sezon Panathinaikos’a karşı oynayan takımlar, maç başına ortalama 19.5 asist yapıyorlar. Bu da Yunan ekibini bu alanda EuroLeague’in en kötü 6. takımı yapıyor. Ayrıca Panathinaikos’un rakipleri, buldukları sayıların %64.6’sını asist üzerinden buluyorlar. Bu da Panathinaikos’un top paylaşımını durdurmakta ne kadar zorlandığını net şekilde gösteriyor.
Üstelik Panathinaikos, Playoff’ta sezonun en skorer takımı olan Valencia ile karşı karşıya gelecek. Rakibine karşı normal sezonda iki maçı da kaybeden Ergin Ataman’ın ekibi, iki maçta da rakibini savunmada durdurmakta çok zorlandı. İlk maçı evinde 79-89 kaybeden Panathinaikos, ikinci maçta ise deplasmanda sahadan 102-84 gibi farklı bir skorla mağlup ayrıldı. Üstelik bu maç, normal sezonun bitimine sadece 1 hafta kala oynandı.
Panathinaikos, iki maçta da rakibinin temposunu sınırlamakta çok zorlandı. Özellikle geçiş hücumu savunması konusunda neredeyse sahaya hiçbir şey koyamadılar. Hal böyle olunca koç Ergin Ataman, muhtemelen Playoff öncesi takımın savunmadaki seviyesini arttıracak bir oyuncuya hayır demeyecektir.
Bunun içinse rotayı Belgrad’a doğru kırıyoruz ve Partizan’dan Isaac Bonga’yı Panathinaikos’un kadrosuna dahil ediyoruz.
EuroLeague’in en elit savunmacılarından biri olan Alman forvet; hızı, gücü, atletizmi, çabukluğu ve uzun kolları sayesinde birden beşe kadar her pozisyonu savunabiliyor. Uzun kolları, onu topa baskıda ligin en değerli oyuncularından biri yapıyor. Ayrıca yardım savunmalarında da hızı ve kolları sayesinde muazzam bir iş çıkarıyor.
Hücumda ise elbette savunmada olduğu kadar çok yönlü bir oyuncu değil. Ancak gününde olduğu zaman çok yüksek yüzdeyle üçlük atabiliyor. Ne yazık ki bunu son EuroBasket finalinde de net şekilde gördük.
Açıkçası Isaac Bonga, son iki sezondur Partizan’da biraz harcanıyor. Bonga, EuroLeague’in rekabetçi takımlarında net şekilde fark yaratabilecek bir oyuncu. Kusursuza yakın bir savunmacı olmasının yanı sıra hücumda verimli olmak için sürekli topla oynamaya ihtiyaç duymaması, onu Panathinaikos için çok uygun bir profil kılıyor.
Olympiakos – Codi Miller-McIntyre

Kulüp: Kızılyıldız
Sezon Ortalamaları: 39 maç, 12.6 sayı, 4.5 ribaund, 7.4 asist, 1.0 top çalma
Olympiakos, bu yıl üst üste ikinci kez EuroLeague’de normal sezon lideri olmayı başardı. Bunu yaparken de ligin muhtemelen en iyi hücum takımı oldular. EuroLeague’de bu sezon en çok sayı atan 2. takım konumundaki Yunan ekibi, asist metriklerinde ise ligin zirvesinde yer alıyor.
Topu çok iyi paylaşıyorlar ve makine düzeninde işleyen bir hücum kurgusuna sahipler. Bu yüzden özellikle günlerinde oldukları zaman durdurulması çok zor bir takımlar.
Ancak bu, Olympiakos’un ‘kusursuz’ bir takım olduğu anlamına gelmiyor. Bu sezon kadrosunda çok sayıda kısayı bulunduran Yunan ekibi, bunların önemli kısmından neredeyse hiç katkı alamıyor. Takımın ana oyun kurucusu Thomas Walkup ise bu sezon sakatlıklar nedeniyle 6 maç kaçırdı. Bunun yanı sıra ilerleyen yaşıyla birlikte hücumda gittikçe tekdüze bir oyuncu haline gelmeye başladı. Üstelik şut tehdidinin neredeyse hiç olmaması, onu Playoff gibi ortamlarda iyice ‘riske edilebilir’ bir hale getiriyor.
Olympiakos’un diğer guardlarında ise durum daha da kötü. Yazın Partizan’dan bonservis ödenerek transfer edilen Frank Ntilikina, hücumda neredeyse hiçbir şey veremeyen bir oyuncu. Sezon ortası takıma katılan Monte Morris ve Cory Joseph ise beklenen istikrar düzeyinin çok uzağında kaldılar. Hal böyle olunca Olympiakos, çok iyi bir normal sezon geçirmesine karşın oyun kurucu problemini bir türlü çözemedi.
