by Preston Ellis, Çeviri: Arma Kaynar / info@eurohoops.net
Bu çevirinin tüm hakları Eurohoops Ltd. Şti.’ye aittir ve tamamının veya bir kısmının izinsiz kullanılması kesinlikle yasaktır.
Bu yazı 17 Eylül 2020 tarihinde BleacherReport’ta yayınlanmış ve uyarlanarak çevirilmiştir.
26 Ağustos gecesi Milawukee Bucks’ın boykot kararı alarak Orlando Magic ile oynayacakları maça çıkmamasının ardından Disney’in Coronado Springs’teki kampüsü Lago Dorado’da şarkılar ve kahkahalar yankılanıyordu…
Oyuncular arasında gerçekleştirilen gergin toplantının ardından NBA sezonunun devam edip etmeyeceği belirsizliğini koruyordu. Bu sırada daha sonra kendilerini Balkan Boys olarak adlandıran bir grup oyuncu, yemek yemek için bir araya gelmişlerdi.
“Çok duygusal ve çılgınca bir geceydi.” diyor Miami Heat’in oyun kurucusu Goran Dragic. “Ertesi gün neler yaşanacağına dair en ufak bir fikrimiz yoktu.”
Bu yemekte Balkan ülkelerinden çıkan Nikola Jokic, Boban Marjanovic, Luka Doncic, Goran Dragic, Vlatko Cancar ve Nikola Vucevic gibi oyuncular bulunuyordu.
Ivica Zubac, Mario Hezonja ve Jusuf Nurkin, bu ekibin toplandığı ilk gece orada değildi. Ancak grup, bir sonraki gün yemek için tekrar bir araya geldiğinde onlarda ekibe katılmıştı. Bir araya geldikleri ilk gece grup, benzer özelliklere sahip oldukları insanların yanında bulunma konforunu yaşayarak bir hayli eğlenmişti.
Yemeğin ardından hep beraber bir şeyler içmeye başladılar. Bunu da telefondan açarak dinledikleri şarkılar takip etti. Kol kola girerek beraber Hırvat, Sırp ve Bosna şarkıları dinliyorlardı. Bu şarkıların arasında Dzej’in Slavija ve Mitar’ın Ne Moze Nam Niko Nista isimli eserleri yer alıyordu.
O gece Orlando Fanusunda bir araya gelerek yemek yiyip bir şeyler içen tek oyuncu grubu onlar değildi. Fakat kesinlikle en çok onların sesi duyuluyordu.
“Restoranı adeta bir gece kulübüne çevirmiştik.” diyor Dragic.
Menüde ćevapi (kuzu veya dana etinden yapılan popüler bir Balkan yemeği) ya da rakija yoktu. Bu yüzden yıldız oyuncular, atıştırmalar ve Stellas içerek idare etti.
Eski Yugoslavyalı oyuncular tişörtleri, basketbol ayakkabıları ile oturmuş, Sırpça ve Hırvatça konuşarak Orlando Fanusunda geçirdikleri hayatı tartışıyorlardı. Covid-19 salgını esnasında ailelerinin ne durumda olduğu ya da ülkelerindeki basketbol liglerinin durumu sık sık tartışılan konulardı.
Ancak oyuncular en çok birbirleriyle şakalaşarak zaman geçiriyorlardı.
Kalabalık grubun en eğlenceli iki ismi olarak görülen Jokic ve Marjanovic, bu şakaların merkezinde yer alan isimlerdi.
“Jokic tam bir mizahşör” diyor Zubac. “Sürekli şakalar yapıyor. Boban da aynı şekilde. Gruptaki herkes baya komik ama o ikisi ön plana çıkıyor. Sürekli diğer oyunculara takılıyorlar.”
Bu şakalaşmaların arasında Jokic ve Marjanovic sık sık birbiriyle uğraşmaktan da geri kalmıyor.
Birbirlerinden yaklaşık olarak 250 kilometre uzaklıkta büyüyen iki Sırp pivot, sezon bittikten sonra memleketlerinde geçirdikleri süre esnasında aksiyon-komedi filmlerindeki polis ikilileri gibi bir kimya geliştirmişler.
“Jokic ve Bobi görebileceğiniz en komik insanlar.” diyor Dragic. “Sürekli olarak birbirlerine takılıyorlar. Birbirlerine laf sokup duruyorlar bu da bizim bütün gece gülmemizi sağlıyor.”
