NBA’in Yeni Derdi: Sosyal Medya Bağımlılığı

17/Eki/18 20:00 Ağustos 1, 2020

Semih Tuna

17/Eki/18 20:00

Eurohoops.net

Herkesin olduğu gibi NBA oyuncularının da teknoloji çağında en çok vakit geçirdikleri şeyler telefonlar. Eurohoops Çeviri, ligin sosyal medya bağımlılığına göz atıyor!

by Tom Haberstroh / Çeviri: Yılmazcem Özardıç

Bu yazı ilk olarak 1 Ekim 2018 tarihinde yayınlanmış, uyarlanarak çevrilmiştir.

Bu yaz, JJ Redick yeniden başlamak istedi.

Bunu aslında birkaç yıldır kendisine söylüyordu ancak bir türlü başlayamıyordu. Sosyal medya, Redick’in haberlere, bu haberlere gelen reaksiyonlara ve o reaksiyonlara verilen reaksiyonlara da ulaşmasının yoluydu. Anı takip edebilmenin verdiği dopamin hormonunu seviyordu.

Ağustos ayında, Philadelphia’nın keskin şutörü sonunda yapacağını yaptı. Twitter ve Instagram’ı telefonundan sildi. Tüm sosyal medya hesaplarını da sildi. Bunun içinde sadece ailesi ve arkadaşlarına özel olan Instagram hesabı da vardı.

Hepsi gitmişti.

Peki, 2018 yılında, bir NBA oyuncusu neden böyle bir şey yapar?

“Orası karanlık bir yer” diyor Redick sosyal medya hakkında, “Sağlıklı bir yer değil. Gerçek değil. İnsanın egosu için sağlıklı bir yer değil. Sinir, kendinin onaylanma isteği ve insanların tripleriyle dolu bir yer. Korkunç.”

Kısa süre öncesine kadar, Redick farkında olmadan ve düşünmeden sosyal medyayı açıp baktığını söylüyor. İki oğlu ve eşinin yanında bile sürekli telefonuna bakıyormuş.

“Bilinçli olarak yaptığınız bir şey değil” diyor Redick, “Bunu itiraf etmekten nefret ediyorum ama boş olduğunuz ve telefonunuzun yanınızda olduğu bir anda direkt olarak alıp bakıyorsunuz. Bir noktadan sonra içgüdüsel hale geliyor. Telefonunuzu bırakıp başka yere doğru hareketlenseniz dahi telefonunuzun nerede olduğu hep aklınızda oluyor. Artık bir uzantınız gibi oluyor yani telefon. Çok korkunç bir şey, çok.”

34 yaşındaki Redick, iki genç takım arkadaşı Ben Simmons ve Joel Embiid’in de yer aldığı sosyal medya için biraz yaşlı kalıyor bile denilebilir. Simmons ve Embiid’in Instagram’da 3’er milyon takipçisi var ve sürekli olarak manşetlerde yer alıyorlar, yaptıkları yorumlar hemen olay oluyor. Embiid, “En iyi sosyal medya açık ara bende. Ben yapacağımı yapıyorum ve sonra kaçıyorum” diyor.

Burası, #TheProcess’in dijital evi. Ancak limitler de var. 76ers, takım yemeklerinde ‘telefon torbası’ kuralını deneyen NBA takımlarından biri. Yemeğe geldiğiniz zaman telefonunuzu torbaya koyuyorsunuz ve gerçek iletişime geçebiliyorsunuz. Redick, “Daha önce yemekte kimsenin konuşmadığı takımlarda oynadım. Herkes telefonlarına bakıyordu” diyor.

Redick, takım arkadaşlarının sosyal medya kullanımlarını yargılamıyor veya soyunma odasında bu yüzden bir sıkıntı çımasını istemiyor. Redick, basketbol kariyerinde şimdikinden çok daha telefonuna bağlı soyunma odalarında oynadığını belirtiyor. Ancak tüm NBA’e bir baktığında telefonlarına bağımlı oyunculardan oluşan bir lig görüyor. Uçakta, otobüste, masaj masasında, soyunma odasında, yemek masasında… Telefon kaçınılmaz.

Ligin sosyal medyaya karşı duyduğu sevgi anlaşılabilir aslında. Oyunculara sosyal görünümlerini belirleme hakkı veriyor bir şekilde. Eğlenceli de olabiliyor hatta. Peki olması gerekenden fazla mı?

