by Melikşah Bayrav / info@eurohoops.net
Eurohoops Türkiye’nin Instagram hesabını takip etmek için tıklayın!
EuroLeague’de normal sezon heyecanı, özellikle ilk on sıra için oynanan birbirinden çekişmeli karşılaşmaların ardından geçtiğimiz hafta son buldu. Artık Playoff heyecanı için önümüzde çok az bir zaman kaldı.
Normal sezonun en keyifli basketbol oynayan takımlarından biri olan Valencia, beklentilerin bir hayli üzerine çıkarak ligde ikinci sırayı almayı başardı. Ancak İspanyol ekibini Playoff turunda epey zor bir rakip bekliyor.
Beklentilerin aksine normal sezonu epey istikrarsız geçiren Panathinaikos ise ligi yedinci sırada tamamladı. Play-In’de evinde Monaco’yu çok zorlanmadan geçen Ergin Ataman’ın ekibi, böylelikle yedinci sıradan Valencia ile eşleşti.
Valencia, normal sezondaki müthiş performansını Playoff’ta da sürdürerek tarihinde ilk kez adını Final Four’a yazdırmaya çalışacak. Panathinaikos ise kadro kalitesini sahaya yansıtıp adını OAKA’daki Final Four’a yazdırmak için parkede olacak.
Eurohoops, bugünkü serisinde heyecan dolu geçmesi beklenen Valencia – Panathinaikos eşleşmesinin ilgi çekici beş hikayesine göz atıyor.
Panathinaikos, Playoff’ta Vites Arttırabilecek Mi?

Panathinaikos, muhtemelen sezon öncesi bakıldığında 2025-26 EuroLeague normal sezon liderliği için en büyük aday olarak görülüyordu. Zaten halihazırda çok kaliteli bir kadroya sahip olan Yunan ekibi, bunun üstüne Lorenzo Brown ile vedalaşarak bir önceki sezonun en büyük yıldızlarından TJ Shorts’u kadrosuna katmıştı.
Ayrıca uzun rotasyonuna da Richaun Holmes gibi yüksek profilli olarak gözüken bir takviye yapılmıştı. Takımın ana uzunu Mathias Lessort’un ise çok vakit geçmeden geri dönmesi bekleniyordu. Yani kısacası Panathinaikos, yeni sezona zaten çok kaliteli olan kadrosunu daha da kaliteli bir hale getirerek başlıyordu.
Üstelik Final Four’un OAKA’da düzenlenecek olması da taraftarı en çok heyecanlandıran noktalardan biriydi. Hal böyle olunca Panathinaikos’un normal sezonu çok sağlam geçirerek Final Four’a emin adımlarla ilerlemesi bekleniyordu.
Ancak işler, hiç beklendiği gibi gitmedi.
Ergin Ataman’ın ekibi, normal sezon boyunca belirli aralıklar dışında bir türlü beklenen oyun istikrarını yakalayamadı. Yaz döneminin ses getiren transferi TJ Shorts, bir türlü ana plana monte edilemedi. Kısa rotasyonunda Nunn, Sloukas ve Shorts üçlüsü, sezon genelinde beklenen uyumu yakalayamadı.
Üstelik buna Mathias Lessort’un bir türlü geçmek bilmeyen sakatlığı da eklenince Panathinaikos, normal sezonun en çok iniş çıkış yaşayan takımlarından biri oldu. Lessort’un yokluğunda durumu idare etmesi beklenen Richaun Holmes, birkaç maç dışında beklentilerin çok uzağında kaldı. Buna koçla yaşadığı sorunlar da eklenince daha sezon bitmeden takımdan gönderildi.