“Bobi’ye de bunu söyledim. Kesinlikle basketbol kariyeri sona erdikten sonra televizyona çıkmalı.”

Grubun en genç ismi olan 21 yaşındaki Doncic ise bu karakter spekturumun diğer tarafına daha yakın.
Mavericks’in yıldız oyuncusu, yapısı gereği biraz sessiz bir isim. Ancak beraber zaman geirmeye alışık olduğu bir arkadaş grubunda zamanla daha da açılıyor. Tıpkı oyunu gibi Doncic’in şakalarının da bir hayli etkili olduğunu söylüyorlar.
“Luka çok sakin birisi.” diyor Dragic. “Sessiz, sakin birisi. İnsanları dinliyor ve daha sonra bir anda herkesi kahkahaya boğacak bir şaka yapıyor.”
O gece grup yaklaşık altı saat boyunca şarkılar söyleyip içerek zaman geçirdi ve gece 02.00’ye kadar beraber oturdu.
“Gece geç saate kadar oturduklarını duydum.” diyor Zubac.
Bir sonraki sabah oyuncular, sezonun kaderine karar verecekleri oylamayı gerçekleştirmek için bir araya geldi. Playoffların devam edeceği belli olduktan sonra bir mesajlaşma grubu kuran ekip, aralarına Zubac, Nurkic ve Hezonja’yı da dahil etti.
Brunch’ta bir araya gelen oyuncular bir önceki gece bıraktıkları yerden şarkı söylemeye ve şakalaşmaya devam etti. Ancak bu sefer gün saatinde bir araya geldikleri için etrafları çok daha doluydu.
O esnada yakındaki bir masada oturan Portland Trail Blazers koçu Terry Stotts, Los Angeles Lakers ile oynayacakları 5. maç için son planlarını yapıyordu. Bu esnada Nurkin, koçundan bir grup fotoğrafı çekmesini rica etti.
Fotoğrafı atarken yaratıcı bir açıklama yazan Nurkic sayesinde “Balkan Boys” lakabı da doğmuş oldu.
“Çok beğendim.” diyor Zubac bu lakap hakkında. “Daha önce bunu duymamıştım ama gayet güzel olduğunu söylemem gerekiyor. Hepimiz Balkan topraklarından çıkmış iyi arkadaşlarız. Bu yüzden bu lakabın normal olduğunu düşünüyorum.”
İlk geceki grubun fotoğrafını sosyal medyada paylaşan ancak bu lakap aklına gelmeyen Dragic de bu grup ismini onaylayanlar arasında.
“Çoğu insan, büyük olasılıkla bu lakabın ne anlama geldiğini bilmiyor.” diyor Dragic. “Ancak biz bunun anlamını çok iyi biliyoruz.”
NBA’de mücadele eden diğer Balkan çıkışlı oyuncular arasında Bojan Bogdanović, Bogdan Bogdanović, Dario Šarić, Nemanja Bjelica, Dzanan Musa, Luka Šamanić, Alen Smailagić, Marko Gudurić ve Ante Žižić gibi isimler yer alıyor. Bojan Bogdanović, Bogdan Bogdanović, Šarić ve Bjelica da Orlando Fanusundaki grup ile çok yakın arkadaşlıklara sahip.
O güne kadar Balkon Boys, disney World’de beraber zaman geçirme fırsatını çok bulamamıştı. En azından bu kadar kalabalık olarak. Her oyuncunun izlemesi gereken farklı maç ve antrenman programları vardı. Bu da beraber zaman geçirmelerini daha zor hale getiriyordu.
Zubac da Orlando Fanusunda diğer isimlerin sahip olmadığı tarzda bir playoff deneyimine sahip oldu. Playoffların ilk turunda Marjanovic ve Doncic ile mücadele eden Zubac playoff konferans yarı finallerinde ise Jokic ile karşılaştı. NBA oyuncularının yaptığı boykot başladığı esnada Los Angeles Clippers ile Dallas Mavericks, hala birinci tur serisi oynuyordu. Bu üçlü, bir araya geldiklerinde sık sık birbirlerine oynadıkları maçlar hakkında konuşmaktan kaçınıyordu.
“Normali buydu.” diyor Zubac. “Seri hakkında çok konuşmadık… Sanki hiçbir şey olmuyormuş gibi davranıyorduk.”
