by Melikşah Bayrav / info@eurohoops.net
Eurohoops Türkiye’nin Instagram hesabını takip etmek için tıklayın!
EuroLeague’de Final Four heyecanının başlamasına artık sadece sayılı saatler kaldı! Bu hafta Atina’da bulunan OAKA’da oynanacak yarı final ve final maçlarının ardından şampiyon resmen belli olacak.
Sezonun en flaş takımlarının belki de başında gelen Valencia, beklentilerin bir hayli üzerine çıkarak adını tarihinde ilk kez Final Four’a yazdırdı. Playoff’ta Panathinaikos‘a karşı 0-2’den tarihi bir geri dönüş yapan İspanyol ekibi, böylelikle Final Four biletini aldı.
Normal sezonu üçüncü sırada bitirerek Playoff’ta saha avantajını alan Real Madrid ise Playoff’ta pek zorlanmadı. Hapoel Tel Aviv’i 3-1 ile rahat bir şekilde eleyen İspanyol ekibi, böylelikle bir yıllık aranın ardından Final Four sahnesine geri döndü.
Valencia, bu sezonki müthiş performansını Final Four’da da sürdürerek peri masalını devam ettirmeye çalışacak. Real Madrid ise tecrübe faktörünü de kullanarak adını EuroLeague finaline yazdırmak için parkede olacak.
Eurohoops, heyecan dolu geçmesi beklenen Valencia – Real Madrid maçının ilgi çekici beş hikayesine göz atıyor.
'u Favori Basketbol Kaynağınız Olarak Kullanın.
Valencia, Peri Masalını Sürdürebilecek Mi?

Valencia, bu yıl tartışmasız şekilde normal sezonun en flaş takımı oldu. Bu yıl bir sezonluk aranın ardından EuroLeague sahnesine geri dönen İspanyol ekibi, muhtemelen sezon başı Play-In yarışının bir parçası olmayı hedefliyordu. Çoğu kişi ise kadro kaliteleri itibariyle ilk 10’da olmalarını pek kolay görmüyordu.
Ancak onlar, sadece beklentilerin üstüne çıkmakla kalmadılar. Adeta tüm beklentileri ve tahminleri paramparça ettiler. Oynadıkları çok yüksek tempolu ve keyifli basketbolla çoğu basketbolseverin gönlünü kazandılar. Bunu yaparken de sezon içerisinde artan baskıya rağmen hep başarılı sonuçlar almaya devam ettiler.
Günün sonunda baktığımız zaman Valencia, kendileri için kusursuz denebilecek bir normal sezonu geride bıraktı. 38 maçta 25 galibiyet ve 13 yenilgi alan İspanyol ekibi, normal sezonu lider Olympiakos’un sadece 1 galibiyet gerisinde, yani 2. sırada tamamlamayı başardı. Muhtemelen kimse onlardan böyle bir başarıyı beklemiyordu.
Koç Pedro Martinez ise hak ettiği şekilde EuroLeague’de ‘yılın koçu’ ödülünün sahibi oldu. Geçtiğimiz yıl EuroCup’ta yılın koçu seçilen 64 yaşındaki çalıştırıcı, bu kez aynı başarıyı EuroLeague sahnesinde de tekrarlamayı başardı.
Üstelik Valencia, Playoff’ta mucizevi bir geri dönüşle bu peri masalını farklı bir boyuta taşımayı başardı. Açıkçası Panathinaikos‘a karşı evlerinde ilk iki maçı kaybettikten sonra kimse onlardan bir geri dönüş beklemiyordu. Ancak onlar, tüm tecrübesizliklerine rağmen EuroLeague tarihine geçmeyi başardılar.
Zorlu OAKA atmosferinde Panathinaikos‘u üst üste iki kez devirmeyi başaran Valencia, böylelikle tarihi geri dönüşün kapılarını sonuna dek araladı. Beşinci ve son maçta ise rakibini savunmasıyla geçmeyi başaran İspanyol ekibi, EuroLeague tarihinde 0-2’den geri dönmeyi başaran ikinci takım oldu.