Tüm bunlara ek olarak dört numaraların performansı da hayal kırıklığı yarattı. Takımın ana 4 numarası Juancho Hernangomez, sezon içerisinde özellikle üçlüklerde ciddi istikrar problemleri yaşadı. Takımın bir diğer 4 numarası Dinos Mitoglou da EuroLeague’de pek bekleneni veremedi. Bunun üzerine sezon ortasında ciddi bir kontrat karşılığında Nigel Hayes-Davis transferi yapıldı. Kadro kalitesi farklı boyutlara çıksa da beklenen istikrarlı oyun yine sağlanamadı.
Hal böyle olunca Panathinaikos, kadro kalitesine ve beklentilere rağmen ilk dört sıra yarışının uzağında kaldı. Bir önceki sezonu 22 galibiyet ve 12 yenilgiyle 3. sırada bitiren Yunan ekibi, bu sezon ise 22 galibiyet ve 16 yenilgiyle 7. sıraya geriledi. Takımın galibiyet yüzdesi ise sadece %57.9’da kaldı.
Üstelik Yunanistan Ligi’nde de işler pek yolunda gitmedi. Ezeli rakibi Olympiakos’a iki maçta da mağlup olan Panathinaikos, zirve yarışından erken koptu. Üstelik Iraklis, Kolossos ve Aris gibi takımlara karşı alınan beklenmedik yenilgiler de taraftarın endişesini bir hayli arttırdı.
Ancak Panathinaikos, halen herkesin hemfikir olduğu üzere kadro kalitesi bakımından EuroLeague’in en iyi takımı. Kendrick Nunn, TJ Shorts, Cedi Osman ve Mathias Lessort gibi önemli oyuncuların yanına bir de Nigel Hayes-Davis’in eklenmesi, hiç şüphesiz kadro kalitesini farklı boyutlara taşıdı. Hal böyle olunca Yunan ekibi, bu kaliteyi Playoff’ta sahaya yansıtmak isteyecektir.
Yine de bu noktada işleri hiç kolay olmayacak. Valencia, bu sezon EuroLeague’in en iyi hücum takımlarının muhtemelen başında geliyor. Kadro kalitesi bakımından Panathinaikos’un uzağında olsalar da durdurulması çok zor bir hücum kurgusuna sahipler. Bunu da Yunan ekibini normal sezonda oynadıkları iki maçta da yenerek gösterdiler.
Hal böyle olunca Panathinaikos’un bu turu geçebilmek adına Playoff’ta vites arttırması gerekiyor. Olası bir elenme senaryosu ve OAKA’da düzenlenecek olan Final Four’da olamamak, kulüp içindeki gerilimi çok arttıracaktır.
Valencia, İyi Gidişatı Playoff’a Taşıyabilecek Mi?

Valencia, bu yıl tartışmasız şekilde normal sezonun en flaş takımı oldu. Bu yıl bir sezonluk aranın ardından EuroLeague sahnesine geri dönen İspanyol ekibi, muhtemelen sezon başı Play-In yarışının bir parçası olmayı hedefliyordu. Çoğu kişi ise kadro kaliteleri itibariyle ilk 10’da olmalarını pek kolay görmüyordu.
Ancak onlar, sadece beklentilerin üstüne çıkmakla kalmadılar. Adeta tüm beklentileri ve tahminleri paramparça ettiler. Oynadıkları çok yüksek tempolu ve keyifli basketbolla çoğu basketbolseverin gönlünü kazandılar. Bunu yaparken de sezon içerisinde artan baskıya rağmen hep başarılı sonuçlar almaya devam ettiler.
Günün sonunda baktığımız zaman Valencia, kendileri için kusursuz denebilecek bir normal sezonu geride bıraktı. 38 maçta 25 galibiyet ve 13 yenilgi alan İspanyol ekibi, normal sezonu lider Olympiakos’un sadece 1 galibiyet gerisinde, yani 2. sırada tamamlamayı başardı. Muhtemelen kimse onlardan böyle bir başarıyı beklemiyordu.
Koç Pedro Martinez ise hak ettiği şekilde EuroLeague’de ‘yılın koçu’ ödülünün sahibi oldu. Geçtiğimiz yıl EuroCup’ta yılın koçu seçilen 64 yaşındaki çalıştırıcı, bu kez aynı başarıyı EuroLeague sahnesinde de tekrarlamayı başardı.