82 maçlık normal sezon ve playofflar esnasında bu grup birbiriyle fazla iletişime geçemiyordu. Bu kadar kalabalık bir şekilde ise asla bir araya gelmemişlerdi.
Ancak sezon içerisindeki seyahatler esnasında ne zaman bu gruptan birkaç kişi aynı şehirde yer alsa beraber zaman geçirmek için iletişime geçiyorlardı.

“Oyunculardan birisinin takımıyla maç yapmak için şehirlerine gittiğimizde kesinlikle konuşuyoruz.” diyor Zubac. “Onlara mesaj atıp ‘hadi yemeğe çıkalım’ diyorum. Ya da evlerine gidiyorum ve beraber takılıp video oyunları oynuyoruz.” Bu grup içerisinde bir nesil farkı olduğunu da söylemek gerekiyor. Dončić 21, Jokić 25, Nurkić 26, Zubac 23, Čančar 23 ve Hezonja 25 yaşında. Bu oyuncuların hepsi henüz 20’li yaşlarının başında. Ancak grupta 34 yaşındaki Dragic, 32 yaşındaki Marjanovic ve 29 yaşındaki Vucevic de bulunuyor. Oyuncuların farklı ülkelerden geliyor olması da doğal olarak bazı farklılıkları beraberinde getiriyor.
Örnek olarak Dragic ve Zubac birbirlerini çok tanımıyor. Çünkü aralarındaki yaş farkı sebebiyle Avrupa’da oynadıkları dönemde birbirleri ile karşılaşma şansları çok olmadı. Ancak Dragic, tıpkı onun gibi Slovenya vatandaşı olan Čančar ile daha yakın bir ilişkiye sahip.
Disney’de yenen bu yemek, gruptaki oyunculardan bazılarının birbirleri ile ilk kez vakit geçirne fırsatıydı. Ancak konuştukları dilin, geldikleri kültürün ve sahip oldukları ideolojinin benzer olması Orlando Fanusunda biraz da olsa evlerindeymiş gibi hissetmelerini sağladı.
“Ben çok sevdim.” diyor Jokic. “Beraber eğleniyoruz. Aynı dili konuştuğumuz insanlarla fikirlerimizi paylaşıyoruz, sohbet ediyoruz. Gerçekten bu çok hoşuma gitti.”
“Amerika’da farklı bir ülkedeyiz ve bambaşka bir dil konuşuyoruz. Benzer bölgelerden gelen arkadaşlarınızla konuştuğunuz zaman biraz daha rahat oluyorsunuz çünkü onların nereden ve nasıl bir kültürden geldiğini biliyorsunuz. Bu yüzden bunun çok daha rahat olduğunu görüyorsunuz.” diye ekliyor Dragic.
Denver Nuggets koçu Mike Malone, NBA’in üç günlük arasının ardından Jokić ve Čančar’ın üzerinde geçirdikleri bu eğlenceli zamanların faydasını gördüğünü söylüyor.
“Avrupa kökenli bir blok partisi düzenlediler.” diyor Malone. “Benzer arka planlardan geldikleri insanlarla zaman geçirdiler. Bunun onlara çok yardımcı olduğunu düşünüyorum. O çocuklar, Orlando Fanusunda güzel zaman geçirmeye çalışıyorlardı ve bu çok doğal. Buna sahip olmaları bence muhteşem bir şey.”
Malone, grubun beraber çıktığı ikinci yemekte hepsini bir arada gördüğünü ve Balkanlar’dan çıkan basketbol yeteneklerinin çok etkileyeci olduğunu söylüyor.
“O bölgeden çıkan ne kadar fazla yetenekli oyuncu olduğunu görünce ister istemez ‘Yugoslavya dağılmasa çok kuvvetli olurdu.’ diye düşünmekten kendimi alamadım.” diyor Malone.
Bu konu, grupta yer alan oyuncuların da sık sık konuştuğu bir şeydi.
Ayrı ayrı ülkeler olarak Sırbistan, Hırvatistan ve Slovenya, uluslararası basketbol arenasında birer ekol ve sürekli olarak şampiyonluklar için mücadele ediyorlar. Ancak Yugoslavya dağılmasaydı Balkan Boys, aynı milli takım formasıyla mücadele edebilecekti. Bu da bu ekibin her Olimpiyatlarda ve Dünya Şampiyonası’nda Amerika milli takımının en büyük rakibi olacakları anlamına geliyor.
