by Eurohoops Team / info@eurohoops.net
Eurohoops Türkiye’yi YouTube’da takip etmek için tıklayın!
Eurohoops Türkiye’nin Instagram hesabını takip etmek için tıklayın!
Bu yazı 3 Ocak 2026 tarihinde Bleacher Report‘ta yayınlandı ve uyarlanarak çevrildi.
Yeni Yıl, NBA takımlarına önümüzdeki 12 ayda kim olmak istediklerine karar verme fırsatı sunar. Ancak karar sezonu, önce kim olduğunuzu bilmediğiniz sürece pek bir anlam ifade etmez.
Bu ruhla, lig genelinde şöyle bir gezinelim ve her takımın şu anki durumunu yansıtan bir kelime belirleyelim.
Bunlar nihai değerlendirmeler değil, her bir takımın şu andaki haline dair anlık kareler. Örneğin, Oklahoma City Thunder ilk kez kendini savunmasız hissediyor olabilir. Öte yandan Los Angeles Clippers, uzun zamandır hiç olmadığı kadar güçlü bir döneme girmiş durumda.
Haydi, 2026’nın tonunu her takım için bir kelimeyle belirleyelim.
Atlanta Hawks: Yol Ayrımı

Atlanta Hawks çıkış rampasını arıyor olabilir ama direksiyonda Trae Young var.
Takım, dört kez All-Star olmuş Young’ı takas etmeye her zamankinden daha yakın gibi duruyor. Bu ihtimal, yaz aylarında yapılan sözleşme uzatma görüşmelerinin sonuçsuz kalması ve Young’sız Hawks’ın çok da kötü görünmemesiyle iyice kuvvetlendi. Ancak bu takas sınırlı bir pazarlık gücüyle yapılmak zorunda kalacak. Young, 2026-27 sezonu için oyuncu opsiyonuna sahip. Bu da, takas edileceği takımın yeni bir sözleşme konusunda kararsız kalması durumunda, serbest kalma tehdidinde bulunabileceği anlamına geliyor.
Young’dan ayrılmak muhtemelen doğru karar, fakat bu o kadar da büyük bir fark yaratmayabilir. Onun kontratının kısa sürede bitecek olması ve pozisyondaki diğer genç yıldızların (örneğin LaMelo Ball) daha uzun vadeli anlaşmalarla piyasada bulunması işleri karmaşık hale getiriyor. Young için verilecek teklifler, Ball için verilecek tekliflerin gerisinde kalabilir.
Atlanta Hawks sonunda ileriye bakma cesaretini bulmuş olabilir, ama bunu nasıl yapacaklarını bulmakta zorlanacaklar.
Boston Celtics: Yetenekli
Boston Celtics’in Doğu Konferansı’nda ilk dörtten düşmemekteki ısrarı biraz da sistemsel. Koç Joe Mazzulla, takımı maç başına en fazla üçlük deneyen üçüncü takım haline getirmiş durumda ve pota altını rakiplere tamamen kapatmış; bu da şut dağılımı açısından rakipleri matematiksel olarak alt etmeye yönelik neredeyse kusursuz bir plan.
Aynı zamanda, Boston’ın başarısının arkasında ciddi bir bireysel yetenek seviyesi var.
Jaylen Brown’ın gelişimi en çarpıcı örnek. Kendi yarattığı atışlardaki yüksek isabet oranı sayesinde maç başına neredeyse 30 sayı buluyor. Özellikle 16-23 feet aralığındaki şutlarında %56.9 gibi inanılmaz bir isabet oranı yakalamış durumda.
Daha genel olarak bakıldığında, Celtics maç başına diğer tüm takımlardan iki tane daha fazla pull-up (dripling sonrası) üçlük deniyor. Bu şutlar genellikle sabit şutlara göre daha zor. Ancak Celtics bu atışlarda %35 ile oynuyor; bu, maç başına en az 12 tane bu tarz şut deneyen takımlar arasında en iyisi.
Serbest atış çizgisine neredeyse hiç gitmeden ilk beş hücum takımı arasında yer almak, ciddi anlamda şut yeteneği gerektirir. Celtics geçen sezondan neredeyse yarı kadrosunu kaybetmiş olsa da, hala yeterince yetenekli oyunculara sahip.