Dolayısıyla bu noktada devreye giriyoruz ve rotamızı yeniden Belgrad’a, ancak bu sefer şehrin kırmızı beyaz tarafına doğru kırıyoruz. EuroLeague’in asist lideri Codi Miller-McIntyre’ı alıp Olympiakos kadrosuna dahil ediyoruz.
Son birkaç sezondur EuroLeague’in en değerli oyun kurucularından biri haline gelen Miller-McIntyre, tam anlamıyla komple bir profil. Neredeyse sahada yapamadığı hiçbir şey yok. Topu müthiş paylaşıyor ve takımını en iyi şekilde organize edebiliyor. Çembere gidebiliyor, ribaundlara çok ciddi katkı yapıyor ve çok iyi olmasa bile belirli düzeyde üçlük atabiliyor.
Tüm bunların yanı sıra ABD’li oyun kurucu, EuroLeague’in en değerli savunmacılarından bir tanesi. İri fiziği, 1.91’lik boyu ve atletizmi, onu özellikle topa baskı konusunda çok etkili kılıyor. Yani Codi Miller-McIntyre, kısacası tam anlamıyla Olympiakos’un dertlerine derman olabilecek bir oyuncu.
Açık konuşmak gerekirse Codi Miller-McIntyre’ın gelecek sezon Olympiakos forması giyeceğini artık herkes biliyor. Ancak bu transferin yazın yerine Playoff öncesi tamamlanması, muhtemelen koç Georgios Bartzokas’ı epey mutlu ederdi.
Real Madrid – Nadir Hifi

Kulüp: Paris
Sezon Ortalamaları: 37 maç, 18.9 sayı, 2.3 ribaund, 3.8 asist, 1.0 top çalma
Real Madrid, bu sezon aslında çok inişli çıkışlı bir form grafiği sergiledi. İç saha maçlarına baktığımız zaman ligin açık ara en iyisi onlar. Bu sezon çıktığı 19 iç saha maçının 18’ini kazanan Madrid, deplasmanlarda ise bambaşka bir görüntüdeydi. Normal sezonda oynadıkları 19 deplasman maçının 13’ünü kaybettiler.
Yine de iç sahadaki müthiş grafikleri, onlara ilk dört kapısını açtı. Normal sezonu üçüncü sırada tamamlayan Madrid, böylelikle Playoff’ta Hapoel Tel Aviv ile eşleşti. Ancak özellikle deplasman maçlarında hücum üretkenliği konusunda çok zorlandılar.
Bunun en büyük sebeplerinden biri, takımda net bir 2 numaranın olmaması. Yazın Dzanan Musa’nın takımdan ayrılmasının ardından Madrid, oluşan boşluğu doldurmakta pek iyi bir iş çıkaramadı. Yaz döneminin flaş transferlerinden Theo Maledon, sezon genelinde çok istikrarsız gözüktü.
Hal böyle olunca kısa rotasyonundaki skor yükü, çoğunlukla Facu Campazzo’nun omuzlarına yüklendi. O da haliyle doğal bir skorer olmadığı için zaman zaman bu yükü taşımakta zorlandı.
Dolayısıyla Real Madrid koçu Sergio Scariolo, muhtemelen Playoff öncesi yapılacak bir skorer takviyesine hayır demezdi. Bunun içinse rotayı Fransa’nın başkenti Paris’e doğru kırıyoruz. Paris Basketball’un yıldızı Nadir Hifi’yi alıp Real Madrid’in kadrosuna ekliyoruz.
Öncelikle Nadir Hifi, bildiğiniz gibi EuroLeague’in en elit skorerlerinden bir tanesi. Bu sezon adını EuroLeague tarihine yazdıran Hifi, attığı 699 sayıyla ‘bir normal sezonda en çok sayı atan oyuncu’ oldu. Aslında sırf bu veri bile Hifi’nin ne kadar etkili bir skorer olduğunu gösteriyor.
Genç yıldız, sahada adeta sayının her türlüsünü atıyor. Onun için zor şut diye bir şey yok, bazen topu 2 metre sağa kayarken, hatta düşerken attığı bile oluyor. O şutlara bakınca ‘yok, bu da girmez artık herhalde’ diyorsunuz ama giriyor. Nadir Hifi, bu anlamda gerçekten çok özel bir skorer.
Üstelik zaman zaman çembere giderek veya dripling üzeri attığı orta mesafelerle de sayı üretebiliyor. Çabukluğunun ve patlayıcı ilk adımının yanına müthiş şutörlüğünün eklenmesi, onu EuroLeague’de savunulması en zor skorerlerden biri yapıyor. Açıkçası Nadir Hifi gibi bir oyuncu, Playoff’ta Hapoel’e karşı Real Madrid’i çok daha avantajlı bir konuma getirebilirdi.
