Sasha Djordjevic: “Bahçeşehir Koleji, Hayatımın En Büyük Meydan Okumalarından Biri”

2026-09-17T09:59:15+00:00 2026-09-17T09:59:15+00:00.

Semih Tuna

17/Eyl/26 09:59

Eurohoops.net
Credit: Bahçeşehir Koleji X

Eurohoops.net'u Favori Basketbol Kaynağınız Olarak Kullanın.

Google LogoEurohoops'u Google'a Ekleyin

Bahçeşehir Koleji koçu Sasha Djordjevic, Eurohoops Türkiye’ye konuştu.

by Semih Tuna / info@eurohoops.net 

Eurohoops Türkiye’yi YouTube’da takip etmek için tıklayın!

Eurohoops Türkiye’yi Instagram’da takip etmek için tıklayın!

BKT EuroCup’taki temsilcilerimizden Bahçeşehir Koleji’nin deneyimli koçu Sasha Djordjevic, Eurohoops Türkiye’nin sorularını yanıtladı.

Eurohoops: Koç, öncelikle nasılsınız? İstanbul’a ve Türkiye’ye tekrar hoş geldiniz.

Sasha Djordjević: Harika hissediyorum. Çok iyi hissediyorum. Organizasyon ve hedefler açısından beklentilerin üzerinde olan bir kulüpteyim ve bu kulüpten geçen, burada bir iz bırakan herkesin övgüyle bahsettiği bir yer. Bunun farkındayım. Bu yüzden burada olmaktan gerçekten çok mutluyum.

Eurohoops: Fenerbahçe‘deki son kulüp görevinizden sonra, kulüp antrenörlüğünden birkaç yıl uzak kaldınız. Bu zamanda, özellikle de bu Bahçeşehir fırsatında, geri dönmek istemenize neden olan şey neydi?

Djordjević: Bazen kendinizi bir yerlerde hayal etmeniz gerekir. Yönetimin ve organizasyonun bana yaklaşım şekli beni çok etkiledi. Kendimi ve çalışma arkadaşlarımı bu kulüpte, sonuçlar ve katabileceğimiz her şey açısından burayı daha iyi bir hale getirmeye çalışırken gördüm. Beni her zaman iten şey buydu: zorluklar, büyük meydan okumalar. Ve şu an bu, hayatımdaki en büyük meydan okumalardan biri, bundan da büyük keyif alıyorum. Her günün tadını çıkarıyorum. Kulüp çalışanlarının, oyuncuların, teknik ekibin; kısacası basketbolla geçen günlerin tadını çıkarıyorum. Sanırım tecrübelerim sayesinde, bu pozisyonda otururken tüm bunlardan eskiye kıyasla daha fazla keyif alabiliyorum. Belli hedeflere ulaşmak için gereken o coşku ve neşenin her gün gösterilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Eurohoops: Bunun hayatınızdaki en büyük meydan okuma olduğundan bahsettiniz. Hangi anlamda?

Djordjević: Kulübün ve yönetimin istediği sonuçları elde etmeye çalışıyorsunuz. Çok hırslılar ve benim istediğim de bu. Şampiyonluklar için savaşma şansı istiyorum. Bunu başarmak isteyen, kazanmaya aç ve aynı zamanda belirli bir bilgi birikimine sahip bir kulüp istiyorum. Tabii ki genç bir kulüp. Arkasında harika bir organizasyon barındıran bir kulüp ve biz sadece her şeyi daha iyi hale getirmeye çabalıyoruz.

Eurohoops: Bazı sıra dışı deneyimleriniz oldu. Fenerbahçe ve Virtus Bologna ile şampiyonluklar yaşadıktan hemen sonra ayrıldınız. Bu deneyimlerin ardından başarılı bir koçluk tanımınız değişti mi? Kazanmak yeterli olmuyor mu?

Djordjević: Yeterli değil. Benim için değil. Açıkçası, sadece skor tabelası bir insanı ya da profesyoneli tanımlamaz. Sizi bu pozisyonda başarılı bir koç olarak tanımlayan şey, bir insan olarak ne kadar başarılı olduğunuz ve o yılların ardından arkanızda bıraktığınız ilişkilerin ne kadar büyük, güçlü ve derin olduğudur. Kendi adıma, o kulüplerde yaptıklarımla ve başardıklarımla sadece gurur duyabilirim. Arkamda kalanları konuşmanın zamanı değil. Ben sadece önümde nelerin olduğuyla ve Bahçeşehir ile neler yapabileceğimizle ilgileniyorum.

Eurohoops: Peki genel anlamda başarı tanımı için ne dersiniz… Sizce tüm Avrupa’da bu tanım değişti mi?

