Real Madrid – Anadolu Efes: Son Şampiyon Palacio’da Kalıp Koyamadı

2021-10-01T08:10:25+00:00 2021-10-01T08:31:24+00:00.

Semih Altınbaş

01/Eki/21 08:10

Eurohoops.net

Eurohoops Fırın her hafta temsilcilerimizin EuroLeague maçlarını analiz etmeye bu sezon da devam ediyor. Efes’in Real Madrid yenilgisiyle başlıyoruz.

by Semih Altınbaş / info@eurohoops.net

Bu yazının tüm hakları Eurohoops Ltd. Şti.’ye aittir ve tamamının veya bir kısmının izinsiz kullanılması kesinlikle yasaktır.

Turkish Airlines EuroLeague’de 2021-2022 sezonu heyecanı başladı ve açılış gününde Anadolu Efes de sahaya çıktı.

Eurohoops Fırın olarak ise geçen sezon başladığımız maç analizleri geleneğini devam ettirmek noktasında kararlıyız.

Son şampiyon Anadolu Efes, Palacio’da (WiZink Center) Real Madrid‘in konuğu oldu. Lacivert-Beyazlılar bu mücadeleyi 82-69’luk skorla kaybettiler.

Pablo Laso’nun yönettiği Real Madrid‘de Thomas Heurtel ve Guerschon Yabusele 15 sayı, Walter Tavares 13 sayı – 12 ribaund, Nigel Williams Goss 9 sayıyla oynadı.

Ergin Ataman’ın komutasındaki Anadolu Efes‘te Shane Larkin 21 sayı, Filip Petrusev 17 sayıyla en skorer oyuncular oldu. Geçen sezonun MVP’si Vasilije Micic 9 sayı kaydetti.

İsterseniz çabucak maçın değerlendirmesine geçelim…

Fizik

Karşılaşmaya Real Madrid, Walter Tavares – Guerschon Yabusele – Adam Hanga – Fabien Causeur – Nigel Williams-Goss beşiyle başlarken Anadolu Efes‘te sahadaki beşli Bryant Dunston – Adrien Moerman – Krunoslav Simon – Rodrigue Beaubois – Vasilije Micic şeklindeydi.

Efes karşısında fiziksel üstünlüğünü kullanarak maça başlayan Real Madrid maça 12-0 gibi bir seriyle başlayınca Ergin Ataman’ın Filip Petrusev kozunu masaya vurması gerekti. Petrusev’in oyuna dahil oluşuyla ikili oyunları iyi işleyen Efes bir aralık skora ortak olmasını bildi.

Filip’in Tavares karşısında çemberden uzak kalıp gerektiğinde çembere yakınlaşabilmesi bir an için önemli bir veri oldu ancak Ergin Ataman’ın o fiziksel üstünlüğe karşı Chris Singleton ve James Anderson’ı parkeye atması gerekti.

Savunma bazında Efes’in ikili oyun savunmasında Vasilije Micic’in çok zayıf kalması farkın gitgide açılması noktasında önemli bir faktör olurken Pablo Laso’nun bir Real Madrid klasiği olan ikili oyun sonrası topsuz perdeden kanat çıkarma oyunlarını Alberto Abalde ve Rudy Fernandez gibi isimler üzerinden ilerletmeye çalışması da Efes’i epey çözen meselelerden birisi oldu.

Tavares olmadığında Vincent Poirier’nin fiziksel olarak bir baskınlık oluşturması cidden Real Madrid’i çakı gibi bir takım haline getirecek kadar değerli rotasyonel değişiklik olmuş. Her şartta size bakımından üstün kalmayı başarmaları çok özel.

İkili oyunlar özelinde ise Tavares veya Poirier’den hangisi sahadaysa onun yanında Hanga ya da Abalde’nin oyunu kontrol eden tarafta olduğu oyunları işletmeyi çok iyi başardılar. Laso hazırlık kampında orada güzel kombinler oluşturmayı bilmiş. Öte yandan Thomas Heurtel’i de işin içine sokmaları, Williams-Goss’tan aldıkları dış şut katkısı gibi ekstralar farkı iyiden iyiye artıran faktörlerden başlıca olanlarıydı.

Bu süreçte Efes yalnızca Shane Larkin’in patlayıcılığı ve klasik kısa kesilen üçlüklere varan ikili oyunlarıyla üretim sağlayabildi ve ilk yarı epey farklı tamamlandı.

Guerschon Yabusele’nin sırtı dönükleri üzerinden dağıttığı toplar ve bunu hareketli yapabiliyor olması da Real Madrid adına çok faydalı oldu. Bu şekilde uzunlar arasında iletişimi de koparmadan devam ettirerek Efes’e çok zorluk çıkardılar. Efes eğer fiziksel bir zorluk çıkarabilmiş olsaydı bu kanalı kapatacak adımları da atabilirdi ama yalnızca Petrusev de değil; Pleiss da bu ihtiyaca yanıt veremedi.

Micic’in içeri drivelarını çok etkili savunmaları zaten beklenebilecek senaryolar arasındaydı. Tavares kulaç uzunluğuyla zaten bu dalışları kontrolü altında tutabilen muhteşem bir savunmacı ancak Efes’in bu drivelar üzerinden köşelerdeki şutörleri kullanmasını da engelleyecek kadar iyi savunma yerleşimiyle karşımıza çıktılar.

