by Eurohoops Team / info@eurohoops.net
Eurohoops Türkiye’yi YouTube’da takip etmek için tıklayın!
Eurohoops Türkiye’yi Instagram’da takip etmek için tıklayın!
Bu yazı Bleacher Report’ta yayınlandı ve uyarlanarak çevirildi.
NBA’de offseason dönemi cesur davranan takımları ödüllendirir. İhtiyaçlarını erkenden ve kararlı şekilde gidermeye çalışan ekipler genellikle başarıya ulaşır. Sonuçta meşhur söz boşuna söylenmiyor: Korkan para kazandırmaz.
Yine de korku, offseason sürecinin ayrılmaz bir parçası olmaya devam ediyor.
Takımlar kadrolarını geliştirmeye ya da yeni bir yön çizmeye çalışırken, atacakları adımların olası olumsuz sonuçlarını da hesaba katmak zorunda. Yapılan hamle ne kadar büyükse, başarısız olmasının bedeli de o kadar ağır oluyor.
Değişen piyasa dinamikleri, astronomik seviyelere çıkan serbest oyuncu kontratları ve takımın gelecekteki esnekliğini azaltabilecek hamleler… Bu yaz hareketlilik peşindeki NBA ekiplerinin zihnini meşgul eden konuların başında bunlar geliyor.
Atlanta Hawks: CJ McCollum Çözüm Değil

NBA’de offseason dönemi cesur davranan takımları ödüllendirir. İhtiyaçlarını erkenden ve kararlı şekilde gideren ekipler genelde başarıya ulaşır. Sonuçta meşhur söz boşuna söylenmiyor: Korkan para kazandırmaz.
Yine de korku, offseason sürecinin büyük bir parçası olmaya devam ediyor.
Takımlar kadrolarını güçlendirmeye ya da yeni bir yön çizmeye çalışırken, işin olumsuz taraflarını da hesaba katmak zorunda. Yapılan hamle ne kadar büyükse, başarısız olmasının sonuçları da o kadar ağır oluyor.
Değişen piyasa şartları, astronomik seviyelere çıkan serbest oyuncu kontratları ve esnekliği kısıtlayan hamleler… Bu yaz hareketlilik arayan NBA ekiplerinin aklını kurcalayan konular bunlar.
Şimdi de tüm 30 takımın bu yaz korkması gereken bir noktaya bakalım.
Atlanta Hawks, Trae Young takasının ardından kadroya katılan CJ McCollum’u nasıl geri getirmesin ki? Özellikle playofflarda neredeyse tek başına iki maç kazandıran performansından sonra bu oldukça zor bir karar.
Jalen Johnson ve Nickeil Alexander-Walker liderliğinde Hawks’ın çoğu takımın imreneceği kadar kaliteli bir kanat-forvet rotasyonu var. Ancak Knicks serisinde takımın en büyük ihtiyacı olan birebir skor üretimi ve oyun kuruculuk konusunda McCollum öne çıktı. Evet, seri ilerledikçe New York Knicks, Atlanta’yı fiziksel olarak ezdi. Ama ilk maçlardaki McCollum etkisi inkâr edilemezdi.
Yine de Atlanta’nın asıl korkması gereken nokta burada başlıyor. Çünkü 34 yaşındaki McCollum’un o seviyeyi sürdürebileceğini varsaymak ciddi bir risk olabilir. Kariyerinin düşüş dönemine giren bir oyuncuya, kısa süre önce playofflarda parlamış olsa bile yüksek kontrat vermek takımın geleceğini zorlayabilir.
Boston Celtics: Hâlâ Yeterince Esnek Değiller
Boston Celtics geçtiğimiz yaz ve 2025-26 sezonu içinde ciddi maaş yüklerinden kurtuldu. Böylece ikinci apronun altına inip uzun vadeli cezalardan kaçınırken, son yılların en başarılı organizasyonlarından biri olarak zirve yarışında kalma umudunu da korudu.
Fakat tüm bu hamlelere rağmen Boston’ın hâlâ kadrodaki eksikleri giderecek kadar esnek olup olmadığı soru işareti yaratıyor.
Celtics’in muhtemelen ilk beş başlayan pivot Neemias Queta’nın üzerinde bir seviyeye ihtiyacı var. Ayrıca playofflarda sık sık yaşadıkları hücum tıkanıklıkları, potaya gidebilen yaratıcı bir guard eksikliğini de net şekilde ortaya koydu.
Lüks vergi sınırının altında olmak avantaj sağlayacak. Anfernee Simons takasından gelen 27.7 milyon dolarlık trade exception da önemli bir koz. Ancak bu istisnanın ya da mid-level exception’ın kullanılması halinde takım yeniden ilk apron sınırına dayanacak.