Brooklyn Nets: Gelişim
Brooklyn Nets, Aralık ayında maçlarının çoğunu kazanarak şaşırtıcı bir başarı elde etti. Bu, özellikle Kasım ayını 3 galibiyet ve 16 mağlubiyetle kapatmaları düşünüldüğünde dikkat çekici.
Milwaukee Bucks, Toronto Raptors, Philadelphia 76ers gibi takımlara karşı kazanılan maçlar çoğunlukla veteran oyuncuların çabalarıyla geldi (Michael Porter Jr. durdurulamazdı, Nic Claxton’ın pas yeteneği önemli bir silah haline geldi). Ancak bu başarıda genç oyuncuların katkısı da vardı.
Danny Wolf daha sık rotasyonda yer bulmaya başladı ve oyun görüşü ile pas yeteneği, onu neden umut vadeden bir yetenek olarak gördüğümüzü gösterdi. Egor Dëmin ise Aralık ayında üçlük çizgisinin gerisinden %40’a yakın isabet yakaladı, topu iyi dolaştırdı ve potaya daha fazla yöneldi.
Brooklyn’in diğer üç birinci tur çaylağı (Ben Saraf, Drake Powell, Nolan Taore) benzer bir etki yaratamamış olsa da, oynadıkları maçlarda ortalama 13 dakika süre aldılar.
Saraf ve Traore, G League’deki Long Island Nets formasıyla çift haneli skorlar üretip iyi üçlük yüzdesi tutturdular. Wolf ise o seviyedeki hücum performansıyla Brooklyn’de ciddi süreler bulmayı hak etti.
Charlotte Hornets: Kontrol
NBA’de ayakta kalmanın temel unsurlarından biri, kontrol edebildiğin şeyleri kontrol etmektir. Charlotte Hornets için bu, takım Kon Knueppel sahada olmadığında şut tehdidinden yoksun ve kim oynarsa oynasın savunmada etkisiz olsa da, ribaundlara hükmetmek anlamına geliyor.
Rebound, bu yılın görece başarısında büyük rol oynayan nadir güçlü yönlerden biri. Charlotte, playoff yarışında ciddi bir tehdit olmasa da, 2021-22 sezonundan bu yana en yüksek galibiyet sayısına ulaşma yolunda.
Ribaund başarısının faydaları iki yönlü olarak görülüyor. Hücumda Hornets, verimli skor üretememesine ve top kayıplarına rağmen, hücum ribaund oranında ligde beşinci sırada. Bu da hücumlarını ayakta tutuyor.
Savunma tarafında ise daha da iyiler. Rakiplerinin hücum ribaund oranı sadece %26.9; bu ligde üçüncü en düşük oran.
Belli bir alandaki uzmanlık, Hornets’ın çoğu geceyi rekabetçi geçirmesini sağlıyor.
Chicago Bulls: Tik-tak (Saatli Bomba)
Buradaki “tıklayan”, Chicago Bulls’un 2026’ya girerken zaman baskısı altında alması gereken kararları (örneğin, sezon sonunda serbest kalabilecek Coby White, Ayo Dosunmu ve Nikola Vucevic’i takas etmek) çağrıştırabilir.
Ancak bu kelime, Bulls’un savunmasının adeta saatli bomba gibi çalışmasına işaret ediyor.
Hiçbir takım rakiplerine pota altından daha fazla şut şansı tanımıyor. Ayrıca rakiplerin köşe üçlük deneme sıklığı açısından da Bulls, ligin en kötü 10 takımı arasında.
Bu kadar çok yüksek değerli şuta izin vermeleri sonucu, rakiplerinin beklenen saha içi isabet yüzdesi ligde en yüksek seviyede. Yine de şu ana kadar rakiplerinin isabet yüzdesi sadece 20. sırada yer alıyor.
Bu istatistikler normale döndüğünde, Bulls’un .500 civarında tutunması çok daha zor hale gelecek.
Cleveland Cavaliers: Güvenin

Cleveland Cavaliers, fazlasıyla açık üçlük kaçırıyor, kritik anlarda hücum ribaundları veriyor ve hâlâ tüm rotasyonunu aynı anda sağlıklı tutmakta zorlanıyor. Bu gerçekler, geçen sezon 64 galibiyet alan o takımın artık tarihe karıştığını düşündürebilir. Ancak şu an, Cavs hisselerine yatırım yapmak için harika bir zaman.
