Lakers’ın Bugünü ve Yarını: Gelecekte Kim Olacak?

21/Mar/18 22:19 Nisan 1, 2018

Semih Tuna

21/Mar/18 22:19

Eurohoops.net

Los Angeles Lakers, son birkaç sezondur Kobe Bryant’ın hüküm sürdüğü günlerin çok uzağında… Peki bundan sonra Los Angeles’ta neler olacak? Eurohoops Fırın yazdı!

By Yılmazcem Özardıç / info@eurohoops.net

Los Angeles Lakers, 1980’den 2010’a kadar geçen süreçte neredeyse ligin dibinden hiç düşmeyerek bu 30 yılda 10 kere şampiyon olmuş ve ligin modern tarihinin açık ara en başarılı takımı olmuştu. Ancak 2010’dan sonra üst üste iki yıl şampiyon olan kadronun temel direklerinin çeşitli nedeniyle düşüşe geçmeleri, takımın rol oyuncularının dağılması ve David Stern’ün NBA tarihine bundan 30 yıl sonra bakıldığında muhtemelen ‘kara leke’ olarak görülecek CP3 takasını vetosu sonrası Los Angeles ekibi yavaş yavaş düşüşe geçti.

12 Nisan 2013. Doğum günü olanlar dışında dünyada kim bu tarihi ezbere bilir? Los Angeles Lakers taraftarları. Kobe Bryant, 34 yaşındaki harap bitap vücudunun son gücünü kullanarak takımını hayal kırıklıklarıyla dolu, Nash-Kobe-Artest-Gasol-Howard beşinin isminin gölgesinde sakatlıklarla geçen sezonun ardından takımını dönemin yükselişteki takımı Golden State Warriors‘a karşı galibiyete taşımak için uğraşmaktadır. Bir, iki, üç. Üçüncü kez düştüğünde skor berabere, maçın son anları, Kobe savunmacısı Harrison Barnes’a ‘Bana tekme mi attın?’ diyor, olumsuz cevap alınca aşil tendonunun kopuk bağlarını eliyle birleştirmeye çalışıyor. Olmuyor tabii olur mu, gözlerinde yaşlarla serbest atış çizgisine gelen Mamba kopuk aşillerle 2’de 2 atıp sonra kendisi yürüye yürüye soyunma odasına gidiyor.

Kobe’nin bildiğimiz Kobe olduğu son sekans bu video. Sonrası farklı bir adam, farklı bir karakter. sakatlıklarla boğuşan ve son yılında kendisi 17 yıl bildiğimiz halinden tamamen farklı şekilde takımı kaybederken gülen, deplasmanlarda taraftarlara el sallayan, çok değişik bir Kobe Bryant. Kobe’nin Warriors maçında galibiyeti getiren serbest atışlarından, yani gerçek Mamba’nın basketbola veda edişinden Bryant’ın vücudunun bırakması arasında geçen süre ise Lakers‘ın ligin dibindeki günlerine denk geliyor. 2014 sezonu son haftada tek yıllık kontratlı, önceki takımlarından adeta kovulan oyuncularla (Nick Young, Kendall Marshall, Ed Davis, Xavier Henry, Chris Kaman gibi) alınan iki saçma sapan galibiyet Draft’a yatan LA için 7.sıraya düşülmesi anlamına geliyordu. O günden bu güne kadar ligin dibindeki Lakers‘ın bu süreçte seçtiği oyuncular şu şekilde:

2014: Julius Randle, 7.sıra. Jordan Clarkson, 46.sıra (Washington 3 milyon dolar nakit karşılığında Lakers’a bırakmıştı.)

2015: D’Angelo Russell, 2.sıra. Larry Nance, Jr., 27.sıra. Anthony Brown, 34.sıra.

2016: Brandon Ingram, 2.sıra. Ivica Zubac, 32.sıra.

2017: Lonzo Ball, 2.sıra. Kyle Kuzma, 27.sıra. Josh Hart, 30.sıra. Thomas Bryant, 42.sıra.

Lakers kötü geçen yıllarda bu oyuncuları Draft’tan seçerek ligin birçoklarına göre en iyi genç çekirdeklerinden birini oluşturdu. Jordan Clarkson ile Larry Nance bu yıl sonraki yıllarda maaş bütçesinde yer açmak için Cavaliers‘a gönderildi. Anthony Brown bekleneni veremeyip gönderildi. D’Angelo Russell, 2016 yılında verilen facia Timofey Mozgov kontratından kurtulmak için Brooklyn Nets‘e takas edildi. 2016 yılında Kupchak ile Jim Buss’ın imzaladıkları Mozgov ve Deng kontratları kendi ölüm fermanları da olmuştu ancak bu başka bir konu.