“Doğruyu söylemek gerekirse, bu bir problem” diyor Redick.

NBA’i sosyal medyadan ayrı şekilde incelemek şu günlerde neredeyse imkansız.

2018’de NBA, dünyada hakkında en çok tweet atılan ligdi. NBA’in Twitter’da 27 milyon takipçisi var, Instagram’da ise bu sayı daha da fazla. 31 milyon kişi, ligde olup biteni takip edebilmek için NBA’in hesabını takip ediyor. NBA’in diğer liglere göre sosyal medyada ne kadar daha popüler olduğunu anlamak için bir başka istatistik daha var. 2 milyondan fazla takipçisi olan 33 NBA oyuncusu var. NFL’de ise bu sayı sadece 9.

“NBA’in çok iyi olmasının nedenlerinden bir tanesi de, NBA Twitter” diyor Redick.

Tabii bunun nedenlerinden bir tanesi de NBA’in bu yolda çok açılımcı olması. Adam Silver 2014’te ligin başına geçtiğinden bu yana sosyal medyada NFL’in tam tersine maçlardan videoların ve GIF’lerin paylaşılmasının yolunu açtı.

Bir NBA maçından önce takımların soyunma odasına girdiğinizde karşınızda bir ellerinde telefon olan 12 genç adama rastlarsınız. Bazen bazılarının iki elinde iki telefon da olabiliyor, orası ayrı. Maçtan sonra da sonuç ne olursa olsun maç sırasında neler kaçırdıklarına bakmak için sosyal medyada gezinen oyuncuları görürsünüz. Hatta bazı oyuncular, devre arasında sosyal medyaya baktıklarını da kabul ediyorlar.

“Ben hep Instagram’dayım” diyor Kevin Durant, “Yani, daima değil tabii ki. Zamanım olduğunda.”

Durant’in sosyal medyadaki hallerini herkes biliyor. Yan hesabı olduğu ortaya çıktı, aynı zamanda trollere verdiği cevaplar da herkesin aklında. Ama yorumlara bakma konusunda yalnız değil. Takım arkadaşı Steph Curry, eskiden devre arasında ritüel olarak Twitter’a giriyormuş ama 2015 Finallerinde bunu bırakmış.

“Herkes sizin maçınızı izlediğinde herhangi birisinin olumsuz yorumunu kafanıza takarsanız durum farklı olabiliyor. Maç öncesinde ya da devre arasında bu yorumlara bakmak pek de iyi değil” diyor Curry.

Eskiden soyunma odasında yapılan espriler artık sosyal medyayla birlikte toplumun gözü önünde yapılıyor. Geçen sezon Lakers’lı Kyle Kuzma ile Lonzo Ball’un birbirlerine takılmaları ligin en çok dikkat çeken olaylarından olmuştu. Karşılıklı atılan birkaç tweet’ten sonra Kuzma, Ball hakkında bir diss videosu çekti. Ball ise Kuzma’ya bir rap şarkısıyla cevap verirken burada Kuzma’nın hiçbir zaman tanımadığı biyolojik babasına dair sözler kullandı. Lakers yönetimi bunun üzerine duruma el koydu.

“Lonzo Ball ile Kyle Kuzma’nın sosyal medyadaki atışmalarını görüyorum” diyor NBA Oyuncularının Sağlığını Koruma Komitesi Üyesi Keyon Dooling, “Çok eğlenceliydi açıkçası. Bence ligdeki çoğu oyuncu sosyal medyayı olumlu şekilde kullanıyor. Bu çocukların da insan olduğunu görüyor herkes. Bir konuda sinirli, tutkulu veya çaresiz kaldıklarını görebiliyorsunuz. Gerçek hareketlerini görüyorsunuz.”

Taraftarlar da bu yüzden böyle atışmalara ilgi gösteriyor. Ball ile Kuzma’nın arasında olanlar da oyuncuların bir zamanlar özel olan ikili ilişkilerin topluma yansımasını sağlıyor. “Bir NBA oyuncusu için eskiden gizlilik en kutsal şeylerden biriydi” diyor Dooling, “Toplum içine çıktığınızda çıplak gibi oluyordunuz. Şimdi ise insanlar sosyal medyada sizin etrafınızda gibi.”