İyimserlik sarkacı fazlasıyla karamsarlığa doğru kaymış durumda. Evet, geçen sezon Doğu lideri olmalarını sağlayan hücum gücüne tamamen ulaşmaları zor olabilir, fakat konferansta şu an “yenilmez” görüntüsünde bir takım da yok.
Noel Günü’nde New York Knicks’e karşı yaşanan o ağır mağlubiyetin ardından bile, koç Kenny Atkinson beklenenden daha olumlu bir tablo çizdi. The Athletic’ten Joe Vardon’a konuşan Atkinson, “(Maçtan) sonra çocuklara söyledim: Daha fazla umutlanamazdım,” dedi. “Kaybetme şeklimiz üzücüydü ama sürekli söylediğim gibi: Düşüşten satın alın. Bu takıma çok güveniyorum.”
Sırf değer potansiyeli için bile olsa, Cavs’a yatırım yapın.
Dallas Mavericks: Onarıldı
Dallas Mavericks, işlevsel bir basketbol takımı hâline 28 Kasım’da, Ryan Nembhard ilk kez oyun kurucu olarak başladığında geldi. Draft edilmemiş bu çaylak, takımın başında eksik olan oyun kurma ve hücum organizasyonunu sağladı.
Sezonun ilk ayında hücum reytingine verilen zarar nedeniyle Dallas hâlâ ligin en kötü üç hücumundan biri. Ancak Nembhard ilk beşe girdikten sonra Mavericks, lig ortalamasına yakın bir hücum gücüne ulaştı.
Gerçek bir oyun kurucunun sahada olması, bir numaralı draft tercihi Cooper Flagg’in performansını dramatik şekilde artırdı. Flagg, 28 Kasım’dan bu yana takımın en skorer ismi konumunda. Naji Marshall ikincil oyun kurucu rolünde iyi iş çıkardı ve Max Christie Aralık ayında üçlüklerde %50 isabet yakaladı.
Bu gelişmeler, Nembhard sağlıklı kaldığı ve çaylak duvarına çarpmadığı sürece devam edecek gibi görünüyor.
Denver Nuggets: Rahatlamış
Denver Nuggets, bu sezon Nikola Jokić sahada değilken önceki sezonlara kıyasla çok daha iyi performans sergiliyor. Bunun en büyük nedeni ise, Jonas Valanciunas gibi geçerli bir yedeğe sahip olmaları. Jokić’siz dakikalarda takımın net reytingi -6.3 seviyesinde. Bu, son dört yılda -8 ila -10 arasında dalgalanan standartlara kıyasla olumlu bir gelişme.
Bu derinlik, önümüzdeki birkaç haftada fazlasıyla sınanacak çünkü Jokić, 29 Aralık’ta yaşadığı diz gerilmesi sonrası bir süre forma giyemeyecek. Denver, Jokić’in sakatlığının daha kötü olabileceğini bildiği için bu zorluğu memnuniyetle karşılıyor.
Jokić’e ek olarak, ilk beşin diğer üyeleri Aaron Gordon, Christian Braun ve Cam Johnson da sakat. Geriye sağlam kalan tek ana parça Jamal Murray. Murray, kariyerinde ilk kez All-Star seçilme peşinde ve Ocak ayında tek başına sergileyeceği performans bu hedefe ulaşmasında yardımcı olabilir.
Detroit Pistons: Kendinden Emin
Detroit Pistons’un Doğu liderliğine oynadığı güçlü başlangıç, yönetimi “şimdi hamle yapalım” fikrine yöneltmiş olabilir diye düşünebilirsiniz. Ancak yanılırsınız. Sezon boyunca sabırlı davranacaklarını ve mevcut çekirdeklerine güvendiklerini belirttiler, bu duruş 2026’ya girerken de değişecek gibi görünmüyor.
The Athletic’ten Hunter Patterson’a göre, Pistons Şubat ayındaki takas dönemine yaklaşırken “fırsatçı ama agresif olmayan” bir tavır takınacak.
Bu duruş bir bakıma hayal kırıklığı yaratabilir. Tobias Harris’in sona erecek kontratı, maaş denkliği açısından değerli bir araç. Jaden Ivey gibi “ikinci şans” niteliğindeki genç oyuncular da diğer takımların dikkatini çekebilir. Orta seviye başka bir kontrat ve birkaç draft hakkıyla Pistons büyük bir ismin peşine düşebilirdi.