Rakamlara baktığımızda da Valencia’nın normal sezonda ne denli etkileyici bir iş çıkardığını görüyoruz. Maç başına neredeyse 91 sayı atan (90.9) İspanyol ekibi, EuroLeague’in en skorer takımı olmayı başardı. Bunu yaparken de çok tempolu ve hızlı bir basketbol oynayarak kendilerini rakiplerinden farklı bir yerde konumlandırdılar.
Geçtiğimiz sezon Paris, tıpkı Valencia gibi çok tempolu ve hızlı bir basketbol oynayarak Playoff biletini almayı başarmıştı. Ancak Paris’in asist rakamları, attıkları sayıya kıyasla epey düşüktü. Fransız ekibi, oynadığı aşırı yüksek tempolu basketbola rağmen ligin en az asist yapan takımlarından biriydi. Valencia’da ise böyle bir durum söz konusu değil.
Bu sezon maç başına 21 asist yapan Valencia, lider Olympiakos’un ardından ligin en çok asist yapan takımı konumunda. Üstelik buldukları sayıların yaklaşık %65’ini asist üzerinden buluyorlar. Aşırı yüksek hız ve temponun iyi bir top paylaşımıyla birleşmesi, ortaya durdurulması çok zor bir hücum kurgusu çıkarıyor.
Ancak yıllardır bildiğimiz üzere Playoff, normal sezona göre bambaşka bir ortam. Playoff vakti geldiği zaman eller daha çok titriyor, tempo düşüyor ve soğukkanlılığın, tecrübenin ve bire birlerin önemi artıyor. Normal sezonda fark yaratmış takımların Playoff’ta baskıyı yönetmekte zorlandığına daha önce birçok kez şahitlik ettik.
İşte Valencia’ya yönelik en büyük soru işareti tam olarak bu. Normal sezonda oynadıkları aşırı yüksek tempolu basketbolu Playoff’a ne denli taşıyabilecekler? Mesela geçtiğimiz sezon Paris, bu konuda temsilcimiz Fenerbahçe Beko’ya karşı çok zorlanmıştı. Tempo azaldıkça aradaki kalite farkı daha bariz şekilde ortaya çıkmış ve Fenerbahçe, üç maçı da kazanarak pek zorlanmadan adını Final Four’a yazdırmıştı.
Böyle bir senaryoda Panathinaikos, kadro kalitesi bakımından Valencia’dan bir hayli üstün bir takım. Dolayısıyla İspanyol ekibi için normal sezondaki tempoyu sahaya yansıtmak, bu serinin en önemli noktalarının belki de başında gelecek. Aksi bir durumda Panathinaikos‘un bu seriyi kazanma ihtimali ciddi şekilde artacaktır.
Ergin Ataman – Pedro Martinez Düellosu

Aslında Valencia – Panathinaikos serisi, iki koç arasında muhtemelen daha normal sezon bitmeden başladı. Normal sezonun 37. haftasında Valencia, evinde rakibini 102-84 ile farklı yenerek Playoff öncesi net bir mesaj verdi. Ancak maç sonu Ergin Ataman’ın basın toplantısı, içerisinde birçok dikkat çekici detay barındırıyordu.
Valencia’nın oynadığı yüksek tempolu basketbolu ‘fazlasıyla’ öven koç Ataman, İspanyol ekibi için ‘bu oyunla Lakers‘ı bile yenebilirler’ ifadelerini kullandı. Buna ek olarak ‘umarım Playoff’ta Valencia ile eşleşmeyiz’ sözleriyle de rakiplerinin oynadığı iyi basketbola vurgu yaptı.