“Gerçekten çok iyi olabilirdik.” diyor Dragic. “Her turnuvada altın madalya için savaşırdık. İlk olarak çok geniş bir oyuncu grubundan takım oluşturacaktık. Birçok oyuncu arasında tercih yapılacaktı. Baktığınız zaman kadro seçim aşamasında bile çok ciddi bir rekabet olacaktı. Bu da birçok yetenekli ismi bir araya getirebileceğimiz anlamına geliyor.”
Bu grupta yer alan oyuncuların ülkeleri arasındaki savaş dolu geçmiş, tabii ki oyuncuların farkında olduğu bir şey. 1992 yılında Yugoslavya’nın dağılmasına sebep olan politik iklimin gayet farkındalar. Çünkü o dönemde yaşanan olayların etkisi, günümüzde hala o bölgede devam ediyor. Büyük olasılıkla da yıllar boyunca devam edecek bu olaylar, bu oyuncuların da hayatlarını belirli ölçüde şekillendirmiş durumda.
Ancak Balkan Boys’un güzelliği de tam olarak burada. Sırbistan, Hırvatistan, Slovenya ve Bosnalı bir grup genç sporcu bir araya geldiğinde tam olarak üstteki paragrafta saydığımız sebeplerden iyi anlaşamayabilirdi. Ancak onlar ülkelerinin arasında bulunan geçmiş, politik sorunlar ve savaşın onları ayırmasına izin vermiyor. Aksine bunu birleştirici bir faktör olarak göze alıyor.
“Geçmişi gözden çıkaramayız.” diyor Dragic. “Tabii ki savaşlarda kötü şeyler yaşandı. Ancak bunlar artık sona erdi ve geleceğe bakmamız gerekiyor. Hırvatistan’da birçok arkadaşım var. Ben yarı Sırp, yarı Sloven kökenli bir ülkeden geliyorum. Benim dedelerim Bosna’da yaşıyordu. Bu yüzden birçok farklı kültürün etrafında büyüdüm. Ortodokslar, Müslümanlar, Katolikler… Benim için bunların hiçbir farkı yok.”
“Günün sonunda hepimiz aynı ülkede yaşıyorduk. Birçok ortak noktamız vardı. Geçmişte yaşananları değiştiremeyiz. O zaman ben gençtim, savaş varken sadece 3 yaşındaydım. Bu konuyla benim bir alakam yok. Benim için o gruptaki herkes çok özel insanlar.”
Jokić, Dragić, Zubac ve Čančar, bu yazı yazıldığı esnada Orlando Fanusunda kalan son dört Balkan çıkışlı oyuncuydu. Dragic’in formasını giydiği Miami Heat, büyük bir sürprize imza atarak Milwaukee Bucks’ı eledi ve adını konferans finallerine yazdırdı. Clippers ile Nuggets arasında oynanan serinin ardından Jokic ve Čančar konferans finallerini oynamak için Orlando Fanusunda kalmaya devam ederken Zubac evinin yolunu tuttu.
Ancak Balkan Boys grubu hala aynı şekilde arkadaşlığına devam ediyor. Jokic ve Marjanovic, her fırsatta birbirilerine takılıyor. Grup hala kendi aralarında Sırpça ve Hırvatça konuşuyor. Grupta yer alan herkes için beraber yedikleri yemekler, Orlando Fanusunda geçirdikleri en eğlenceli anlardı.
Lago Dorado’da yer alan masalarında otururken Balkan Boys, Bosna ve Hırvatistan’ın halk türküsü olan Ne Moze Nam Niko Nista’yı (Tercüme: Hiç Kimse Bize Dokunamaz) söylemeye devam ediyordu. Bu şarkı, Balkanlarda fazla rakija tüketen grupların beraber söylemeyi en sevdiği şarkı ve Orlando Fanusundaki gecelerde de yankılanmaya devam etti…
Bizi kimse ayıramaz
Ayıramaz
Bize kimse dokunamaz,
Biz kaderden daha güçlüyüz
Bizden sadece nefret ediyorlar
Bizi sevmeyen çok var
Bize kimse dokunamaz
Biz kaderden daha güçlüyüz