Ama öte yandan, kadrosuna olan bu güven takdire şayan. Dahası, bu güven yerinde olabilir. Cade Cunningham, Jalen Duren, Ausar Thompson, Isaiah Stewart ve Ron Holland II gibi isimlerle Pistons’un ciddi bir potansiyeli var. Konferans lideriyken bu azımsanacak bir şey değil.
Golden State Warriors: Solan
Koç Steve Kerr’in kendi sözleriyle: “Artık 2017’nin NBA’yi domine eden Warriors’ı değiliz. Solan bir hanedanız. Bunu biz de biliyoruz, herkes biliyor.”
Bu tespit, Warriors’un 2022’deki şampiyonluğundan bu yana gözlenen tabloyla örtüşüyor. O şampiyonluk, artık bu çekirdeğin uzun süredir süregelen başarısının üzerine kondurulmuş bir kiraz gibi görünüyor. Büyük ihtimalle bir yenisi olmayacak. Golden State artık birkaç adım daha yavaş, ligin yükselen genç takımlarıyla atletizm anlamında yarışamıyor ve yaşlanan yıldızlarının yerine geçebilecek genç yetenekler hâlâ gelişmedi.
Kerr’in yorumları, her ne kadar genel olarak iyimser bir sohbetin parçası olsa da — “hâlâ potansiyelimiz var” ve “her takımı bir gecede yenebiliriz” gibi sözler sarf etti — bu tür ifadeler gerçek anlamda elit takımlar için pek duyulmaz.
.500 civarında gezen, top kayıplarıyla boğuşan ve Stephen Curry oyunda olmadığında sayı üretmekte hâlâ zorlanan Warriors, artık eski gücünde değil.
Houston Rockets: Amansız

Houston Rockets‘ı tanımlayan tek bir şey varsa, o da kaçırdıkları şutların peşine düşmedeki eşsiz ısrarlarıdır. Hücum ribaundu oranı %39.7 olan Rockets’a yaklaşabilen başka bir takım yok. Bu oran, Steven Adams sahadayken neredeyse altı puan daha artıyor.
Adams, oyunda olduğu dakikalarda Houston’ın kaçırdığı şutların %21.5’ini tek başına topluyor. Bu alanda onu yalnızca, modern çağın belki de en iyi hücum ribaundcusu olan New York Knicks’ten Mitchell Robinson geçebiliyor.
Ancak ribaund fırsatlarını yaratan yalnızca Adams değil. Amen Thompson kendi pozisyonu için elit düzeyde, veteran Clint Capela da öyle. Josh Okogie ve Tari Eason da kanat pozisyonunda ribaund konusunda ligin en iyileri arasında.
The Athletic’ten Fred Katz’in hücum ribaundlarının yükselişi üzerine yazdığı harika analizde belirttiği gibi, Houston’ın daha da gelişme potansiyeli var. Katz’a göre Rockets, en az üç oyuncusunu ribaunda gönderdiğinde hücum ribaundu oranı %56.3’e çıkıyor — fakat bunu sadece hücumların %15.2’sinde yapıyorlar.
Indiana Pacers: Tarihi
Memphis Grizzlies, 2023-24 sezonunda 33 farklı oyuncu kullanarak bir rekor kırdı — bu, çoğunlukla sakatlıklardan kaynaklandı. Çoğu takım böyle bir rekorun peşine düşmek istemez. Ancak bu sezon Indiana Pacers adeta o yolda ilerliyor.
2025-26 sezonunun henüz yarısı bile gelmemişken Pacers, ligde en fazla oyuncu kullanan takım oldu: toplam 23 farklı isim. Bennedict Mathurin, Andrew Nembhard ve Pascal Siakam, en az 20 maça ilk beş başlayan görece güvenilir isimler oldular. Ancak bu sakatlık kaynaklı kadro değişimi başka bir istatistikte de kendini gösteriyor: Sezon boyunca 15 farklı oyuncu ilk beş başlama fırsatı buldu. Bunlara, sezon başında kadroda bile olmayan Garrison Mathews da dahil.