Djordjević: Bu konuda haklısınız. Özellikle bu mevkilerde daha farklı bir başarı tanımı var. Bana göre başarı; insanın kendisini nasıl gördüğüyle, başkalarının onu nasıl gördüğü arasındaki fark en aza indiğinde gerçekleşir. Siz “Şu konuda iyiyim, şu kadar iyiyim” dersiniz. İnsanlar da sizi gördüğünde “Evet, o kadar iyisin” diyorsa, işte başarı budur. Ayrıca başarı, sevdiğiniz işi yapmak, özellikle oyuncularınıza karşı doğrudan ve şeffaf olmak, iş esnasında harika profesyonel ilişkiler kurmak ama sonrasında kişisel ilişkilere yatırım yapmaya devam etmektir. Hayatımın gidişatından gerçekten çok gurur duyuyorum. Benim için başarı, eski oyuncularımdan birinin gelip bana sarılmasıdır. Bu çok şey ifade ediyor.

Eurohoops: Bana göre EuroCup’ta üst üste iki kez yarı finale kalmak bir başarı. Takıma baktığınızda, bir yarı final takımı ile şampiyonluk takımı olmak arasındaki eksik parçanın ne olduğunu hissettiniz?

Djordjević: Her şeyden önce, sezonun en kritik anlarında sakatlık yaşamamak ve herkesin sağlıklı olması adına momentumun mutlaka sizden yana olması gerekiyor. Uzun ve çok yorucu geçen sezonlar yüzünden bu durum biraz eksik kaldı. Sezona başlamadan önce takım derinliği mutlaka göz önünde bulundurulmalı, çünkü herkesin zaman zaman nefes almaya, zaman zaman izin yapmaya ihtiyacı var; özellikle de oyuncuların vücutlarına çok iyi bakmalıyız. “Toparlanma” (Recovery) kelimesi benim koçluk kelime dağarcığımın temel taşlarından biridir; çünkü günümüzde beden ve zihin toparlanmasının kilit nokta olduğuna inanıyorum. Vücut iyi dinlenmezse, zihin sahada doğru düşünebilecek kadar zinde kalamaz. Bu durum; maçların yoğunluğundan, günümüz basketbolunun gerekliliklerinden, fizikselliğin giderek güçlenmesinden, atletizmin öneminden ama hepsinden çok fiziksel ve zihinsel zindeliğinize ne kadar çok ihtiyaç duyulduğundan kaynaklanıyor. Bazen zihinsel hazırlık, çeyrek final, yarı final ya da final gibi önemli maçlara karşı zihnen hazır olma durumu yeterince önemsenmiyor ya da küçümseniyor. Şampiyonlar işte o anlarda ortaya çıkar. Şampiyonlar o anlarda yetenekleri, kaliteleri, bilgileri, arzuları, açlıkları ve sağlıklı olmalarıyla tepki verirler. Bu da koçluk mesleğinde sürekli gelişim gösteren bir durum.

Malachi Flynn

Eurohoops: Malachi Flynn, daha geçen sezon EuroCup’ın en iyi guardlarından biriydi. Onun için bir sonraki seviyeyi nerede görüyorsunuz? En tepeye çıkması için oyununa ne katması gerekiyor?

Djordjević: Onun kadromuzda olması kararımı kolaylaştıran etkenlerden biriydi, bu kesin. Böyle bir oyuncuya sahip olmak, ona koçluk yapma fırsatı bulmak ve “İşte benim oyun kurucum, en güvendiğim guardım” diyebilmek çok önemli bir şey. Onun oyun tarzına bayılıyorum. Karakterini çok seviyorum. Geçen yıl sahaya koyduklarını seviyorum. Artık çıtayı daha da yükseltme, şampiyonluklar, kritik atışlar ve finaller yoluyla büyüklüğü arama zamanının geldiğini düşünüyorum. O anlarda, hepimizin oyuncuların daha da yükselmesi için bir nevi onlara omuz vermemiz gerektiğine inanıyorum. Bazılarımız geçmiş hayatlarında bunu yapma şansını buldu. Nasıl yapacağımızı bildiğimiz için onun gibi bir oyuncuya çok yardımcı olabileceğimize inanıyorum. Şahsen o pozisyonda oynamış, şampiyonluklar için mücadele etmiş, kupalar kazanmış eski bir oyuncu ve bir antrenör olarak tecrübemin, onun yeteneğiyle çok iyi bir uyum sağlayacağını düşünüyorum.

Eurohoops: Avrupa basketbol tarihinin en büyük guardlarından biri olarak, oyunculuk deneyiminiz sizi guardlardan daha fazla şey bekleyen bir antrenör haline getirdi mi?