Ancak bu sözler, Yunan basınında bazı kişiler tarafından pek hoş karşılanmadı. Ergin Ataman, basın toplantısında kurduğu ‘umarım Playoff’ta Valencia ile eşleşmeyiz’ cümlesi yüzünden eleştirildi. Bir kesim, Panathinaikos koçunun ‘böyle bir cümle kurmaması’ gerektiğini savundu.
Üstelik Valencia koçu Pedro Martinez de bu kadar övgüden pek hoşlanmadı. Ergin Ataman’ın Lakers sözlerini ‘yersiz bir yorum’ olarak nitelendiren koç Martinez, ayrıca Koç Ataman’ın sözlerini ‘mantıklı bulmadığını’ belirtti.
İkili arasındaki göndermeler, yakın zamanda da devam etti. Ergin Ataman, Play-In’de kazandıkları Monaco maçının ardından ‘Pedro Martinez’in kendisinden daha iyi bir koç olduğunu’ söyledi. Koç Martinez ise bu yoruma ‘Ergin Ataman benden daha iyi bir koç olsa bile sırf bu, bizi yenmelerine yetmez’ sözleriyle karşılık verdi.
Ancak bu seride baskı, hiç şüphesiz daha çok Panathinaikos’un üzerinde olacak. Final Four’un OAKA’da düzenleneceği bir yılda orada olamamak, kulüp içerisinde çok büyük bir yıkıma sebep olabilir. Üstelik Panathinaikos’un olmayıp Olympiakos’un orada olması, muhtemelen yaşanılan hayal kırıklığını en az iki kat daha arttırır.
Valencia içinse böyle bir durum söz konusu değil. İspanyol ekibi, daha şimdiden bu sezon için beklentilerin fazlasıyla üzerine çıkmış durumda. Panathinaikos’u eleyip Final Four’a kalmaları, onlar için epey ekstra bir senaryo olur. Açıkçası elenmeleri halinde kimse onları ‘başarısızsınız’ diye eleştirmeyecektir. Panathinaikos içinse tabii ki böyle bir durum söz konusu değil.
Ancak Ergin Ataman, kariyeri boyunca bu tür baskılarla çok iyi başa çıkabilmiş bir koç. Özellikle gerektiği zaman tüm baskıyı kendi üstüne alıp oyuncularını rahatlatmayı ne kadar iyi bildiğini anlatmaya gerek yok. Pedro Martinez ise 34 yıllık koçluk kariyerine rağmen Playoff seviyesine pek aşina bir isim değil.
Daha önce ilk ve tek Playoff deneyimini 2017-18 sezonunda, Baskonia ile yaşayan 64 yaşındaki çalıştırıcı, takımıyla temsilcimiz Fenerbahçe Beko’ya 3-1 elenmekten kurtulamamıştı. Dolayısıyla tecrübe ve ‘buraları oynama’ bakımından koç Ergin Ataman’ın Pedro Martinez’e kıyasla çok daha avantajlı bir noktada olduğu aşikar.
Tecrübe, Tecrübesizliğe Karşı

EuroLeague’de Playoff vakti geldiği zaman ‘tecrübe’ faktörü, normal sezona kıyasla çok daha önemli bir hale gelebiliyor. Playoff vakti geldiği zaman özellikle seri ilerledikçe eller titremeye başlıyor. Maçlar oynandıkça takımlar, adeta birbirini ezberliyor. Hal böyle olunca tecrübe, soğukkanlılık ve bire bir oynama becerisi gibi detaylar, çok daha büyük önem taşıyor.
Dolayısıyla Playoff tecrübesine sahip olmak, takımları rakiplerine kıyasla daha avantajlı bir hale getirebiliyor. Normal sezonda bambaşka oynayan takımların Playoff vakti geldiğinde ne kadar zorlanabildiğini daha önce defalarca kez gördük. İşte buralarda tecrübe faktörü, takımlar ve oyuncu grubu için fazlasıyla belirleyici olabiliyor.