Tyrese Haliburton’un liderliğinden yoksun bir Pacers’ın zorlu bir sezon geçireceği zaten biliniyordu. Ama böylesine “yağmur yağarken sel basar” misali bir sakatlık dalgası kimsenin aklına gelmezdi. En azından Indiana, pek arzu edilmese de bir rekor kırma şansına sahip.
LA Clippers: Dirilmiş
Aralık ayının ortasında L.A. Clippers için sezon çoktan bitmiş gibi görünüyordu. 23 Kasım – 18 Aralık tarihleri arasında oynadıkları 11 maçın 10’unu kaybetmişlerdi. James Harden ve ekibi bitmişti. Chris Paul gitmişti, Bradley Beal sezonu kapatmıştı ve ligin en yaşlı kadrosu kâğıt üzerindeki yaşından bile daha yaşlı görünüyordu.
Sonrasında yılın sonunu kapatırken gelen beş ardışık çift haneli farkla galibiyet işleri değiştirdi. Bu galibiyetlerden biri, Portland Trail Blazers deplasmanında alınan 16 sayılık net zaferdi. Kawhi Leonard o maçta kariyer rekorunu kırarak 55 sayı attı.
Clippers hâlâ sezon başında öngörülen 50 galibiyetlik tempodan uzak, ancak şu an Play-In hattının yalnızca birkaç maç gerisindeler. Üstelik sıralamada üzerlerinde yer alan takımlara korku salabilecek yıldız gücüne hâlâ sahipler.
Geçen sezonki 3. sırada tamamlanan savunma verimliliği tekrarlanamayabilir ama Clippers’ın hücum reytingi aslında geçen sezondan daha iyi. Harden ve Leonard üretmeye devam ederken, Brook Lopez adeta yeniden canlanmış durumda. Los Angeles, hâlâ sahneden çekilmiş değil.
Los Angeles Lakers: Sinir Bozucu
Luka Dončić, LeBron James ve Austin Reaves birlikte sahadayken Lakers‘ın hücumu neden bu kadar zorlanıyor? Üçünün birlikte oynadığı dakikalarda takımın hücum reytingi yalnızca 24. yüzdelikte — ama bu bile şu an taraftarları ve takım çevresindeki daha önemli figürleri rahatsız eden ana sorun değil.
Örneğin, koç JJ Redick’in Noel Günü’nde alınan ve yine savunma açısından gevşek geçen bir mağlubiyet sonrası yaptığı açıklamalar, takımın başına geçtiğinden beri söylediği en sert sözler arasındaydı. Redick, savunma çabasını bir tercih meselesi olarak nitelendirdi:
“Çok sık olarak oyuncular bu tercihi yapmak istemiyor. Üstelik bu oyuncuların kim olduğu da hep aynı. Cumartesi günkü antrenman rahat geçmeyecek… Bu şekilde 53 maç daha geçirmem.”
Lakers, savunma verimliliğinde ligde 25. sırada. Ve ellerindeki oyuncu kadrosu, Redick’in savunma standartlarını karşılayacak yeterlilikte olmayabilir — tabii eğer Redick’in dediği gibi, savunma gerçekten irade meselesiyse işler değişebilir.
Memphis Grizzlies: Geri Döndü
Jaren Jackson Jr. basketbol oynamayı unutmadı ama sezonun ilk birkaç haftasında öyle görünüyordu. Sezon öncesi geçirdiği ayak başparmağı sakatlığından erken dönmesi, yaşadığı sıkıntıların açıklaması olabilir. Jackson, 2024-25’teki All-Star ve All-Defensive performansından çok uzaktaydı.
Aralık ortasına doğru Jackson yeniden form tutmaya başladı. Savunmada daha akıcı hareket etmeye başladı, 15 Aralık’ta ilk kez 30 sayı barajını geçti ve 15-28 Aralık tarihleri arasında oynadığı yedi maçta üçlüklerde %47.8 isabet oranı yakaladı.
Yani, son birkaç sezonda tanıdığımız Jackson geri döndü. Bakalım, onun gibi geçmişte etkili olmuş diğer Grizzlies oyuncuları da (örneğin Ja Morant) 2026’da benzer bir dönüş yaşayabilecek mi? Morant, 30 Aralık’ta Sixers karşısında sezonun en yüksek sayısı olan 40 sayıyı atarak yılı iyi kapattı.