Lakers elindeki genç çekirdeği birbiriyle uyumlu olacak şekilde kurgulamayı başardı. Bu yıl takıma 1 yıllık kontratlarla katılan Brook Lopez, Kentavious Caldwell-Pope gibi isimleri de gençleriyle birlikte harmanlayıp bu yaz serbest kalacak iki süper yıldız LeBron James ve Paul George’un peşinden gitmek isteyen Magic Johnson ile Rob Pelinka ikilisi geldikleri günden bu yana yaptıkları takaslarla büyük planları için temelde gereken her şeyi yapmıştı. Tek bir şey dışında. Sahada kazanmak. Lakers, sezonun ortasında yaşanan Walton krizinin ardından buna da çözüm bulmuş gibi gözüküyor.

Lonzo Ball. Brandon Ingram. Ligin en güçlü MIP adaylarından biri olması gereken Julius Randle. Piyangodan çıkan Kyle Kuzma. Ligin önemli genç koçlarından biri olarak gösterilen Luke Walton. Magic Johnson. Los Angeles. Melekler Şehri. İki maksimum kontratlık maaş bütçesi boşluğu.

Yukarıda yazanlar Lakers’ın bu yaz, 2017 yazında kontratı bitiminde memleketinin takımı, çocukluk aşkı Lakers’a gitmek istediğini söylediği için Pacers‘tan Thunder‘a takas edilen Paul George’u ikna etme turlarında kullanacağı argümanlar. Paul George, OKC’de Carmelo ve Westbrook’la güçlerini birleştirip girdiği bu sezonda hala daha playoff potasından düşme tehlikesi yaşıyor ve o takımın kendi içindeki sistematik sorunlarının yanı sıra Russell Westbrook adındaki makine ile birlikte basketbol oynamanın ne kadar zor bir şey olduğunun farkına vardı. Thunder‘ın elindeki Westbrook Lakers’ın elindeki oyuncularının tamamının potansiyelinden yüksek bir seviyede olabilir. Ancak basketbol, oyuncuların ne kadar üst seviye olduklarını toplayıp sonuca göre başarının geldiği bir oyun değil.

Lakers sezona playoff hedefiyle başlasa da zaten tüm uzmanlar bunun gerçekçi olmadığını söylüyordu. Takım genç çekirdeğin ve koç Walton’ın net şekilde karakterinin sahaya yansıması sayesinde her maçın sürekli içinde, sürekli bir şekilde rekabetçi ancak yetenek ile tecrübe seviyesinin izin verdiği kadar galibiyet alan bir takım görünümündeydi. Genç takımlar zaten böyledir. Bir ateşle oynarlar ancak maç kazanma noktasında işler değişir. Lakers sezona böyle bir giriş yaptıktan sonra sakatlıklar ve hapistekilerle boğuştuğu bir dönem geçirip 12 Aralık ile 5 Ocak arasında 13 maç oynadı. Birini kazandı. O galibiyet de ligin en iyi takımı Houston Rockets‘a karşı deplasmanda geldi. Üst üste alınan 9 mağlubiyetten sonra takımın oyun kurucusu Lonzo Ball’un babası LaVar Ball Litvanya’da koç Walton’ın soyunma odasının kaybetmiş olabileceğine dair yorumlar yaptı. Lakers o günden sonra ayağa kalktı.

Takip eden süreçte oynadığı 23 maçın 16’sını kazanan Lakers, bu süreçte ligin en iyi 5.takımı oldu, hem savunma hem de hücum verimliliği istatistiklerinde en iyi 10 takımdan biriydi. Hem de bunu takımın en önemli iki oyuncusu Lonzo Ball ile Brandon Ingram’ın sakatlıkları ile kaçırdıkları uzun sürelere rağmen başardı. Son günlerde Lakers bir daha tökezlemiş görünüyor ancak bunun temeldeki nedeni Josh Hart ve Brandon Ingram gibi oyuncuların sakatlıkları nedeniyle oynayamamaları. Şu günlerde sezon başından beri gösterdiği performansla herkesi çok şaşırtan ve çaylak beşine girmesi kesin gibi gözüken Kyle Kuzma 3 numara oynuyor ve yedeği yok. KCP, 2 numara oynuyor ve yedeği yok. Ancak Lakers bir şekilde kazanmayı veya o eşiğe gelmeyi sürdürüyor.