Bu alanda Panathinaikos, rakibi Valencia‘ya kıyasla çok daha avantajlı bir konumda. Panathinaikos kadrosuna baktığımız zaman neredeyse her oyuncunun Playoff tecrübesine sahip olduğunu görüyoruz. Yunan ekibinin kadrosunda sadece Kenneth Faried ve Vassilis Toliopoulos, daha önce Playoff’ta sahne almadı. Ancak Faried, kariyeri boyunca üç kez NBA Playoffları’nda boy göstermiş bir isim. Toliopoulos’un ise bu seride süre alması büyük sürpriz olur.
Valencia‘ya baktığımızda ise bunun tam tersi bir senaryoyla karşılaşıyoruz. Takımın en önemli oyuncularından Jean Montero, Nate Reuvers, Brancou Badio, Kameron Taylor ve Omari Moore, kariyerlerinde ilk kez Playoff sahnesinde boy gösterecekler. Takımın geneline baktığımızda ise sadece iki oyuncunun Playoff tecrübesine sahip olduğunu görüyoruz.
Darius Thompson, kariyerindeki ilk ve tek Playoff tecrübesini geçtiğimiz sezon temsilcimiz Anadolu Efes ile yaşadı. Ancak bu serüvenin Thompson için pek iyi geçtiğini söylemek mümkün değil. Panathinaikos’a karşı beş maçta da çift haneli skor üretemeyen tecrübeli oyun kurucu, performansıyla hayal kırıklığı yarattı.
Takımın Playoff tecrübesine sahip bir diğer oyuncusu ise 32 yaşındaki uzun Matt Costello. Daha önce üç sezon boyunca Baskonia formasını terleten Costello, kariyerinin ilk ve tek Playoff tecrübesini 2023-24 sezonunda yaşadı. Ancak onun için de bu serüven pek iyi geçmedi. Baskonia, üç maçta da Real Madrid‘e kaybetti ve rakibini pek zorlayamadan elendi. Matt Costello ise seriyi 11.7 sayı ve 4.7 ribaund ortalamalarıyla tamamladı.
İki takımın koçlarına baktığımızda ise yine bariz bir tecrübe farkı görüyoruz. Ergin Ataman, bildiğiniz üzere daha önce defalarca kez Playoff sahnesinde koçluk yapmış, buraların nasıl oynanması gerektiğini çok iyi bilen bir isim. Üstelik baskıyı nasıl yöneteceğini de çok iyi biliyor.
Pedro Martinez’e baktığımızda ise benzer bir tablonun söz konusu olmadığını görüyoruz. Evet, 64 yaşındaki Martinez, Avrupa basketbolunun en tecrübeli koçlarından bir tanesi. Ancak EuroLeague ve Playoff tecrübesi çok sınırlı. Az önce bahsettiğim gibi kariyerindeki ilk ve tek Playoff tecrübesini 2018 yılında, Baskonia temsilcimiz Fenerbahçe Beko’ya karşı yaşadı. Sonu ise 3-1’lik elenmeyle bitti.
Hal böyle olunca iki takım arasında bariz bir tecrübe farkı olduğu çok açık. Valencia, bu farklı sezon boyunca yaptığı gibi tempolu, hızlı ve dinamik basketboluyla kapatmaya çalışacak. Panathinaikos ise Final Four biletini alabilmek adına tecrübesini sahaya en iyi şekilde yansıtmak için çabalayacak.
Panathinaikos‘ta Sahne Kimin Olacak?

Panathinaikos, bu sezon kadro kalitesi bakımından çok avantajlı bir konumda. Kadrosunda zaten Kendrick Nunn, Kostas Sloukas, TJ Shorts ve Cedi Osman gibi çok yetenekli oyuncuları bulunduran Yunan ekibi, sezon ortasında bu isimlerin yanına Nigel Hayes-Davis’i de ekledi. Hal böyle olunca kadrodaki yetenek seviyesi, çok farklı boyutlara çıktı.