Miami Heat: Tanıdık
Yenilenmiş ve yenilikçi hücum sistemleriyle ilgili sezon başındaki tüm tantanaya rağmen, “yeni” Miami Heat, giderek eski versiyonlarına benzemeye başladı.
Heat hâlâ pick-and-roll oyununu en az kullanan takım. Ancak bu yenilik, Kasım ayında olduğu kadar sonuç vermiyor. Miami, Aralık ayında hücum verimliliğinde ligin en kötü 10 takımı arasında yer aldı ve sezon genelindeki hücum reytingi lig ortalamasının altına düştü. Bu, son 10 yılda sadece iki kez hücum verimliliğinde ilk 17’nin üzerine çıkabilmiş bir takım için alışıldık bir durum.
İyi haber şu ki, Heat kendi markasını daha olumlu bir yolla sürdürüyor. Savunma verimliliğinde lig üçüncüsü konumundalar ve bu, 2015-16 sezonundan bu yana her yıl ilk 10’da yer alma alışkanlıklarını sürdürüyorlar.
Hücum işlese de işlemezse de, Heat her zaman savunma yapacaktır.
Milwaukee Bucks: Arafta

Takasla çözülene kadar, Giannis Antetokounmpo durumu Milwaukee Bucks’ın en belirleyici unsuru olmaya devam edecek. Hücum ribaundunu reddetmeleri, serbest atış çizgisine gidememeleri, Ryan Rollins’in çıkışı gibi diğer tüm konular; iki kez MVP olmuş bir oyuncunun geleceği belirsizken gölgede kalıyor.
Şimdilik Giannis, dışa dönük olarak Bucks’a bağlılık gösteriyor. Ama kimse buna tam anlamıyla inanmıyor çünkü kendisi “Ben demedim, sadece söylenti” kartını oynuyor — oysa temsilcileri, Giannis’in başka takımlarda şampiyonluk kovalamaya açık olduğu bilgisini düzenli olarak ulusal basına sızdırıyor.
Giannis takas istemek istemiyor, Bucks da ilk adımı atmaya yanaşmıyor. Sonuç olarak, takım rekabet etmek ile yeniden yapılanmak arasında sıkışmış, “arafta” kalmış durumda.
Minnesota Timberwolves: Göz Ardı Edilen
Minnesota Timberwolves için kritik anlardaki performans sorunları gerçek. Ancak bu takımı yalnızca son dakikalardaki zaaflarla tanımlamak hata olur.
Kasım ayında birkaç dikkat çekici dördüncü çeyrek çöküşünün ardından, Aralık ayında da benzer kayıplar geldi. Noel Günü’nde Nuggets karşısında uzatmada gelen yenilgi, sadece bir başka zor mağlubiyet oldu. Herkes, Wolves’un dokuz sayılık üstünlüğü koruyamamasına odaklandı ama bu takımın 15 sayıya kadar çıkan farkı kapattığını da unutmamak lazım. Üstelik Jokić, tarihte ikinci kez 50-15-15’lik istatistik üreten bir performans sergilemişken.
Daha genel bakıldığında, Wolves hem hücumda hem savunmada ligin en iyi 10 takımı arasında. Genel net reytingleri Batı Konferansı’nda beşinci sırada. Anthony Edwards, Donte DiVincenzo, Jaden McDaniels, Julius Randle ve Rudy Gobert’ten oluşan en çok kullanılan beşli, +9.6 net reytingle oynuyor.
Son iki sezonda Batı Konferansı Finalleri’ne kalmış bir takım var karşımızda. Edwards ligin elit süper yıldızlarından biri. Yakın maçlardaki zaaflar sadece düzeltilmesi gereken bir eksiklik; bu göz ardı edilen takımın tanımı değil.
New Orleans Pelicans: Teselli Bulmuş
2026 birinci tur draft hakkı geri gelmeyecek, ama New Orleans Pelicans, Derik Queen ve Jeremiah Fears gibi geleceğe umut veren iki isim kazanmış durumda. Bu ikili, o takasın acısını bir nebze unutturabilir.
Queen, bir uzun oyuncu için olağanüstü pas yeteneklerine sahip. Sahada olduğu dakikalarda takım arkadaşlarının sayılarının %23’üne asist yapıyor. Bu oran, pozisyonu için 94. yüzdelikte. 2.06 m boyundaki çaylak, hücumda yüzü dönük oynayabiliyor, orta posttan oyun başlatabiliyor. Şut konusunda eksikleri var ama eğer oyun kurucu rolünü üstlenebiliyorsa, bu o kadar da sorun değil.