Rakamlara baktığımızda da Valencia’nın ne denli etkileyici bir iş çıkardığını görüyoruz. Maç başına neredeyse 91 sayı atan (90.5) İspanyol ekibi, EuroLeague’in en skorer ikinci takımı konumunda. Bunu yaparken de çok tempolu ve hızlı bir basketbol oynayarak kendilerini rakiplerinden farklı bir yerde konumlandırdılar.
Geçtiğimiz sezon Paris, tıpkı Valencia gibi çok tempolu ve hızlı bir basketbol oynayarak Playoff biletini almayı başarmıştı. Ancak Paris’in asist rakamları, attıkları sayıya kıyasla epey düşüktü. Fransız ekibi, oynadığı aşırı yüksek tempolu basketbola rağmen ligin en az asist yapan takımlarından biriydi. Valencia’da ise böyle bir durum söz konusu değil.
Bu sezon maç başına 21 asist yapan Valencia, lider Olympiakos’un ardından ligin en çok asist yapan takımı konumunda. Üstelik buldukları sayıların yaklaşık %65’ini asist üzerinden buluyorlar. Aşırı yüksek hız ve temponun iyi bir top paylaşımıyla birleşmesi, ortaya durdurulması çok zor bir hücum kurgusu çıkarıyor.
Ancak yıllardır bildiğimiz üzere Final Four, hiçbir şeye benzemiyor. Sezonu mükemmele yakın geçiren takımlar bile tek bir kötü maç yüzünden finalin veya kupanın uzağında kalabiliyorlar. Final Four’un açık ara en tecrübesiz takımı konumundaki Valencia, tarihinde ilk kez böyle bir senaryoyla karşı karşıya kalacak.
Açıkçası Real Madrid‘in yaşadığı uzun krizini de düşünürsek Valencia’nın final biletini alması, kimse için ‘mucizevi’ bir sonuç olmaz. Dolayısıyla bu sezon yazdıkları peri masalını bir adım daha ileri taşımak adına çok ciddi bir şansları var.
'u Favori Basketbol Kaynağınız Olarak Kullanın.
Uzunsuz Real Madrid Ne Yapacak?

Yazının girişinde de bahsettiğim üzere Real Madrid, bu sezon Playoff serisinde pek zorlanmadı. Ligi üçüncü bitirerek Hapoel Tel Aviv ile eşleşen İspanyol ekibi, seriyi 3-1’lik skorla rahat denilebilecek şekilde geçmeyi başardı. Ancak bu seride sezonun gidişatını direkt olarak etkileyebilecek, korkunç bir haber aldılar.
EuroLeague tarihinin en dominant oyuncularından biri olan Walter Tavares, serinin ilk maçında sol dizinden bir sakatlık yaşadı. Bu sakatlığın ardından 2.21’lik dev pivot, serinin kalan üç maçının hiçbirinde forma giyemedi. Öte yandan Final Four’da geri dönebileceği konusunda bir iyimserlik mevcuttu.
Ancak bu ihtimal gerçeğe dönüşmedi. Sol dizinden önemli bir sakatlık yaşayan tecrübeli oyuncu, bu yıl Final Four’da forma giyemeyecek. Takımın belki de en kritik oyuncusunu kaybetmek, Real Madrid ve koç Sergio Scariolo için hiç şüphesiz korkunç bir haber oldu.
Öte yandan Real Madrid’in aldığı tek kötü haber bu değildi. Sezon ortasında takıma katılan Ukraynalı uzun Alex Len, EuroLeague normal sezonda çok kötü bir performans ortaya koydu. Buna karşın Final Four vakti yaklaşırken İspanya Ligi’nde form tutmaya başlaması, Tavares’in yokluğunda sürelerinin artabileceğini gösteriyordu.
Ancak Alex Len’den de Real Madrid’e kötü haber geldi. Final Four’un başlamasına günler kala kas sakatlığı yaşayan tecrübeli uzun, tıpkı Tavares gibi Final Four’da yer alamayacak. Bu durum, Real Madrid’in bir anda uzunsuz kalmasına sebep oldu.
Öte yandan Real Madrid, bu iki sakatlık haberinin ardından milli oyuncumuz Ömer Faruk Yurtseven’i kadrosuna kattı. Ancak milli basketbolcu, EuroLeague’de transfer döneminin çoktan sona ermiş olmasından dolayı sadece İspanya Ligi maçlarında oynayabilecek.