Djordjević: Evet, fazlasıyla talepkar olduğumu düşünüyorum. Sadece guardlardan değil, takımdaki -belki de en önemli- kilit oyunculardan da çok şey beklerim. O sorumluluğu hissetmeleri gerektiğine inanıyorum, bence onlar da bunu istiyor. Önemli olan bunu onlara doğru şekilde verebilmek. Taşıyamayacakları kadar ağır bir yük bindirmeden, bizim ve kulüp çalışanlarının her an onlara yardım etmeye hazır olduğumuzu anlamalarını sağlamak. Anahtar nokta bu. Oyunculuk kariyerim boyunca harika antrenörlerle çalıştığım için o kadar şanslıydım ki… Hâlâ birçoğuyla konuşuyorum. Benim akıl hocalarım ama aynı zamanda dostlarım. Bana çok şey kattılar ve ben de onlara yalnızca bir oyuncu olarak değil, kişisel olarak çok şey katmaya çalışıyorum. İnsan ilişkilerinde, o gösterdiğiniz ve geri aldığınız empatinin içinde oyuncuyu yukarı taşıyabilecek çok ince bir güç yatıyor.

Eurohoops: Malachi Flynn ve Marcquise Reed yüksek seviyede oyun kurabilme yeteneğine sahipler. Bu tarz iki guardı yan yana getirdiğinizde, tek başlarına yapamayacakları ama birbirleri için kilidini açabilecekleri şeyler neler?

Djordjević: Bu durum onlar için de yeni. Yaklaşık bir hafta, on gündür beraberiz. Beraber nasıl oynayacaklarını bulmaları gerekiyor ama olay sadece onlardan ibaret değil. Kalitelerini sahaya yansıtması, büyük yeteneklerini kullanması ve zor durumlara çözüm bulabilmesi gereken tam bir kadro var. Bize düşen, bunu başarmalarına yardımcı olmak. Hall of Fame (Şöhretler Müzesi) efsanesi Mike D’Antoni, Željko Obradović ve çalıştığım diğer tüm koçlar bana, ilişkinin -özellikle de kişisel ilişkinin- bu noktada çok yardımcı olduğunu öğretti. Amacım bu. Benim yolum bu. Motivasyonum; Malachi gibi bir oyuncuya ve diğer herkese bunu gösterebilmek. Elbette o bir “franchise” oyuncusu (takımın temeli) ve onun buralarda olmasından çok mutluyum. Bize düşen ona en iyi şekilde destek olmak.

Bahçeşehir’in Bir Sonraki Adımı

Eurohoops: İstanbul’da hâlihazırda EuroLeague’de, en üst seviyede rekabet eden Fenerbahçe, Anadolu Efes ve Beşiktaş var. Bahçeşehir’in sadece “şehirdeki bir diğer hırslı takım” olmaktan çıkıp, bu kulüplerin yanında kendi yerini sağlamlaştırması için sahada ve saha dışında neye dönüşmesi gerekiyor?

Djordjević: İstikrarlı olması gerekiyor. Kesinlikle istikrar şart. Kulüp için çalışan bizlere imkan sağlama konusunda son derece cömert ve net olan çok güçlü bir aile yönetimine sahibiz. Bağlılık, çaba ve iyi performans göstermeden, böylesi bir kulübe ve basketbola yatırım yapmak isteyen insanlara yardımcı olamayız. Aldığımız harika sonuçlarla adım adım ilerleyip, bana göre NBA’in ardından dünyanın en iyi ikinci basketbol ligine yükselme hakkını kazanmalıyız. Hırsımız ve hedefimiz tamamen bu yönde. Bir dağa tırmanır gibi adım adım gitmeliyiz. Dağın zirvesine bakıp sürekli orası hakkında konuşmak yerine, bir sonraki küçük adıma odaklanmalıyız. Oraya vardığımızda neler olduğunu göreceğiz. Ama önce sıradaki adım. Dağcılık dünyanın en tehlikeli, en zor sporudur. Bir dağın zirvesine ulaşıp ardından bir diğerine ve bir diğerine gitmek isteyen bu insanlar bende her zaman büyük bir hayranlık ve saygı uyandırmıştır. Bu kelimelerle tarif edemeyeceğiniz, bizim de öğrenmemiz gereken bir şey. Bazılarımız bilir ki yukarıya veya başladığınız yere bakmamanız gerekir. Sadece sıradaki adıma bakarsınız. Bizim için de mesele bu: Sonraki günü, sonraki haftayı, bir sonraki ayı oyunculara en çok yardım edecek şekilde doğru programlamak.

“Kayakçılar Arasındaki En İyi Koç Benim”

Eurohoops: Dağcılardan bahsettiniz, o yüzden size kayak sporuyla ilgili bir soru soracağım. Daha önce kayağı “dünyanın en güzel sporu” olarak nitelendirmiştiniz.

Djordjević: Kesinlikle.

Eurohoops: Hatta “Artık ben de bir kayakçıyım” demiştiniz. Eğer basketbolda olduğunuz kadar kayakta da yetenekli olsaydınız, hangisini seçerdiniz?