Fears ise çok fazla top kaybı yapıyor ve savunma farkındalığı zayıf. Ancak bu, genç bir oyun kurucu için beklenen bir tablo. Fears, elit bir top hakimiyetine ve ışık hızında bir ilk adımına sahip — genç bir guard için öğretilemeyecek nadir yeteneklerden biri.
Pelicans hâlâ Batı’nın en kötü takımlarından biri. O pick büyük olasılıkla Hawks’a önemli bir yetenek kazandıracak ve bu çaylak ikili tahmin edilebilir düşüşler yaşayacak. Ama en azından Fears ve Queen, New Orleans taraftarlarına umut verecek iki sağlam neden sunuyor.
New York Knicks: Takviye Edilmiş
Yeni baş antrenör Mike Brown, Jalen Brunson’ı daha paylaşımcı bir hücumda top dışında daha fazla kullanmaya yöneltti. Ancak New York Knicks, sezonun büyük bölümünde ikincil oyun kurucu eksikliği yaşadı. Genel olarak Knicks’in hücumu ligde en iyiler arasında olsa da, Brunson kenardayken bu hücum ciddi anlamda düşüş yaşıyordu.
Kasım’dan Aralık’a geçişte, ikinci yıl oyuncusu Tyler Kolek rotasyonda daha istikrarlı bir rol üstlenmeye başladı. Her ne kadar Cavs karşısındaki Noel patlamasıyla dikkat çekmiş olsa da, öncesinde de haftalarca etkili bir oyun kurucu olarak katkı veriyordu.
Sonuç olarak: Kolek sahadayken ve Brunson kenardayken Knicks’in hücum verileri oldukça iyi.
Brunson dışarıdayken Kolek’in sahada olduğu dört en sık kullanılan beşliden üçü, sezon genelinden daha yüksek skor oranlarına sahip.
Elbette bir yedek oyun kurucunun etkisini abartmamak gerek. Kolek’in gerçek şut yüzdesi hâlâ lig ortalamasının altında ve onun oynadığı dakikalardaki başarıda savunma katkısı daha büyük — ki Kolek buna pek katkı sağlamıyor.
Yine de, Kolek Knicks’in uzun süredir ihtiyaç duyduğu türden bir yedek oyun kurucu gibi görünüyor. Hücumu işler tutabilecek biri.
Oklahoma City Thunder: Kırılgan

Artık kimse Oklahoma City Thunder’ın tek sezonluk galibiyet rekorunu kırmasından pek bahsetmiyor. Çünkü San Antonio Spurs bu hayalleri suya düşürdü; Thunder’a 12 gün içinde üç mağlubiyet tattırdı (bunlardan ikisi resmi kayıtlara geçti).
Görünüşe göre Oklahoma City’nin de zaafları varmış. Spurs’ün kullandığı silahları—7’5” boyunda, farklı bir düzlemde oynayan bir şutör guard ve agresif genç guard kadrosu—diğer takımların kullanması kolay olmayabilir ama en azından bir “şablon” artık mevcut.
Thunder, kanarsa kanıyor. Acı çekiyor. Maç kaybediyor. Yani ölümlüler.
Bir süreliğine, bunların hiçbiri geçerli değilmiş gibi görünüyordu. Ancak San Antonio, Oklahoma City’yi üç kez üst üste ve iki kez çift haneli farklarla yendi. Thunder hâlâ Batı’dan çıkmak ve şampiyonluk kazanmak için en güçlü aday, fakat Spurs bu ihtimallerin artık kesinlikten uzak olduğunu gösterdi.
Orlando Magic: Yetersiz
Orlando Magic, yaz aylarında Desmond Bane’i alarak ciddi bir “şimdi kazan” hamlesi yaptı ve daha yakın zamanda, eski piyango tercihi Anthony Black’ten patlama niteliğinde bir performans aldı. Ancak sakatlıklar, tıkanan hücum planı ve beklenmedik savunma düşüşü derken Magic, hâlâ yeterince iyi değil.
Orlando, bu sezon 42-43 galibiyetlik bir tempoda ilerliyor. Bu, geçen sezonki 41 galibiyetten biraz daha iyi ama 2023-24’teki 47 galibiyetin oldukça gerisinde.