Bunlar takımın çekirdeği ve Paul George’a yapılacak sunuma dair son derece iyi sinyaller. Los Angeles ekibinin bu yaz takım içinde de vermesi gereken çok önemli 4 karar bulunuyor. LeBron James ve Paul George gelmez, sadece George ikna edilebilirse bu durumda kontratları biten Isaiah Thomas, Kentavious Caldwell-Pope, Brook Lopez ve Julius Randle’a dair kararlar alınacak. Julius Randle diğer üç oyuncudan ayrılıyor çünkü hem sınırlı serbest olacak hem de yaş olarak kendisi genç çekirdeğin bir parçası, Lakers’ın draft edip geliştirdiği bir oyuncu.

Randle sezona vücudunu inanılmaz bir seviyeye çıkarmış şekilde girmesine rağmen koç Walton’ın dört numarada Nance, sonrasında da Kuzma’yı tercih etmesiyle birlikte Brook Lopez’in yedeği rolüne düşmüştü. Daha önceki senelere göre belki kontrat senesinin de motivasyonuyla savunmada çok daha yüksek konsantrasyonla oynayan, adam değişmelerde kısasının karşısında bir kısa gibi kalan ve hücumda ligin en ilginç ters eşleşmelerini yaratan bir oyuncuya dönüştü. Randle kendisini savunmaya çalışan 5 numaralar için çok çabuk, 4 numaralar için ise çok çok çok fazla güçlü kalıyor. Geçen sezonun All-Star arasından sonra denemeye ve atmaya başladığı üçlükleri bu sezon ileri götürmedi ancak gelişimindeki bir sonraki aşama bu olacak. Sezonun önemli bir bölümünü benchte geçirdikten sonra ilk beşe monte edilen Julius, rakiplerini içeride çiğ çiğ yemeye başladı ve 20 sayı 10 ribaunt istatistiklerini bir rutine dönüştürdü.

Randle bu sezon gösterdiği performansla Lakers‘ın gelecekte kadrosunda bulunması gerektiğini bence herkese gösterdi. Özellikle Paul George’u kadrosuna katmak isteyen, elinde Brandon Ingram gibi kollara sahip olan, Lonzo Ball gibi şimdiden ligin önemli savunmacı kısaları arasında bulunan bir takımın uzununun da Julius Randle gibi bir insan azmanı, savunmada her şeyi değişebilen bir oyuncu olması gerekiyor. Eğer LeBron ve George gelirse Randle’ın tahmin edilen 12-15 milyon dolar değerindeki yıllık maaş teklifi alması durumunda Lakers‘ın önünde Luol Deng’i takaslamaktan başka çare kalmıyor. Deng’in bu sezondan sonra 2 yıl için 36 milyon dolar değerinde bir kontratı kalacak ve bu sezon toplamda 13 dakika oynadı. Şaka değil gerçek. Deng’i takas etmek için takımın elindeki bazı gençlerden vaz geçmesi gerekecek. Dedikodulara göre bunlardan birinin mutlaka Kyle Kuzma olması bekleniyor. Lakers yönetimi buna yanaşır mı, sanmam. Bu yüzden Randle’ı hem George hem de James’in takıma katılması halinde tutmak çok ama çok zor.

Lakers Ball-Ingram-Randle üçlüsünün performanslarıyla yükselse de KCP ve Lopez’in katkılarını da göz ardı etmek olmaz. Sezon başında bu takımın 23 yaş üstü 2 rotasyon oyuncusu KCP ve Lopez’di. İki isim de kendilerinden beklenenleri sahaya yansıtamamıştı ancak Pope geçirdiği hapis günlerinden sonra önemli bir yükseliş geçirdi. Şut yüzdesini kullandığı şutların kalitesini artırarak yukarı çeken eski Pistons‘lı, savunmadaki pozitif etkisinin yanı sıra görece statik ve çok fazla tehdit yaratmayan oyunculardan oluşan Lakers hücumunun içinde çıktığı perdeler ve şut tehditi sayesinde önemli bir parça oldu.