Djordjević: Aslında öyleydim de.

Eurohoops: Öyle miydiniz?

Djordjević: Öyleydim. Biliyorsunuz, iki kalça protezim var. İkincisini bir buçuk sene önce yaptırdım. En büyük başarım, o iki proteze rağmen kayakların üstünde durup tekrar kayabilmek oldu. Kişisel olarak dağın zirvesinde durup tüm o manzarayı izlerken kaymaktan daha güzel bir his yok. Kendinizi özgür hissediyorsunuz. Özel hissediyorsunuz. Bu tamamen bir mutluluk anı. Bir çocuğun hayalinin gerçeğe dönüşmesi. Eski usul kayakçıların çok büyük hayranıyım. Stenmark, Piero Gros, Alberto Tomba, Jure Košir, Bojan Križaj, Kostelić kardeşler, Phil ve Steve Mahre, Zurbriggen. Hepsini tanıyorum, takip ediyorum ve büyük bir hayranlık besliyorum. Dağlarda büyüdüm. Yani eğlenmek için ne yaparsın diye sorarsanız: Kayaklarımı ve botlarımı kapar, oraya çıkarım.

Eurohoops: O sakatlıklara rağmen yine de kayağı mı seçerdiniz?

Djordjević: Kesinlikle. Kayakçılar arasındaki en iyi koç benim – ve koçlar arasındaki en iyi kayakçıyım.

Eurohoops: Peki ikinci kim?

Djordjević: Diğerlerinin kayak seviyesini bilmiyorum.

Eurohoops: Ara o kadar açık ki, belki de ikinciyi göremiyorsunuzdur bile?

Djordjević: Biraz gösteriş yapmama izin verin (gülüyor). Ama oralarda olacağım. Kendi işimi yapacağım. Ne zaman ve kim beni götürmek isterse giderim. Bayılıyorum buna.

“Sahaya Ne Zaman Adım Atsam, Bu Benim Dünyam”

Eurohoops: Son soru, koç. Bir zamanlar EuroLeague’i kazandığınızda 500 avro kazandığınızdan bahsetmiştiniz. Eğer geçmişe dönüp 24 yaşındaki Sasha’ya bugünün profesyonel basketbol dünyasını gösterebilseydiniz, ona en inanılmaz gelecek şey ne olurdu?

Djordjević: Hâlâ buralarda olmak. Hâlâ bu seviyede kalmak, en üst seviyede rekabet etmek, farklı bir oyuncu grubuyla başka bir kupaya, başka bir finale ulaşmaya çalışmak.

Eurohoops: EuroLeague’i kazandıktan sonra bunu hiç hayal edememiş miydiniz?

Djordjević: Edebilirdiniz, ama ben koç olacağımdan o kadar da emin değildim. Oyunculuk kariyerim bitince farklı işler denedim. Başka bir şeyler yaptım. Sonra zamanımın çoğunu aileme ve kızlarıma adadım. Onların yanında olmak istedim ve bunu başardım. Tutkum geri döndüğünde, ben de sahalara geri döndüm. Ve işte hâlâ buradayım. Dürüst olmam gerekirse, benim içimdeki ateşi yakan şey bu. Parke. Ahşap saha. O parkeye ne zaman adım atsam, orası benim dünyam. Maçı dışarıdan izlediğimde, özellikle de işin içinde yoksam, o kadar büyük bir tutku hissetmiyorum. Hepsini gördüm, hepsini yaşadım. Sadece çok sevdiğim bir şey olarak kalıyor. Ama buradayken, bu tamamen saf bir tutku. İçimden fışkıran ateş.

Eurohoops: Ailenizden ve kızlarınızdan bahsettiniz. Hayatı “kazanmış” gibi hissediyor musunuz?

Djordjević: Sahip olduğum şeylerden dolayı çok mutluyum. Asla başkasının tabağına bakmam, kendi tabağım bana yeter. Harika bir ailem, neredeyse 40 yıldır -39 yıldır- benimle olan, beni destekleyen harika bir eşim var. Kızlarım, annem, babam, erkek kardeşim… Hepsi arkamda. Neler yaşadığımı, kendimi bu işe ne kadar verdiğimi ve ne kadar zorladığımı çok iyi biliyorlar. Bu yüzden gayet iyiyim. Kendimle barışığım.

Eurohoops: Ne zaman biri hayatından içtenlikle mutlu olduğunu söylese, ben de hep çok mutlu olurum. Çok teşekkür ederim, Koç.

Djordjević: Ben çok teşekkür ederim. Minnettarım.

Eurohoops.net'u Favori Basketbol Kaynağınız Olarak Kullanın.

Google LogoEurohoops'u Google'a Ekleyin