Paolo Banchero büyük bir hayal kırıklığı yaşatıyor. Şut problemi daha da kötüleşmiş durumda. Özellikle dış atışlardaki başarısızlığı, onun gerçek bir playoff tehdidinde en iyi oyuncu olabileceğine dair inancı zayıflatıyor. Serbest atışları sayıca fazla ama attığı üçlüklerin dörtte üçünü kaçırıyor.
Franz Wagner’ın da kaçırdığı maçlar oldu, bu da takımın istikrarını olumsuz etkiledi. Wagner sağlıklı dönerse, Banchero şut problemini çözerse ve savunma geçen yılki formuna kavuşursa (bu noktada sağlıklı bir Jalen Suggs da önemli), Magic kaderini değiştirebilir. Ama şu anda ligin en hayal kırıklığı yaratan takımlarından biri konumundalar.
Philadelphia 76ers: Heba Edilmiş
2025-26 NBA sezonu, topa sahip olma mücadelesi üzerine kurulu. Takımlar, hücum ribaundlarına yükleniyor, tempoyu artırıyor ve savunma baskısını yükselterek rakiplerinden daha fazla sayı fırsatı yaratmaya çalışıyor.
Ancak toplam pozisyon sayısı kadar, o pozisyonlarla ne yapıldığı da önemli. En kolay şutları bile kaçırarak bu fırsatları heba eden takımlar ayakta kalmakta zorlanır.
Tam da burada belirtmek gerekir ki, zayıf kadrosuyla mücadele eden Pacers dışında, pota altı (1.5 metre içi) şutlarını en düşük yüzdeyle bitiren takım Philadelphia 76ers.
Tyrese Maxey’nin sıçraması ve güçlü guard derinliği sayesinde Sixers, 2025 yılını .500’ün üzerinde bitirmeyi başardı. Ama bir de şu basit turnikeleri biraz daha isabetli atsalar, kim bilir neler yapabilirlerdi…
Phoenix Suns: Sinir Bozucu
Bu bir iltifat aslında: Phoenix Suns, tempoyu yükselten ve savunma baskısını zirveye çıkaran oyun tarzıyla rakiplerini yıldırıyor. Kadroları da bu tarz için oldukça uygun.
Dillon Brooks çatışmadan asla kaçmayan, hatta bizzat başlatan bir oyuncu. Collin Gillespie kariyerindeki her dakikayı tırnaklarıyla kazıyarak aldığı için sahada sert bir enerjiyle oynuyor.
Ryan Dunn uzun kollarıyla sürekli rahatsız eden bir savunmacı. Grayson Allen hâlâ tartışmalı sertliğiyle tanınıyor. Mark Williams ise uzun kollarıyla ciddi şekilde bozucu etki yaratıyor.
Phoenix, tam saha baskıyı en çok kullanan takımlardan biri. Rakiplerini sahada diğer takımlardan daha yukarıda karşılıyor. Top çalma, pas arası ve boşa çıkan topları kapma istatistiklerinde ligin en üst sıralarında.
Rakipler bu takıma karşı oynamaktan hoşlanmıyor — bu da şampiyonluk adayı olmayan bir takım için söylenebilecek en güzel şeylerden biri.
Portland Trail Blazers: Dağınık
Portland Trail Blazers için kaos, planın bir parçası. Bu takım en iyi halini, savunmada baskı yapıp topu hızla ileri taşıyarak kendi sayı fırsatlarını aradığında gösteriyor.
Ancak bu oyun tarzının bedelleri de var. Aralık ayında, top kaybı konusunda lig lideriydiler ve sezon genelinde de en yüksek top kaybı yüzdesine sahip takım konumundalar. Takım kaliteli şut fırsatları yaratamıyor çünkü uzun süredir gerçek bir oyun kurucu olmadan oynamak zorundalar ve şut yaratacak bireysel yetenekler eksik.
Bu eksikleri, sürekli ribaund kovalamak ve potaya saldırmakla telafi etmeye çalışıyorlar.
Blazers, mevcut kadrosuna uygun bir tarzda oynuyor. Ancak sonuçlar gösteriyor ki daha fazla organizasyon ve daha iyi top kontrolü — yani sağlıklı oyun kurucular — mutlak ihtiyaç hâline gelmiş durumda.