Ancak bu kadar yıldızın bir araya geldiği takımlarda kimya sorunlarının ortaya çıkabildiğini daha önce defalarca kez gördük. Açıkçası Panathinaikos, bu anlamda özellikle uyum ve istikrar konusunda normal sezon içerisinde bazı sorunlar yaşadı.
Bir önceki sezon Paris’in ana top yönlendiricisi, ana skor opsiyonu, kalbi, beyni, her şeyi olan TJ Shorts, bu sezon Panathinaikos kadrosunda kendi rolünü bulmakta çok zorlandı. Kendrick Nunn ile iyi bir ikili oluşturması beklenirken böyle bir şey hiç olmadı. Topla Paris dönemine göre daha az oynadığı için şut tehdidinin sınırlı olması daha çok göze batmaya başladı. Bazı maçlarda 30 dakika oynadı, bazı maçlarda ise neredeyse hiç süre almadı.
Hal böyle olunca Panathinaikos’un Kendrick Nunn’a çok bağımlı bir takım olduğunu gördük. Nunn’ın oynamadığı veya erken faul problemine girdiği maçlarda Yunan ekibi, üretkenlik konusunda ciddi sorunlar yaşadı. Kostas Sloukas ise ilerleyen yaşıyla birlikte eskisi kadar uzun süreler alamıyor. Aldığında ise verimliliği düşebiliyor.
Açıkçası Nigel Hayes-Davis transferi, biraz da ‘Nunn’a olan bağımlılığın’ önüne geçebilmek için yapıldı. Panathinaikos kariyerine çok hızlı başlayan Nigel, EuroLeague’de bu sezonki ilk 9 maçının tamamında çift haneli skor üretti. 9 maçın beşinde 30 dakikanın üzerinde süre aldı, çoğunda ise epey top kullanabildi. Ancak son iki maçta bu durum biraz değişti.
Normal sezonun son haftasında Anadolu Efes‘e karşı 19 dakika süre alan Nigel, sadece iki ikilik ve iki üçlük kullandı. Play-In’deki AS Monaco maçında da tablo pek değişmedi. Bu kez 19 yerine 30 dakika süre alsa da yıldız oyuncu, yine çok az top kullanabildi. 30 dakikada sadece dört ikilik ve üç üçlük deneyebilen Nigel, maçı 2/4 ikilik ve 0/3 üçlükle 4 sayıyla tamamladı.
Maç sonunda ise galibiyete rağmen keyfinin pek yerinde olmadığı herkes tarafından görüldü. Takım kaptanı Kostas Sloukas, maç sonu takım galibiyeti taraftarla kutlarken Nigel Hayes-Davis’i de işin içine dahil etmeye çalıştı. Ancak Nigel, bu noktada pek istekli gözükmedi.
Panathinaikos için yıldızlar arasındaki uyum, serinin en belirleyici noktalarından biri olacak. Play-In’deki Monaco maçına damga vuran isim TJ Shorts oldu. Maç boyunca müthiş oynayan TJ, attığı 21 sayıyla takımının en skorer ismiydi. Ancak bu kez de Kendrick Nunn ve Nigel Hayes-Davis pek işin içinde değildi. Karşılaşmayı Nunn 8, Nigel ise sadece 4 sayıyla tamamladı. Ayrıca iki isim de çok top kullanamadı.
Valencia, oynadığı tempolu ve hızlı basketbol itibariyle birden çok hücumcusunu işin içine dahil etmeyi çok iyi bilen bir takım. Hal böyle olunca Panathinaikos, bu seriyi kazanmak istiyorsa mutlaka yıldızlarından istikrarlı şekilde skor katkısı almak zorunda. Aksi bir senaryoda Yunan ekibi, rakibinin dinamik hücumuna karşı çok kolay tahmin edilebilir bir görüntü sergileyebilir.
Basketbol gündemindeki en son gelişmeleri kaçırmamak için tıklayın!
EuroLeague gündemindeki son gelişmeleri kaçırmamak için tıklayın!