Bu maç adına hiç değilse Petrusev’in çizginin dışında vakit geçirebilecek bir uzun olmasının rakip uzunlara nasıl bir müşküllük yaşatacağını görmek önemliydi. Filip, Tavares’in üstüne hem ilk çeyrekte hem de 3. çeyrekte gittiği anlarda etkili sonuçlar aldı.

Boyalı alanda kurulan Real Madrid tiranlığı da Efes’i çok müşkül durumlar içerisinde bıraktı. 47’ye 21 ribaund gibi bir fark olabilir mi? Olabiliyormuş işte. Hatta bu maçın iyice dağıldığı son çeyrekte Real Madrid bu kadar oyunu salmasaydı ilk 3 çeyreğin sonunda Efes’in 11 ribaundu vardı.

Real Madrid savunması maç genelinde olağanüstü iş çıkardı ve yalnızca Efes’i 70 sayının altında tuttukları bir maçı değil; onları psikolojik olarak da kontrol altına aldıkları bir maçı tamamladılar. Efes, Rodrigue Beaubois’yı maç boyunca hiç kullanamadı. Geçen gün oynanan Merkezefendi maçında çok etkili olan Moerman’dan hiçbir şey üretemedi. Böyle gider de gider.

Micic hücumda yine bir üretkenlik sağlamak peşindeydi ve bu eforu da takdire şayandı ancak önce show-up’larda ve devamında boyalı alanda Tavares’in varlığı onu dış şut ritmini bulmaya itti. Yalnızca 6’da 2 üçlük isabetiyle oynayınca da o ritmi hiç bulamadı. Bu maçlar ekstraları ister. 6’da 4’ü, 5’i ister. Özgüvenli bir günündeysen ekstra denemeni ister.

Dünkü Efes hücumunda Micic, Larkin ve Petrusev harici hiçbir oyuncu bir şeyleri rayına oturtabilecekmiş gibi bir görüntü vermedi ve bu da Efes gibi 4 yıldır beraber oynayıp üstüne bir de EuroLeague şampiyonu olmuş; kimyasıyla tüm dünyaya nam salmış bir takıma yakışmadı.

2021-2022 Real Madrid’e karşı bu iş biraz fizikli olabilme, temasa gelebilme işi olacak gibi duruyor. Çok becerikli bir kadroları ve dahi bir koçları var ancak aynı zamanda çok kalıplı bir takım da oldular. Bu sebeple onlarla baş etmek her zaman çok kolay olmayabilir.

Filip

Filip Petrusev dün akşam oynanan maçta 17 sayıyla oynarken boyalı alanda öyle pek de göze çarpar bir ribaund katkısı sağlamadı. 2000 doğumlu yıldız adayının hücumda sergilediği performans bir noktada ilk maçına göre çok etkili gözüküyor.

Fakat savunmada temaslara ne kadar gelip gelemediğiyle özellikle Real Madrid gibi bir maçta sorgulanması çok da zor değil. Çünkü Ergin Ataman da dün akşam bu açığı kapatacak herhangi bir özneyi sahaya süremedi. Sürseydi de zaten Efes en fazla 21 değil, 25 ribaund almış olacaktı; 3-5 sayı az yemiş olacaktı.

Real Madrid oyuna çok odaklıydı, kalıplıydı ve hiçbir şekilde bir savunma boşluğu vermeye niyetleri yoktu. Petrusev bunu zaman zaman yıkan isim oldu. Larkin’le oynadığı ikililerden, Tavares’i dışarı çekip üzerine gitme eğiliminden yola çıkarak bunu söylemek güç değil.

Efes’in Moerman’ı ve Singleton’ı istediği düzeyde kenarlara açamadığı, onlara dış şut imkânı tanınmayan bu maçta Petrusev’den bu noktada daha efektif bir yerleşim beklerdik ancak üzerindeki sorumluluk da dün akşam özelinde çok fazlaydı.

Daha iyi olabilir gibi görünüyor ve umuyoruz ki olsun. Çok önemli bir potansiyel ve Efes’in bu sezon ona güvenmekten başka şansı şimdilik yok.

İlk Maçın Günahı Olmaz

Efes’in nasıl bir yolda olduğunu görmemiz için ligin daha birkaç hafta oynanması gerekiyor. Merkezefendi ve Real Madrid maçlarında can sıkan bir mesele olarak savunmada varlık gösterememe, sürekli bir fiziksel eksiklik durumu vuku buldu.

Dün akşam Micic’in de ikili oyun savunmasında sorun yaşaması ve yerleşimde rakibe fazlaca boşluk verilmesi, o alanın tanınması farkı yaratan başlıca etkenler arasındaydı. Ergin Ataman’ın da dediği gibi bu agresiflik seviyesiyle 30-40 sayı farkla da kaybedebilirlerdi.

Yine de ilk maçın günahı olmaz, son şampiyondur diyoruz. Oturması gereken şeyler olduğundan ötürü biraz beklemek gerektiği kesin.

Hem hatırlarsınız, geçen sezon da Efes’in başlangıcı çok iç açıcı değildi. Takım halinde sezon başlarında biraz zamana ihtiyaç duyduklarını biliyoruz. Bu sezon başında diğer sezonlardan farklı olarak Shane Larkin’in kadroda olması ve ritimli de oynaması güzel gelişme.

Efes’in zayıflıklarının üzerine gitmesini ve gün geçtikçe daha iyi olmasını bekleyeceğiz.

Basketbol gündemindeki en son gelişmeleri kaçırmamak için tıklayın!
EuroLeague gündemindeki son gelişmeler için tıklayın!