Bu iki önemli sakatlık haberine rağmen koç Sergio Scariolo için sevindirici gelişme şu: Usman Garuba, Hapoel Tel Aviv serisi boyunca beş numarada çok etkili bir performans ortaya koydu. Kariyerine aslen bir 4 numara olarak başlayan Garuba, 2.03’lük boyuyla tabii ki Tavares kadar dominant bir uzun değil. Ancak atletizmi, blok tehdidi, dikey sıçraması ve switch sonrası kısanın karşısında durabilmesi, Final Four’da Real Madrid’in elini bir nebze rahatlatabilir.
Buna karşın Tavares’in olmaması, Valencia‘nın atletik kısalarına karşı Real Madrid savunmasının işini çok zorlaştıracaktır.
'u Favori Basketbol Kaynağınız Olarak Kullanın.
Tecrübe, Tecrübesizliğe Karşı

EuroLeague’de Final Four vakti geldiği zaman ‘tecrübe’ faktörü, normal sezona kıyasla çok daha önemli bir hale geliyor. Final Four’un tek maçlık sisteminde, özellikle maçın sonları yaklaştığı zaman eller titremeye başlıyor. Dolayısıyla tecrübe, soğukkanlılık ve sakinlik gibi faktörler, Final Four’da fazlasıyla belirleyici olabiliyor.
Dolayısıyla Final Four tecrübesine sahip olmak, takımları rakiplerine kıyasla daha avantajlı bir hale getirebiliyor. Normal sezonda bambaşka oynayan takımların Final Four vakti geldiğinde ne kadar zorlanabildiğini daha önce defalarca kez gördük. İşte buralarda tecrübe faktörü, takımlar ve oyuncu grubu için fazlasıyla belirleyici olabiliyor.
Bu alanda Real Madrid, rakibi Valencia‘ya kıyasla çok daha avantajlı bir konumda. Madrid kadrosuna baktığımız zaman çoğu oyuncunun Final Four tecrübesine sahip olduğunu görüyoruz. Özellikle Sergio Llull, Facu Campazzo, Gabriel Deck ve Mario Hezonja gibi oyuncular, tecrübe konusunda önemli bir avantaja sahipler. Ayrıca Madrid koçu Sergio Scariolo da özellikle İspanya Milli Takımı ile bu tür kritik maçları çokça oynamış bir koç.
Valencia‘ya baktığımızda ise bunun tersi bir senaryoyla karşılaşıyoruz. Valencia kadrosunda daha önce Final Four’da yer almış tek bir oyuncu bile yok. Üstelik takımın en önemli oyuncularından Jean Montero, Kameron Taylor, Omari Moore, Brancou Badio, Nate Reuvers, Braxton Key ve Jaime Pradilla, kariyerlerinin ilk Playoff’una daha yeni çıktılar. Dolayısıyla Final Four’un açık ara en tecrübesiz takımı konumundalar.
İki kulüp arasındaki Final Four tecrübesi farkı ise tahmin edeceğiniz üzere acayip bir seviyede. EuroLeague tarihinin (tüm zamanlarda) en çok şampiyon olan takımı konumundaki Real Madrid, Final Four’da yer almayı alışkanlık haline getirmiş bir kulüp. Onlar için Final Four’a kalamamak, Final Four’a kalmaktan daha büyük bir haber değeri taşıyor.
Valencia içinse böyle bir durum tabii ki söz konusu değil. Bu sezon muazzam bir peri masalı yazan İspanyol ekibi, kulüp tarihinde ilk kez Final Four’a kalma başarısını gösterdi. Dolayısıyla bu yıl Atina’da kendileri için bir ilki yaşayacaklar.
Hal böyle olunca iki takım arasında bariz bir tecrübe farkı olduğu çok açık. Valencia, bu farkı sezon boyunca yaptığı gibi tempolu, hızlı ve dinamik basketboluyla kapatmaya çalışacak. Real Madrid ise final biletini alabilmek adına tecrübesini sahaya en iyi şekilde yansıtmak için çabalayacak.
'u Favori Basketbol Kaynağınız Olarak Kullanın.