Brook Lopez ise Nets‘te geçirdiği sezonların ardından Lakers kariyerine iyi bir başlangıç yapamadı. Takımın guardı Lonzo Ball’un alışma sürecinde onunla saha içinde iyi bir uyum yakalayamadı ve bir önceki yıl atmaya başladığı üçlüklere tam anlamıyla sevdalandı. Sorun şu ki Lopez’in şut stili tamamen boş atış üzerine. Üstüne çıkan bir savunmacı olunca şutu atamıyor bu da onun yüzdelerini etkiliyor. Lopez sezonun önemli bir bölümünde bunları çok zorladı. Son maçlarda ise hem Ingram hem de Hart’ın sakatlıklarıyla takım Lopez’i kariyerinin neredeyse tamamında olduğu gibi alçak postta kullanmaya başladı ve Lopez de kontrat yılındaki bu imkanı son dönemde geri çevirmedi.

Gelelim sezon sonu akıbeti belirsiz bir diğer oyuncu Isaiah Thomas’a. Boston’la geçirdiği inanılmaz sezonun ardından Irving takasında Cavs‘in yolunu tutan Thomas, oradaki inanılmaz karmaşa sebebiyle geri döndükten sonra yarı sağlıklı haliyle facia bir dönem geçirdi. Zaten savunmayla alakası olmayan, fiziksel defektlerini ‘ben hücum yapıyorum ya’ diyerek kapatmaya uğraşmayan bir oyuncudan bahsediyoruz. Hücumda eğer harika seviyelere çıkmazsa Thomas’ın herhangi bir hedefin peşinden giden bir takımda barınması imkansız. Maalesef ki onun kalça sakatlığı çabukluğu, çevikliği ve zıplamasından çok şey götürmüş. Şut seçimi zaten o fizikteki bir oyuncu için hiçbir zaman çok iyi olmadı ve bunlar birleşince takımın hücumda seviyesini aşağı düşüren bir oyuncu ortaya çıkıyor.

Halbuki Lakers‘ın en büyük sorunu topla yaratan bir oyuncu bulmak. Thomas’ın da hayatını kazanma şekli bu. Lakers Lonzo, biraz da Ingram dışında başka bir yaratıcıya çok ihtiyaç duyuyor (aslında ellerinde vardı ama, öhöm, D’Angelo Russell, öhöm, neyse) ancak Isaiah şu haliyle bu takıma iyi bir ikincil yaratıcı performansı veremiyor. Savunmada ise tüm yıl boyunca ‘drop coverage’ ile adam değişme stratejileri üzerinden giden ikili oyun savunması Isaiah sahada olduğu her saniye tamamen ICE’a dönüyor. Bu da herkesin fabrika ayarlarına yeniden bir reset atmak demek. ICE savunması temelde başka kimsenin rotasyonuna ihtiyaç duyulmaması üzerinden planlanan bir strateji olsa da Thomas o kadar kötü ki takım yine de onun adamına rotasyon getirmek zorunda kalıyor.

Thomas bu kadar zahmete değecek bir oyuncu değil.

Lakers’ın LeBron’ı alması bana göre pek kolay değil ve bu tamamen farklı bir yazının konusu. Ancak Lakers’ın sezon içindeki yükselişi hem LeBron hem de George için önemli birer unsur olacak. Eğer LeBron James kariyerinin son takımı olarak Lakers’ı seçmezse ve George Los Angeles’a, evine dönerse (sonuçta gün olur herkes evine geri döner) Lakers bazı kararlar almak zorunda kalacak. Yaklaşık 35 milyon dolarlık boşluğun 15’i Randle’a verilir mi? 2019’da serbest kalacak yıldızların peşinden gitme planını yedek strateji olarak gören Magic Johnson ile Rob Pelinka, kalan boşluğu bu yaz piyasanın çok kuru olmasından faydalanarak bir yıllık kontratlarla KCP, Lopez veya Isaiah için mi kullanır? Genç çekirdeğe şu haliyle uymuyor gibi görünen Thomas, sezon başından beri konuştuğu ‘eğer imkan verilirse ehe ühü’ edebiyatından takımda kalırsa vazgeçer mi? Bunlar çok değerli sorular. Cevaplarını Lakers, sezonun ortasından sonra yakaladığı galibiyetlerle dolu dönemde az çok aldı.

Ne kadarını uygulamaya dökebilecekler? Asıl soru işareti ve kulübün geleceğini belirleyecek unsur bu. Bu sorunun cevabı mı? Çok yakında, Temmuz 2018’de karşımızda olacak.

Basketbol gündemindeki en son gelişmeleri kaçırmamak için tıklayın!