Peki Boston, bu eksikleri giderirken gelecekteki hareket alanını daraltmadan ilerleyebilir mi? Üstelik ellerindeki takaslanabilir ilk tur hakları da yalnızca 2027, 2031 ve 2033 seçimlerinden oluşuyor.
Brooklyn Nets: Serbest Oyuncu Pazarı Öldü
NBA’de bu yaz maaş boşluğu olan takım sayısının azlığı, yıldız oyuncuların serbest kalmak yerine uzatma imzalaması ve piyasadaki üst düzey isim eksikliği, oldukça sessiz bir free agency dönemi yaşanacağını düşündürüyor.
Ancak Brooklyn Nets için asıl korkutucu olan, bu sessizliğin uzun vadeli bir trende dönüşmesi olabilir.
Nets’in 2024’te ilk tur draft hakkı yoktu. 2025’te franchise oyuncusu bulamadılar. Bu yıl ise yalnızca 6. sırayı elde edebildiler ve ayrıca 2027 ilk tur seçim hakları da kendi kontrollerinde değil. Draft lotaryası sisteminde yapılması beklenen reformların, kötü takımların şansını daha da azaltması gündemde.
Yani Brooklyn birkaç kötü sezon geçirmesine rağmen beklediği draft ödülünü alamadı ve artık başarı için en büyük umutlarından biri serbest oyuncu pazarı haline geldi.
Elbette büyük pazarda oynamaları ve geçmişte yıldız oyuncuları çekebilmiş olmaları onları diğer takımlara göre avantajlı kılıyor. Ayrıca bu yaz ciddi harcama gücü bulunan üç ekipten biri olmaları da önemli bir artı. Ancak yine de geleceği free agency’ye bağlamak, oldukça riskli bir strateji gibi görünüyor.
Charlotte Hornets: Coby White Çok Pahalıya Patlayabilir
Charlotte Hornets’ın Coby White hamlesi ilk bakışta biraz garip görünüyordu. Çünkü takım zaten LaMelo Ball ve Kon Knueppel liderliğinde ligin en heyecan verici genç hücumlarından birini oluşturmaya başlamıştı.
Fakat White tamamen pozitif bir katkı verdi. Özellikle Knueppel’ın Play-In’de düşüş yaşadığı bölümde onun varlığı kritik hale geldi. Miami Heat karşısındaki 9/10 maçında ortaya koyduğu clutch performans ve maçı uzatmaya götüren üçlüğü, sezonun en unutulmaz anları arasına girdi.
Hornets’ın White’ı takımda tutmak istemesi son derece doğal. Ancak asıl soru şu: Charlotte, onu elde tutabilmek için piyasanın üzerine çıkmaya hazır mı?
Chicago Bulls’un ciddi şekilde devreye girmesi beklenmiyor. Ancak Los Angeles Lakers ve Brooklyn Nets gibi maaş boşluğu bulunan takımların ilgisi fiyatı ciddi şekilde yükseltebilir.
Charlotte, White takasının işe yaradığını görmüş olabilir. Ama yine de kadroda forvet ve pivot ihtiyaçları dururken üçüncü bir guard’a gereğinden fazla para bağlamanın risklerini dikkatle değerlendirmek zorunda.
Chicago Bulls: Yön Değişikliği Çok Geç Geldi
Eğer NBA, gündemdeki yeni draft lotaryası reformlarını kabul ederse, bundan en büyük darbeyi alacak takımlardan biri Chicago Bulls olabilir.
Yıllardır vasatlığın içinde sıkışıp kalan, sürekli Play-In kovalamaya çalışan ve tam anlamıyla yeniden yapılanmaya yanaşmayan Bulls, sonunda bu sezonki trade deadline döneminde gerçeği kabul etti. Zirveye çıkmanın yolu bazen dibe vurmayı gerektiriyordu. En azından eski lotarya sisteminde mantık buydu; ligin en kötü takımları, franchise oyuncusu olabilecek bir yıldızı seçme konusunda en yüksek şansa sahipti.
Ancak artık şartlar değişiyor.
Bulls’un yaklaşık 54 milyon dolarlık maaş boşluğu ve 2026 Draftı’nda 4. sıra hakkı bulunuyor. Fakat yeni sistemde özellikle bilerek kötü olmak büyük avantaj sağlamayabilir. Hatta gelecek sezon ligin en kötü üç takımından biri olurlarsa, 1 numaralı seçimi elde etme ihtimalleri 4 ile 10. sıralar arasında bitiren ekiplerden daha düşük olabilir.
Bu yüzden Chicago’nun elindeki 4 numaralı seçimi kusursuz değerlendirmesi gerekiyor. Çünkü uzun süre boyunca sahip olacakları en değerli draft hakkı bu olabilir.
